27 Mart 2013 Çarşamba

Film Eleştirisi: Seven Psychopaths / Yedi Psikopat (2012)



 


 2008 yapımı In Bruges, hem polisiye öyküsünü giderek melankolikleşen bir çizgiye kaydırması, hem de kendine özgü mizah anlayışıyla dikkat çeken bir filmdi. Farklı türleri biraraya getirmedeki hüneri ile dikkat çeken Martin MacDonagh, 4 yıl sonra yeni filmi Seven Psychopats ile geri döndü…


Belli ki MacDonagh, kendisini yıldız yönetmen statüsüne yükseltecek kadar etkili bir filmden sonra yeni projesini belirlemede zorlanmış. Hem verdiği araya, hem de Seven Psychopats’e bakarak bu kanıya varmak mümkün. Zira Seven Psychopats, bir tıkanıklık sürecinin ürünü gibi duruyor. Bir kere başkarakterimiz yazma konusunda sıkıntı yaşayan bir senaryo yazarı! Arkadaşlarıyla birlikte kendisini Shih-Tzu cinsi bir köpeğin kaçırılması olayının ortasında buluyor yazarımız. Sonra işin içine alakalı alakasız bir grup “psikopat” sırasıyla dahil oluyor. Hepsinin biraraya gelip bir öykü yaratmasını beklemeye başlıyoruz. İlk yarıda bolca “Tarantinesk” diyaloğa rastlamak da mümkün. İlk yarıdaki haliyle bolca örneğini izlediğimiz postmodern bir suç filmi izleyeceğimizi düşünürken, ikinci yarıda film bambaşka bir yere yürüyor. Postmodernlik durumu halen geçerli ama iş beklediğimizden çok daha absürd bir yere kayıyor…




Senaryo yazarı, filmin ilk yarısının sonlarına doğru, ikinci yarısı tamamen bir çölde konuşan insanlarla geçen bir senaryo yazmak istediğini söylüyor. Arkadaşı ise buna karşı çıkıyor. Buna rağmen iş yazarın istediği yöne gitmeye başlıyor ki o noktada arkadaşı devreye giriyor ve aksiyonu devreye sokmak çin herşeyi göze alıyor. Film içinde film  numarasını kullanan yapım, bence ikinci yarıda bayat bir havaya giriyor. Her ne kadar klişe de olsa ilk yarıdaki hali çok daha eğlenceli. İnsan düz bir şekilde ilerlese nasıl bir film olurdu demekten kendini alamıyor. Ama MacDonagh, tercihini orijinal bir film çekmekten yana kullanınca bence film akmamaya başlıyor. Zira böyle yazma sıkıntısı üzerinden orijinal bir film kurmak da ilk yarıda denenen modelden daha kolay değil. Aslında böyle bir yapının çok orijinal olduğunu söylemek de artık mümkün değil. Çünkü bu modeli kullanan çok fazla film izledik...


İkinci yarı, içerdiği onca tuhaf gelişmeye ve birbirinden ilginç sahnelere rağmen akılda kalıcı olmayı başaramıyor. İlk yarıda belli bir öykü takip etmeye başlayıp, ikinci yarıda birden kendi üzerine düşünen bir filme dönüşmesi yapısal olarak filmi bir bütün olmaktan uzak tutup kuru bir denemeye dönüşmesine yol açıyor.  Herşeye karşın oldukça eğlenceli ilk yarısı ve ikinci yarıdaki yön değiştirişi ile tuhaf bir yapı kuruyor Seven Psychopats. Oyuncu kadrosu da filmi izlemek için yeterli bir sebep olabilir. Colin Farrell biraz tutuk bir performans gösterse de Sam Rockwell, Woody Harrelson, Christopher Walken gibi isimleri performansları gayet başarılı...


Filmin Notu : 3 / 5

0 yorum:

Yorum Gönder