26 Kasım 2010 Cuma

A Nightmare On Elm Street / Elm Sokağında Kabus (2010)



Elm Sokağı Serisi ve Freddy karakteri, 80'li yıllarda tam bir külttü. Hatta serinin devam filmleri ve TV gösterimleriyle birlikte bu fenomen 90 lara kadar uzanmıştı ve benim gibi çocukluk dönemini 90'larda yaşayanlar için bir nevi 'korku sinemasına giriş' kimliği taşıyordu belki de. Kendi adıma korku sinemasına gözlerimi açmamı sağlayan filmlerin bu filmler olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim...

Elbette çocukluk yıllarıma dair hoş bir seda olan filmlerin böylesi kötü yeniden çevrimlerle yeni kuşaklara tanıtılmasından rahatsızlık duymamam mümkün değil. Şimdi üzerinden yıllar geçtikten sonra, o ilk filmlerin de kusursuz filmler olduklarını düşünmüyorum tabii ki. Ancak ne olursa olsun Wes Craven filmleri, Freddy'i gençlerin, kendinden önceki kuşağın ölümcül hatalarının cezasını çekmesi üzerinden getirdiği, dönemi için taze altmetinsel derinliği ve sistem eleştirisiyle, Robert Englund'ın özellikle serinin devam filmlerinden itibaren kendi kendisinin parodisi olmaktan çekinmeyen ve kendine has bir mizah anlayışı yerleştirdiği Freddy Krueger karakteriyle, orjinalliği tartışılamayacak bir korku serisi oluşturmuştur.

Yeni filmin yönetmenliğini, başarılı videoklipleriyle tanınan Samuel Bayer'in üstlenmiş olması umut verici olsa da maalesef film, herhangi bir orjinallik taşımıyor. Dolayısıyla bu filmle ilgili söyleyebilecek maalesef çok fazla şey yok. Serinin eski hayranlarının beğenmesi mümkün olmayacağı gibi böylesi bir filmle yeni kuşakları kendisine hayran bırakması da ne yazık ki imkansız. Bunun için çok daha taze bir bakışa ihtiyacı var kahramanımızın. Öte yandan, yeniden çevrim korku filmlerinin hemen hepsinde gördüğümüz, 'eski filmin almetinsel zenginliğini yok etme' metodu bu filmde de ne yazık ki başarıyla uygulanmış! Eski-yeni kuşak çatışması üzerinden sistem eleştirisine gitmek için 80'ler çok uygun yıllardı tabii. Bugünün dünyası üzerinden böyle bir yapı kurmak o kadar kolay değil belki ama zaten yönetmen ve senaristin de öyle bir şeyi hedeflediği yok. Tek amaç rüya alemleri içinde öldürülen gençlerin görüntülerini ardarda dizmek...



Aslında gerilim yaratmada yönetmen hiç fena sayılmaz. Özellikle final bölümüne kadar bir şekilde filmi taşımasını biliyor. En azından bu açıdan hedeflenen başarılmış gibi. Elbette final bölümü işin fikirsel boyutunun hepten dağıldığı bölüm oluyor. Aileler ve çocuklar arasındaki ilişki üzerinden, o noktaya kadar Wes Craven'ın kurduğu gibi bir yapı da kurmadığı için finalde iyice ahlakçı bir yapıya bürünüyor film...

Filmi, sadece korku sineması adına ne bulsam izlerim diyen sinemaseverlere tavsiye edebilirim. Belli noktaya kadar koruduğu gerilimi hissi, korkuseverlerin bir kısmını memnun edebilir. Onun dışında zaten az önce de söylediğim gibi bu yeniden çevrimle ilgili söylenebilecek çok fazla şey yok. Önceki seriyi tekrar seyredip, eski günleri yadetme isteği uyandırması dışında...

Filmin Notu : 1,5 / 4

0 yorum:

Yorum Gönder