<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648</id><updated>2012-02-15T03:11:16.141+02:00</updated><category term='Yakın Plan'/><category term='Türk Sineması'/><category term='Festivaller-Ödül Törenleri-Özel Gösterimler'/><category term='Haberler'/><category term='Vizyon Kritik'/><category term='Tüm Film Kritikleri'/><category term='Vizyonda Bu Hafta'/><category term='Klasikler'/><title type='text'>HS</title><subtitle type='html'>Hayatımız Sinema</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>298</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-4663142115254699146</id><published>2012-02-14T23:16:00.004+02:00</published><updated>2012-02-15T01:09:38.299+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Klasikler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><title type='text'>Singles / Bekarlar (1992)</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-T5o1kzTnrGk/TzrmOkIIJxI/AAAAAAAAAps/jP8Tjo6YcBE/s1600/tumblr_l1xdxzPQd31qzoa9f.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-T5o1kzTnrGk/TzrmOkIIJxI/AAAAAAAAAps/jP8Tjo6YcBE/s400/tumblr_l1xdxzPQd31qzoa9f.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5709128615535847186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihin 14 Şubat olması dolayısıyla, bu haftanın klasik filmi olarak, Cameron Crowe'un Singles'ını seçtim. Sevgililer günü akşamını film izleyerek geçirecekler için hem hafif sayılabilecek hem de sıradışı sıfatını hakedecek bir seçim olabilir...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cameron Crowe, 1992 tarihli Singles'ta 20'li yaşlardaki bir grup Seattle'lı gencin aşkı arayış öyküsünü anlatıyor. Özellikle 80'ler sonu 90'lar başı Seattle havası ve grunge ruhu filmin geneline de hakim olmuş denebilir. Zaten Crowe'un müziğe olan hayranlığı çok iyi biliniyor. Burada da tüm filmi dönemin ve yörenin (Seattle) rock grupları ve onların müzikleri üzerinden kuruyor. Hatta Eddie Vedder, Chris Cornell, Layne Staley gibi isimlere filmin içerisinde ufak rollerde yer veriyor, ana karakterlerden birinin bir rock yıldızı olmasını tercih ediyor. Dolayısıyla müzik fazlasıyla ön planda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmde ise bir grup gencin, yer yer birbirlerinin hayatıyla ufak kesişmeler olsa da temel olarak ayrı şekilde akan hikayelerini anlatıp sonunda bunlardan bir bütüne ulaşmayı tercih ediyor. Gençlerin aşka olan açlığı, o ilk tanışma anları, ilişkilerin ilerleyen safhasında ortaya çıkan sorunlar tamamen gerçekçi. Crowe, elle tutulur karakterler yaratmayı iyi biliyor. Burada da dönemin müziğinin ruhuyla paralel olarak ele aldığı gençler arası bu aşk ilişkileri içerisinde, aslında dönemin gençlerinin içlerindeki dolmayan o 'boşluğa' dikkat çekiyor. Gerçek aşk arayışı bu gençler için belki de sadece yaşam motivasyonunu bulabildikleri bir araç. Çünkü tam aşkı buldum dedikleri anda bir şekilde taraflardan en az birinin bile isteye çıkardığı sorunlar ile ilişki tepetaklak oluyor. Hiçbir şey olmasa gelecek ile ilgili duydukları karamsarlık ya da korku hissi nasıl devam edeceklerini bilmemelerine yol açıyor. Özellikle finalde farklı kişilerin seslerinden ilişkiler ile ilgili duyulan birbirinden kopuk cümleler filmi çok iyi tanımlıyor aslında. Mütevazi, muzip ve aynı anda etkileyici olmayı başarabilen bir finalle seyircisini iyi bir film izlediğine ikna etmeyi başarıyor yönetmen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunları öyle çok bilmiş ya da ders veren bir üslup ile anlatmıyor yönetmen. Tarzı gayet eğlenceli. Aslında kullandığı yöntemler bilindik romantik komedi formülüne hayli benziyor. Ama Crowe işin içerisine, müziğe olan tutkusu, dönemin gençleriyle ilgili kişisel gözlemleri gibi unsurları eklemeyi başararak sözkonusu türü çok da iddialı olmayan bir biçimde yeniden tanımlıyor. Çok da iddialı olmadan diyorum çünkü öyle önemli bir iş yapıyorum tavrı da yok yönetmenin. Filmlerini herhangi bir Hollywood romantik komedisinden ayrı tutmaya çalışan bir çabası da yok. Onun filmleri, tüm bu kişisel motiflerin eklenmesiyle kendi içerisinde derinleşiyor, yolunu bulup akmaya başlıyor. Kendisinin bu konuda bir çaba sarfettiği hissedilmiyor. Hal böyle olunca filmler, herşeyden önce çok doğal bir hal alıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-8QA28qXQFLk/TzrmTaCYKdI/AAAAAAAAAp4/xaTzQt-AHko/s1600/tumblr_l24etl3jNV1qzftcho1_500.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 276px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-8QA28qXQFLk/TzrmTaCYKdI/AAAAAAAAAp4/xaTzQt-AHko/s400/tumblr_l24etl3jNV1qzftcho1_500.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5709128698726722002" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Campbell Scott ve Kyra Sedgwick başta olmak üzere oyuncuların tamamı başarılı performanslar çıkarıyorlar. Matt Dillon, Bill Pullman ve hatta bir sahnede Tim Burton'ı görmek fazlasıyla eğlenceli. İrili ufaklı şekilde hikayeye dahil olan 'tuhaf' yan karakterler seyir zevkini ikiye katlıyor. Filmin canlı, enerjik haline müziklerle birlikte hemen hemen tüm oyuncular da başarıyla eşlik ediyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bunlar belki de Cameron Crowe'un o çok başarılı ilk döneminin genel özellikleri. İlk filmi Say Anything ile başlayan bu yapı, bu filmle devam etmiş, Jerry Maguire ile olgunluğa ulaşmaya başlamış, Almost Famous ile ise başyapıt noktasına ulaşmıştı. Yönetmenin filmografisinin buradan sonraki ilerleyişi kanımca tepeden aşağıya doğru birer adım iniş gibiydi. Hatta bilhassa son filmi iyice dibe çakılma emareleri gösteriyor ki insan yönetmenin Singles gibi filmlerini ne kadar özlediğini hissediyor. Şimdilik tekrar çıkışa geçeceği günlerin geleceğini ümit etmenin dışında bu film ve diğer başarılı ilk dönem filmlerini açıp yeniden izlemek dışında yapacak pek birşey yok gibi. Hele ki o ilk dönem filmleriyle hala tanışmadıysanız Singles bu konuda güzel bir ilk adım olabilir. Üstelik 14 Şubat'ta izlenebilecek sıradışı aşk filmlerinden biri olmasıyla da önemli...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-4663142115254699146?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/4663142115254699146/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=4663142115254699146&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/4663142115254699146'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/4663142115254699146'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2012/02/singles-bekarlar-1992.html' title='Singles / Bekarlar (1992)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-T5o1kzTnrGk/TzrmOkIIJxI/AAAAAAAAAps/jP8Tjo6YcBE/s72-c/tumblr_l1xdxzPQd31qzoa9f.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-2366589049864666616</id><published>2012-02-13T23:00:00.006+02:00</published><updated>2012-02-14T01:37:58.417+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk Sineması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><title type='text'>Beni Unutma (2011)</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-LR2fIa6QyeQ/TzmR26gqckI/AAAAAAAAApU/hjl8CqDegXA/s1600/P8SV.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 247px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-LR2fIa6QyeQ/TzmR26gqckI/AAAAAAAAApU/hjl8CqDegXA/s400/P8SV.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5708754375274033730" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haftadan itibaren her pazartesi, bir Türk filminin kritiği blogda olacak. Bu hafta vizyonda iken görme şansı bulamadığım, DVD' si geçen hafta yayınlanan Özer Kızıltan filmi Beni Unutma'yı inceliyoruz...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takva filmi ile sinemaya iyi bir giriş yapan Kızıltan'ın bu yeni filminin senaryosunu sinema yazarı Burak Göral yazmış. Beni Unutma, çok net bir şekilde 'ortadan ikiye ayrılmış' bir film aslında. İlk yarıda oğlan ve kızın bir önceki sevgililerinden ayrılışları, birbirleriyle tanışmaları ve evlilikle sonuçlanan güzel günleri izliyoruz. Çiftin çocuklarının da olmasıyla ikiye katlanan mutlulukları filmin o ikinci yarısı ile birlikte 'ağır bir trajedi'ye dönüşüyor. Film, bu iki ayrı parçadan bir bütün yaratmaya çalışıyor. Bu bağlamda bir modern 'Love Story' versiyonu olduğu bile söylenebilir. Tabii ele aldığı mevzular farklı. Beni Unutma, 'unutmak' ya da 'unutulmak' üzerine bir film temelde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortalarda açığa çıkan 'trajik durum' (izlemeyenleri düşünerek çok ayrıntıya girmiyorum) sonucunda, senaryo bence aslında 'hafıza', 'unutmak', 'unutulmak' gibi kavramlar üzerine gitmeye başlıyor. Geçmişte yapılan hatalar, karakterlerin karşısına çıkıveriyor. Örneğin Olcay'ı aldatan eski sevgilisi 'bir daha karşımıza çıkmaz herhalde' diyeceğimiz türden bir karakter ama finale doğru öyküde bir anda çok kilit bir rol üstlenmeye başlıyor ve geçmişiyle  yüzleşiyor. Sinan için ise 'unutulmak' kavramına alışmak hiç kolay değil ama baş etmesi gereken bir durum. Üstelik bu durum onu kendi geçmişi ve evlilik öncesi son hazırlıkları yapmaya başladıktan sonra terk ettiği sevgilisine götürüyor. Yani karakterlerin geçmiş günahları her yerden karşılarına fırlıyor ve bunlarla yüzleşmeleri, kendilerini sorgulamaları gerekiyor. Karakterler ise kimi senaryo eksiklerine rağmen oyuncuların neredeyse tamamının çok başarılı performanslarıyla gerçekçilik kazanıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-fbK3Hy4QlJw/TzmR8UgXrcI/AAAAAAAAApc/zm7AhVJGcZw/s1600/beni_unutma_film_afisleri_2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 255px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-fbK3Hy4QlJw/TzmR8UgXrcI/AAAAAAAAApc/zm7AhVJGcZw/s400/beni_unutma_film_afisleri_2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5708754468151471554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özer Kızıltan, senaryonun biraz fazla 'geveze' ve her şeyin altını biraz kalınca çizen haline rağmen filminin temposunu iyi ayarlayıp, başlardaki 'pembe tablo'dan ağır bir drama yapılan keskin geçişi olabildiğince yumuşaklaştırıyor. Başarılı bir yönetim gösteriyor denilebilir. Belirttiğim gibi Mert Fırat, Açelya Devrim Yılhan ve Tuba Ünsal başta olmak üzere tüm oyunculardan inandırıcı performanslar almayı da biliyor. Elbette sözünü ettiğimiz bu keskin geçiş, filmi biraz fazla 'sulu gözlü' bir aşk filmine çeviriyor ne yazık ki. Ayrıca Hollywoodvari bir modeli Türkiye'ye uyarlama işi tam olarak başarılamıyor. Zira aslına bakarsak Türkiye için 'istisna' olan bir ekonomik güce sahip bireylerin aşk maceraları bütün izlediğimiz. Onların hayatından Türkiye ile ilgili 'genel' bir noktaya gelmek ya da çoğunluğun önemseyeceği bir hikaye anlatmak kolay değil. Dolayısıyla bir Hollywood filmine bakar gibi bakılamıyor ve 'ciddiye alınırlık' öyle ya da böyle zedeleniyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle sonlara doğru senaryo biraz büyük oynamaya ve aynı zamanda gözyaşı döktürmek için zorlamaya başlayınca filme o ana kadar bir şekilde duyulan sempati zarar görüyor. Gene de Beni Unutma, Türkiye'de bugüne kadar çekilen benzerleriyle kıyaslandığında iyi bir yerde duran, kendini izlettiren, gerçek karakterler çıkarıp, tempo anlamında hiç sorun yaşamadan öylece akıp gitmeyi başaran bir film....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu : 6 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-2366589049864666616?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/2366589049864666616/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=2366589049864666616&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/2366589049864666616'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/2366589049864666616'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2012/02/beni-unutma-2011.html' title='Beni Unutma (2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-LR2fIa6QyeQ/TzmR26gqckI/AAAAAAAAApU/hjl8CqDegXA/s72-c/P8SV.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-9214873100025182154</id><published>2012-02-12T15:17:00.008+02:00</published><updated>2012-02-12T16:43:53.002+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>Tinker, Tailor, Soldier, Spy / Köstebek (2011)</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-2kUfipJex20/TzfN-d0JphI/AAAAAAAAAow/RjI41-Kh07A/s1600/tinker-tailor-soldier-spy-gary-oldman.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 211px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-2kUfipJex20/TzfN-d0JphI/AAAAAAAAAow/RjI41-Kh07A/s400/tinker-tailor-soldier-spy-gary-oldman.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5708257525754340882" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Let The Right One In gibi daha şimdiden klasikleşecek kadar özgün bir işe imza atan yönetmen Tomas Alfredson' un ünü bu filmle ülkesinin sınırlarını aştı ve İngilizce bir filmle karşımıza çıkıverdi. Tinker, Tailor, Soldier, Spy, soğukkanlı ve incelikli anlatımıyla dikkat çeken bir casus filmi. Film, Soğuk Savaş dönemi sonrası İngiliz İstihbarat Servisi içerisinde geçen bir öykü üzerine şekilleniyor...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;John Le Carre'ın aynı adlı romanından uyarlanan filmde Tomas Alfredson, baştan sona ciddi bir takip gerektiren bir olay örgüsü kuruyor. Romanı okuyanlar zaten, ortadaki entrikanin hayli karmaşık olduğunu bileceklerdir. Filmde de yönetmen bu entrikayı, hem ısrarla olan biteni vurgulamaya çalışmadan, sakinlikle, hem de hiçbir şeyi açıkta bırakmayacak biçimde kurup anlatmayı başarıyor. Öykü, İngiliz İstihbaratının üst kademesindeki bir köstebeğin açığa çıkarılması sürecini zaman zaman geriye dönüşlerle anlatıyor. Gary Oldman'ın oynadığı Smiley karakteri önce kendisini bir 'zorunlu emeklilik' hali içinde buluyor, daha sonrasında ise, sözkonusu köstebeği açığa çıkarma işinin başında... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-YizqZc_AmMc/TzfOSaHgP9I/AAAAAAAAAo8/uToZpMCGahg/s1600/tinker-tailor-soldier-spy-3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-YizqZc_AmMc/TzfOSaHgP9I/AAAAAAAAAo8/uToZpMCGahg/s400/tinker-tailor-soldier-spy-3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5708257868359155666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alfredson, daha Alberto Iglesias'in müzikleri eşliğindeki jenerikten itibaren bizi, başkarakter Smiley'in 'yalnızlığı' ile yüzleştiren melankolik bir yapı kurmayı başarıyor. Aslında bir anlamda, Let The Right One In ile, vampir filmleri türünü revize eden, ona derin bir melankoli bahşeden yönetmenin, burada da casus filmleri üzerine yenilikçi sayılacak bir deneme yaptığı söylenebilir. Filmin sahip olduğu derin melankoli, gerek dış gerek ise iç mekanlardaki soluk renk tercihleri ile destekleniyor. Smiley'i oynayan Gary Oldman, çok 'az' oynayarak karakterin yapayalnız hali ve hüznünü yansıtmayı mükemmel biçimde başarıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Smiley karakterinin, özel hayatı ile iş hayatının her ikisinin de birleşimi ile oluşan melankolik hali aslında tüm bir filmi ele geçiriyor ve bu hüzünlü yapıyı istihbarat teşkilatı içindeki 'kokuşmuş' ilişkiler eşliğinde tüm filme yayıyor. Sadece fiziksel savaş halinin değil Soğuk Savaş'ın da ne kadar acımasız bir yüzü olduğu hissi bu yapıyı destekleyen bir diğer faktör. Finale gelindiğinde ise bu 'kirli dünya'da 'dürüst' olmanın bir şekilde bir 'farklılık' haline gelip kazanması önemli. İyiliğin kazanması klişesinin altını da anlamlı bir şekilde doldurmayı başarıyor yönetmen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-obi_Y07dfxY/TzfOdzgMPOI/AAAAAAAAApI/VSqB3JH6_fo/s1600/tinker-tailor-soldier-spy-0021-e1315917343223.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-obi_Y07dfxY/TzfOdzgMPOI/AAAAAAAAApI/VSqB3JH6_fo/s400/tinker-tailor-soldier-spy-0021-e1315917343223.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5708258064152149218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Budapeşte, Londra ve İstanbul gibi farklı mekanlarda ilerleyen öykü, dış mekan çekimlerinin de yer aldığı bu şehirlerin herbirini başarıyla yansıtıyor. İstanbul'da geçen bölümler oldukça iyi örneğin. Filmin başında gördüğümüz ve ilerleyen bölümlerde farklı açı çekimleriyle birkaç kez daha karşımıza gelen Budapeşte'deki sahne zaten filmin sinemasal açıdan doruk noktalarından birini oluşturuyor. Soluk renkli görüntüler eşliğinde bu farklı şehirlerin herbirini de filmin hüznünün bir parçası haline getirmekte hayli başarılı olan görüntü yönetimi de dikkat çekici...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tinker, Tailor, Soldier, Spy, temiz, sorunsuz ilerleyen, incelikli karakterleri, başarılı oyunculukları ve yönetmenliğiyle parlayan orjinal bir film. Yılın önemli filmlerinden biri olduğunu belirtmekte ve kaçırmamanızı salık vermekte fayda var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu : 7,5 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-9214873100025182154?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/9214873100025182154/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=9214873100025182154&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/9214873100025182154'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/9214873100025182154'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2012/02/tinker-tailor-soldier-spy-kostebek-2011.html' title='Tinker, Tailor, Soldier, Spy / Köstebek (2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-2kUfipJex20/TzfN-d0JphI/AAAAAAAAAow/RjI41-Kh07A/s72-c/tinker-tailor-soldier-spy-gary-oldman.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-4394462387131214692</id><published>2012-02-11T23:47:00.007+02:00</published><updated>2012-02-15T03:11:16.149+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>Drive / Sürücü (2011)</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-Z8hm5r66ELA/TzcUGL5W4BI/AAAAAAAAAok/3dR3T5s80Yk/s1600/drive-2011-movie44.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Z8hm5r66ELA/TzcUGL5W4BI/AAAAAAAAAok/3dR3T5s80Yk/s400/drive-2011-movie44.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5708053149220528146" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Danimarkalı genç yönetmen Nicolas Winding Refn, bugüne kadar çektiği tüm filmlerle bir şekilde ilgi çekmeyi, üzerinde fazlasıyla konuşulan ve özellikle estetik açıdan son derece stilize olan filmler yaratmayı başarmış bir yönetmen. Ryan Gosling de malum, kuşağının en değerli oyuncularından biri. Her ikisini biraraya getiren Drive, elde ettiği eleştirel başarı da gözönüne alınınca hayli ilgi ve beklenti uyandıran bir yapıma dönüşüyor direkt olarak zaten. Baştan söyleyeyim, beklentilerimin yüksekliğine karşın filmi izledikten sonra kendi adıma bir hayal kırıklığı yaşamadım diyebilirim...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Refn, yine aynı stilize sinemasını sürdürüyor. Baştan sona son derece minimal bir hava tutturmayı, çok çok az konuşan, cool, aslında bir o kadar da melankolik, hüzünlü bir başkarakter yaratmayı başarıyor. Sürücü, gündüzleri bir garajda çalışan, geceleri ise soygun, adam öldürme gibi yasadışı işler yapan bazı kişiler için sürücülük yapan biri. Bunun yanında, zaman zaman filmlerdeki kimi tehlikeli araba sahnelerinde dublörlük yapıyor. Araba sürmek, belki de onun hayatta becerebildiği tek şey. Öncesiyle ilgili hiçbir bilgiye sahip olmadığımız bu 'yalnız' dünyasına tutunabilmesini sağlayan yegane uğraş. Elbette onun için gereken, bunu yüksek adrenalin içerecek şekilde yapabilmek. Dolayısıyla bunu yaparken, hayatını tehlikeye sokacak tehlikeli film sahnelerinde yeralmak, ya da soygun, cinayet gibi kirli işlerin bir şekilde içine bulaşıyor olmak onun umrunda değil. İş ayarlandığı bir sahnedeki konuşması bunu net olarak ortaya koyuyor. Hele son cümlesi: "Sadece araba sürerim"...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kocası hapiste olan ve çocuğuyla birlikte yaşayan yeni komşusuyla tanışması onu bu hayatın biraz olsun dışına çekiyor. Elbette ilk tanıştıklarında bu hapisteki kocadan haberdar değil. Sonra bir hayal kırıklığı yaşıyor ama adamın hapisten çıktıktan sonra başı bir şekilde tekrar belaya girince, kadın ve çocuğu düşünerek yardım etmek zorunda kalmasıyla da yeniden 'asıl' hayatına geri dönüyor. Yani alışık olduğu bu hayatın dışına onu çıkarabilen tek şey, aynı zamanda onu yeniden o aynı hayatın içine çeken şeye dönüşüyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-CC3PsiHuBx4/TzcTYBC4dWI/AAAAAAAAAoM/V_tu38kRUnU/s1600/drive-movie-2-2011.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-CC3PsiHuBx4/TzcTYBC4dWI/AAAAAAAAAoM/V_tu38kRUnU/s400/drive-movie-2-2011.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5708052356033705314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında ortada çok sıradan bir hikaye olmasına rağmen, yönetmen Refn'in yarattığı model, filmi hayli özgün kılıyor. Filmin, janr olarak pek çok farklı etkileşime sahip olduğu söylenebilir. Genel olarak melankolik ve modern bir kara film olarak tanımlanabilir. Diğer taraftan ise yönetmenin, karakterini ele alış biçimi düşünülürse varoluşçu bir psikolojik dram ile karşı karşıya olduğumuz söylenebilir. Bu açıdan Jarmusch'un kimi filmleri akla geliyor. Diğer taraftan bir ölçüde varoluşun sorgulandığı bir dram ve suç öyküsünün birleşip, melankolik ve sakin bir tonla anlatılmasıyla 2010 yapımı Anton Corbijn filmi The American'ı da kısmen akla getiriyor. Karakterin genel tarzı ile 60 ve 70'lerin kimi westernlerini akla getirirken, genel estetik olarak ise film, yönetmenin önceki çoğu filmi gibi 80'ler kokuyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetmenin estetik anlamdaki başarısı finale doğru tavan yapıyor. Refn, şiddet sahnelerinde, önceki filmlerinde olduğu gibi müzik kullanımı eşliğinde şiddeti estetize eder bir pozisyona düşmekten çekinmiyor. Zira zaman zaman gayet kanlı hale gelen bu şiddet sahneleri filmin taşıdığı felsefi alt metni güçlendiren birer unsura dönüşüp, hayatın acımasızlığını ve insanın yeri geldiğinde nasıl bir şeye dönüşebildiğini göstermeleri açısından anlamlı hale geliyor. Özellikle asansördeki öpüşme sahnesi ve sonrasındaki şiddet kullanımı bu noktada önemli. Sürücünün, birazdan yapacağı şeyden sonra asla biraraya gelemeyeceklerini bildiği kadını ilk ve son defa öptüğü sahne unutulur gibi değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-iuOPD4Ntze8/TzcS7mM18VI/AAAAAAAAAoA/rvSlK4sLfYA/s1600/drive-2011-movie.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-iuOPD4Ntze8/TzcS7mM18VI/AAAAAAAAAoA/rvSlK4sLfYA/s400/drive-2011-movie.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5708051867791389010" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin kimi sürprizlerini daha fazla açık etmemek için bu kısmı pek ayrıntılı yazmak istemiyorum ama önce sürücünün yanında çalıştığı garaj sahibinin, sonra sürücünün final bölümünde, duydukları 'güven' ya da 'bir parça 'umut' karşılığında yaşadıkları hayal kırıklığı filmin hayatı sorgulayan varoluşsal yanını güçlendiren birer unsura dönüşürken sürücünün, daha önce komşusunun çocuğuyla denediği gözünü açık tutma çabasının finalde 'hayatın ta kendisi'ne dönüşmesi de çok etkileyici. Hayat da zaten bir yerde gözlerimizi daha uzun süre açık tutmaya çalıştığımız ama sonunda gücümüzün kalmayıp o gözlerin kapanmasıyla son bulan kısacık bir yolculuk değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ryan Gosling'in bu sessiz ve zor karakterde mükemmel bir performans çıkarttığını belirtirken, Carey Mulligan'ın performasının da, oynadığı karakter öykünün içinde biraz az yer tutup yeterince şekilendirilmese de çok başarılı olduğu belirtilmeli. Drive da tüm bunlar üstüste konunca sezonun izlenmesi gereken, önemli işlerinden birine dönüşmekte zorlanmıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Filmin Notu : 7,5 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-4394462387131214692?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/4394462387131214692/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=4394462387131214692&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/4394462387131214692'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/4394462387131214692'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2012/02/drive-surucu-2011.html' title='Drive / Sürücü (2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-Z8hm5r66ELA/TzcUGL5W4BI/AAAAAAAAAok/3dR3T5s80Yk/s72-c/drive-2011-movie44.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-3700145295942133184</id><published>2012-02-10T02:28:00.011+02:00</published><updated>2012-02-10T04:01:11.013+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyonda Bu Hafta'/><title type='text'>Vizyonda Bu Hafta ( 10 - 16 Şubat 2012 )</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-vomPHYjKQ1Y/TzRxPjpdEbI/AAAAAAAAAnE/iatxJ4GRvmI/s1600/drive-2011-movie.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-vomPHYjKQ1Y/TzRxPjpdEbI/AAAAAAAAAnE/iatxJ4GRvmI/s400/drive-2011-movie.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5707311139866350002" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vizyonda bu hafta bölümüne bu haftadan itibaren tekrar başlıyoruz. Öte yandan, gerek özel bazı işlerim, gerekse farklı mecralarda yazdığım sinema yazılarından dolayı bloğu bu ara fazlasıyla aksattığımın farkındayım. Bugünden başlayarak, diğer mecralarda yazmayı da sonlandırıp bloğa odaklanıyorum. Bugünden itibaren olağanüstü durumlar dışında hergün bir yazı eklenecek. Program şu şekilde olacak...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazartesi: Bir Türk filmi kritiği (Ağırlıklı olarak yakın dönem Türk sineması, ancak vizyon ve DVD'ler açısından durağanlık varsa klasiklere de geçiş yapabiliriz...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salı: Klasik bir film ile ilgili yazı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çarşamba: Vizyon Ötesi (Türkiye'de henüz vizyon şansı bulamamış, yurtdışında ilgi görmüş bir film ile ilgili yazı)&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Perşembe: Yakın Plan (Her hafta belli bir dosya konusu üzerine yazı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cuma: Vizyonda Bu Hafta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumartesi: Haftanın Filmi (Vizyondan haftanın filmi olarak seçtiğimiz bir film üzerine yazı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar: Vizyon Kritik (Vizyon gösterimi süren filmlerden biri üzerine yazı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Programı mümkün olduğunca aksatmamaya çalışacağız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim konumuza, vizyonda bu hafta tam 7 yeni film var. Ayrıca kalite de hayli yüksek sayılır. HS'nin haftanın filmi olarak seçimi, eleştirel anlamda ciddi övgüler alan, Drive / Sürücü. Bu filmin kritiğini yarın blogda okuyabilirsiniz. Şimdi 7 filme, kopya sayılarına göre sırasıyla bakalım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;127 kopya ile gelen, Star Wars: Bölüm I - Gizli Tehlike [3D] /Star Wars: Episode I - The Phantom Menace [3D]  Star Wars hayranları için, 1999 yapımı filmi 3D olarak izleme fırsatı sunması açısından önemli. Yönetmen George Lucas, yapımcı şirketlerle işbirliğine giderek her iki üçlemeyi de 3D formatında yeniden düzenlemek için birkaç yıl önce harekete geçmişti. İlk deneme olan bu filmin, gişede alacağı eleştiriler ve gişe rakamları, sonraki filmlerin 3D'ye dönüştürülüp dönüştürülmeyeceğini belirleyecek gibi gözüküyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-6gjlsTZP5S0/TzRxunKIfwI/AAAAAAAAAnQ/hrnAyP_RZ1M/s1600/Safe-House-117492.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-6gjlsTZP5S0/TzRxunKIfwI/AAAAAAAAAnQ/hrnAyP_RZ1M/s400/Safe-House-117492.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5707311673384664834" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;73 kopyayla vizyona giren Safe House / Düşmanı Korurken, bir tekrar gösterim olarak kabul edebileceğimiz Star Wars'u saymazsak haftanın en fazla kopyayla gelen filmi. İsveçli yönetmen Daniel Espinosa'nın bu ilk Hollywood filminde, Denzel Washington ve Ryan Reynolds başrolde. Washington, Amerikan ordusuna ait birtakım bilgileri para karşılığı başka ülke devletlerine satan eski bir istihbaratçıyı oynuyor. Reynolds ise, yakalanan bu adamın güvenliğini sağlamakla görevlendirilen bir çaylak rolünde. Filmin klasik bir hikaye örgüsüne sahip olmasına rağmen aksiyonu ve gerilimi yerinde, ortalama bir seyirlik olduğu söyleniyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;65 kopyayla gelen Adam Sandler, Al Pacino ve Katie Holmes'lü Dennis Dugan komedisi Jack And Jill / Jack ve Jill bir diğer filmimiz. Film, Jack'in mükemmel giden hayatında dengelerin, kendisini her yıl şükran günü ziyaret eden ikiz kız kardeşinin bu kez ziyaretini uzattıkça uzatmasıyla artan gerilimi esprili bir dille anlatmayı deniyor. Adam Sandler, hem Jack hem de ikiz kız kardeşi Jill'i oynuyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-fbIWlUOuzkU/TzRx9mlZWHI/AAAAAAAAAnc/JEJRt-93ZGc/s1600/My-Week-with-Marilyn-007.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-fbIWlUOuzkU/TzRx9mlZWHI/AAAAAAAAAnc/JEJRt-93ZGc/s400/My-Week-with-Marilyn-007.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5707311930928617586" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 kopyayla gelen My Week With Marilyn, ödül sezonunun konuşulan filmlerinden. Sir Laurence Olivier, Marilyn Monroe ve o dönem yeni evlendiği kocası, İngiliz oyun yazarı Arthur Miller'ı merkeze alan öykü, asistan Colin'in gözünden Monroe'nun İngiltere'de geçen bir haftasını anlatıyor. Miller İngiltere'den bir süre ayrılmak zorunda kalınca, genç asistan , Hollywood'a dönmeden önce ünlü yıldızı, İngiltere sosyetesi ile tanıştırmak, gezdirmek ve eğlendirmek görevini üstleniyor. Simon Curtis'in yönettiği filmde, Michelle Williams, Eddie Redmayne, Kenneth Branagh ve Dougray Scott var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 kopya ile gösterime giren Tinker, Tailor, Soldier, Spy / Köstebek, Soğuk Savaş dönemisonrasında İngiliz İstihbarat Örgütü içinde geçen bir köstebek avına odaklanıyor. Ödül törenleri açısından yılın öne çıkan filmlerinden biri olan yapımı Let The Right ile büyük çıkış yapan İsveçli Tomas Alfredson yönetmiş. Başrollerde bu rolüyle aldığı Oscar adaylığıyla dikkat çeken Gary Oldman'ın yanısıra Colin Firth, Tom Hardy gibi isimler var. Film, aldığı olumlu eleştirilerle de dikkat çekiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-SSl9pc4kQyg/TzRyO7Hl-vI/AAAAAAAAAno/iYJfg-PEygo/s1600/Tinker%2BTailor%2BSoldier%2BSpy.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 269px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-SSl9pc4kQyg/TzRyO7Hl-vI/AAAAAAAAAno/iYJfg-PEygo/s400/Tinker%2BTailor%2BSoldier%2BSpy.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5707312228498537202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 kopya ile gösterime giren Drive / Sürücü, haftanın bir diğer önemli filmi. Filmde, Hollywood'da dublörlük yapan ve araba kullanmadaki ustalığından faydalanarak geceleri de soygunlara katılan bir sürücünün hikayesi anlatılıyor. Son olarak Bronson ve Valhalla Rising filmleriyle izlediğimiz Danimarkalı yönetmen Nicholas Winding Refn'in yönettiği filmde, Ryan Gosling ve Carey Mulligan başrollerde. Ayrıca HS'nin 'haftanın filmi' seçimi olduğundan, kritiğini yarın blogda okuyabilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-NADKwrRoGnI/TzRyez5kSqI/AAAAAAAAAn0/_ctbOFWilsY/s1600/us79.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 216px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-NADKwrRoGnI/TzRyez5kSqI/AAAAAAAAAn0/_ctbOFWilsY/s400/us79.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5707312501438565026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son filmimiz özellikle oyuncularının kazandıkları ödüller ve adaylıklarıyla fazlasıyla dikkat çeken The Help / Duyguların Rengi. Buna karşın film, sadece 15 kopya ile gösterime giriyor. 60'ların Mississippi'sinde geçen film, ırkçılık ve önyargılar üzerine bir öykü anlatıyor. Tate Taylor'ın yönettiği filmde, Jessica Chastain, Viola Davis , Bryce Dallas Howard, Emma Stone, Octavia Spencer, Sissy Spacek gibi isimler var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese bol seyirli bir hafta dilerim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-3700145295942133184?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/3700145295942133184/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=3700145295942133184&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/3700145295942133184'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/3700145295942133184'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2012/02/vizyonda-bu-hafta-10-16-subat-2012.html' title='Vizyonda Bu Hafta ( 10 - 16 Şubat 2012 )'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-vomPHYjKQ1Y/TzRxPjpdEbI/AAAAAAAAAnE/iatxJ4GRvmI/s72-c/drive-2011-movie.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-6218957438321024724</id><published>2012-02-08T05:27:00.004+02:00</published><updated>2012-02-08T05:36:15.518+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>We Need To Talk About Kevin / Kevin Hakkında Konuşmalıyız (2010)</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-uxttLfTClPI/TzHtIXIbEJI/AAAAAAAAAm4/GfGYD_wQPw8/s1600/936full-we-need-to-talk-about-kevin-artwork.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px;textalign:center;cursor:pointer;chttp://www.blogger.cursor:hand;width: 400px; height: 265px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-uxttLfTClPI/TzHtIXIbEJI/AAAAAAAAAm4/GfGYD_wQPw8/s400/936full-we-need-to-talk-about-kevin-artwork.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5706602930759209106" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun süredir merakla beklenen ve geçtiğimiz hafta gösterime giren, We Need To Talk About Kevin ile ilgili kritiği, &lt;a href="http://biletsiz.com"&gt;biletsiz.com&lt;/a&gt; için yazdım. Okumak için lütfen &lt;a href="http://www.biletsiz.com/neden-we-need-to-talk-about-kevin/"&gt;tıklayın&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-6218957438321024724?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/6218957438321024724/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=6218957438321024724&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/6218957438321024724'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/6218957438321024724'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2012/02/we-need-to-talk-about-kevin-kevin.html' title='We Need To Talk About Kevin / Kevin Hakkında Konuşmalıyız (2010)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-uxttLfTClPI/TzHtIXIbEJI/AAAAAAAAAm4/GfGYD_wQPw8/s72-c/936full-we-need-to-talk-about-kevin-artwork.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-9220309725643654208</id><published>2012-02-01T23:31:00.000+02:00</published><updated>2012-02-02T12:36:00.624+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>The Artist / Artist (2011)</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-zyq9o4YfJao/Typm82PDFJI/AAAAAAAAAmg/rfFT1sUx6jg/s1600/the-artist-kiss.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 232px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-zyq9o4YfJao/Typm82PDFJI/AAAAAAAAAmg/rfFT1sUx6jg/s400/the-artist-kiss.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5704485073554969746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ödül sezonunun en iddialı filmlerinden The Artist'i &lt;a href="http://biletsiz.com/"&gt;biletsiz.com&lt;/a&gt; için yazdım.Okumak için lütfen &lt;a href="http://biletsiz.com/the-artist-sessiz-sinema-donemine-yolculuk/"&gt;tıklayın&lt;/a&gt;...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-9220309725643654208?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/9220309725643654208/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=9220309725643654208&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/9220309725643654208'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/9220309725643654208'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2012/02/artist-artist-2011.html' title='The Artist / Artist (2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-zyq9o4YfJao/Typm82PDFJI/AAAAAAAAAmg/rfFT1sUx6jg/s72-c/the-artist-kiss.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-7139030699360981884</id><published>2012-01-26T11:24:00.004+02:00</published><updated>2012-01-26T11:30:32.217+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Festivaller-Ödül Törenleri-Özel Gösterimler'/><title type='text'>2.Uluslararası Engelsiz Film Festivali Kısa Film Yarışması Başvuruları Başladı</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-0xD_jOFPtzI/TyEcwBeJFlI/AAAAAAAAAmU/MSO_GLC4M-s/s1600/K%25C4%25B1sa%2BFilm%2BAfi%25C5%259F.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 286px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-0xD_jOFPtzI/TyEcwBeJFlI/AAAAAAAAAmU/MSO_GLC4M-s/s400/K%25C4%25B1sa%2BFilm%2BAfi%25C5%259F.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5701870214581917266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mind the AD-İstanbul tarafından bu yıl ikincisi düzenlenecek olan 2. Uluslararası Engelsiz Film Festivali 30 Nisan-5 Mayıs 2012 tarihleri arasında hayata geçiyor. Engellilik, iş göremezlik konusunda kısa ve uzun metrajlı filmlerle toplumda farkındalık yaratmayı ve bu bilincin güçlenerek yayılmasını sağlamayı hedefleyen Uluslararası Engelsiz Film Festivali; “Herkes İçin Eşit Yaşam Koşulları, Eşit Saygı ve Adalet” ana temasıyla çalışmalarını sürdürmeye başlamıştır...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Kısa Film Yarışması Jürileri Açıklandı…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulusal alanda yarışma düzenlenecek olan festivalde EN İYİ KISA FİLM, EN İYİ&lt;br /&gt;SENARYO ve JÜRİ ÖZEL ÖDÜLLERİ verilecektir. Bunun çerçevesinde Türkiye&lt;br /&gt;genelinde “HERKES İÇİN EŞİT YAŞAM KOŞULLARI, EŞİT SAYGI VE ADALET”&lt;br /&gt;temalı bir kısa film yarışması düzenleneceğinin duyurusu yapılmıştır. Kısa film ve senaryo yarışmalarının jürileri; Beste Bereket, Cemil Ağacıkoğlu, Ece Uslu, Zeynep Özbatur Atakan, Hüseyin Kuzu, Ege Görgün, Banu Bozdemir, Selçuk Aydemir, Görkem Yeltan, Tolga Afşin Kaya ve Bülent Doruker’ den oluşuyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Ön Değerlendirme Jürisi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarışmaya katılacak filmleri ödüllü kısa film yönetmenleri ve Kısa Film Ruhu’nu ısrarla koruyan genç sinemacılar değerlendirecek ve ana jüriye iletecek. Ön Değerlendirme Jürisinde yer alacak isimler: Bessy Adut (Kısa Film Yönetmeni), Ayşegül Yadigar (Kısa Film Yönetmeni), Heval Hazal Kurt (Yönetmen-Yapımcı), Armağan Lale (Yardımcı Yönetmen), Ahmet Turgul (Kısa Film Yönetmeni), Beyçin Uygur (MetinYazarı), Memet Sefa Öztürk (Klasik Bale Sanatçısı).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yarışmaya Son Katılım Tarihi: 1 Nisan 2012&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarışmaya katılmak ve başvuru koşullarını incelemek için &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;www.engelsizfilm.com&lt;/span&gt; web sitesini ziyaret edebilirsiniz. Diğer soru ve önerileriniz için bize &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;festival@engelsizfilm.com&lt;/span&gt; adresinden ulaşabilirsiniz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-7139030699360981884?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/7139030699360981884/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=7139030699360981884&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/7139030699360981884'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/7139030699360981884'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2012/01/2uluslararas-engelsiz-film-festivali.html' title='2.Uluslararası Engelsiz Film Festivali Kısa Film Yarışması Başvuruları Başladı'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-0xD_jOFPtzI/TyEcwBeJFlI/AAAAAAAAAmU/MSO_GLC4M-s/s72-c/K%25C4%25B1sa%2BFilm%2BAfi%25C5%259F.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-4016509293956923789</id><published>2012-01-25T03:31:00.004+02:00</published><updated>2012-01-25T13:18:29.647+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>Melancholia / Melankoli (2011)</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-gsksL1yt7YQ/Tx9cwcUJNeI/AAAAAAAAAmI/EAGBGep2ktU/s1600/melancholia-trailer_jpg_627x325_crop_upscale_q85.jpeg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:cenhttp://www.blogger.com/img/blank.gifter;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400pxhttp://www.blogger.com/img/blank.gif; height: 207px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-gsksL1yt7YQ/Tx9cwcUJNeI/AAAAAAAAAmI/EAGBGep2ktU/s400/melancholia-trailer_jpg_627x325_crop_upscale_q85.jpeg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5701377640578495970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lars Von Trier'in yine üzerinde çok tartışılan son filmi Melancholia / Melankoli ülkemizde de geçtiğimiz hafta vizyona girdi. Filmi, &lt;a href="http://biletsiz.com/"&gt;biletsiz.com&lt;/a&gt; için yazdım. Okumak için lütfen &lt;a href="http://biletsiz.com/lars-von-trierden-bir-kiyamet-filmi-melancholia/"&gt;tıklayın&lt;/a&gt;...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-4016509293956923789?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/4016509293956923789/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=4016509293956923789&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/4016509293956923789'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/4016509293956923789'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2012/01/melancholia-melankoli-2011.html' title='Melancholia / Melankoli (2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-gsksL1yt7YQ/Tx9cwcUJNeI/AAAAAAAAAmI/EAGBGep2ktU/s72-c/melancholia-trailer_jpg_627x325_crop_upscale_q85.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-2991586464702478301</id><published>2012-01-23T23:55:00.007+02:00</published><updated>2012-01-24T01:20:43.845+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk Sineması'/><title type='text'>Gişe Memuru (2011)</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-BxlZYjJXh_8/Tx3j0FEsvBI/AAAAAAAAAlk/4OM7reVfBsU/s1600/610_617606_gise-memuru.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-BxlZYjJXh_8/Tx3j0FEsvBI/AAAAAAAAAlk/4OM7reVfBsU/s400/610_617606_gise-memuru.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5700963187175504914" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Karaçelik imzalı Gişe Memuru, geçtiğimiz yılın dikkate değer yerli yapımlarından biri. Genel olarak pek çok eleştirmen ve seyircinin çok beğendiği film, benim açımdan maalesef bir hayal kırıklığı oldu...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babasıyla yaşayan, içine kapanık, kendi halinde bir gişe memuru olan Kenan'ın öyküsünü anlatan Tolga Karaçelik, ilk filminde ritmi tutturmada başarılı aslında. Anlatım olarak göze batan pek bir sorun yok. Diğer taraftan Serkan Ercan başta olmak üzere oyunculardan da iyi performanslar alıyor. Gelgelelim bence öykü biraz zorlama ve anlamsız kalıyor. Finale geldiğimizde ortada ağır psikolojik dram yaşayan bir karakterden başka birşey kalmıyor elde. Evet, başkarakterin geçmişi ve nasıl sıkıntılı bir ortamda büyüdüğü ile ilgili birşeyler veriliyor. Ancak pek bir yere varmadığı açık. Söylediğim ağır dramın niye yaşandığı ile ilgili bir done olmuş oluyor elimizde ama ben sürekli bir 'çöküşün' olduğu filmlerde ille de daha sağlam bir dayanak noktası arıyorum. Zira büyük duygusal patlamalar yaratma yoluyla seyirciyi tavlamanın işin biraz kolayına kaçmak olduğunu düşünüyorum. Yanlış anlaşılmasın, Gişe Memuru'nda öyle inanılmaz duygusal iniş çıkışlar yok ama ortadaki ağır depresif durum yeterince sağlam bir zemine oturtulamıyor. Öykünün psikolojik ağırlığı ile birlikte hayallerle gerçekliğin Lynchvari bir biçimde bir noktadan sonra birbirine girmesi de bu 'zemin boşluğu' ile birleşince anlatmaya çalıştığım gösterişli olmaya çabalama mevzusu daha da belirgin hale geliyor. Film, 'sorunlu' bir gişe memurunun hayalle gerçek arasında gidip gelen bir çizgideki öyküsünü, bu tarz bir biçimci yönetmenlikle anlattığı sürece zaten ille de ilgi çekecek ve konuşulacaktı. Türk Sineması'nda çok alışık olunmayan bu Amerikanvari sanat sineması havasına sahip olması durumunu zaten çok beğenenler çıkacaktı. Ama benim yaptığım gibi "dış görünüşünü" bırakıp biraz fazla derine inmeye çalışınca film havada kalıyor maalesef...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-IaSmrXJKrYg/Tx3j5NiQwKI/AAAAAAAAAlw/u46tGUQwgEc/s1600/Gise-Memuru-67.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-IaSmrXJKrYg/Tx3j5NiQwKI/AAAAAAAAAlw/u46tGUQwgEc/s400/Gise-Memuru-67.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5700963275346329762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de Gişe Memuru, kötü bir film değil. Öykü ve senaryodaki boşluk ve yavanlık gözünüze batmaz ise yönetmenlik, oyuncular ve Türk sineması için farklı havasıyla çok beğenerek de ayrılabilirsiniz. Zira çoğu izleyici ve eleştirmenin filmi çok beğendikleri de ortada...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu: 5,5 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-2991586464702478301?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/2991586464702478301/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=2991586464702478301&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/2991586464702478301'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/2991586464702478301'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2012/01/gise-memuru-2011.html' title='Gişe Memuru (2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-BxlZYjJXh_8/Tx3j0FEsvBI/AAAAAAAAAlk/4OM7reVfBsU/s72-c/610_617606_gise-memuru.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-651020683418880075</id><published>2012-01-12T01:57:00.009+02:00</published><updated>2012-01-12T15:49:26.360+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>Carnage / Acımasız Tanrı (2011)</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-4dgatiwFSLA/Tw4sCXFgVaI/AAAAAAAAAlY/zPmw5yFR0C8/s1600/carnage-535x341.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 255px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-4dgatiwFSLA/Tw4sCXFgVaI/AAAAAAAAAlY/zPmw5yFR0C8/s400/carnage-535x341.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5696538997738722722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Carnage / Acımasız Tanrı, ilk bakışta Roman Polanski'nin biraz soluklandığı, hafif bir film gibi görünüyor. Ancak işin aslı pek de öyle sayılmaz. Carnage, aslında yönetmenin alışılageldik temalarının etrafında gezinen bir kara komedi...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film, parkta oynayan bir grup çocuğun uzak plan görüntüsü ile başlıyor. Daha sonra bir kaydırma ile çocuklar arasında çıkan itişmeyi görüyoruz. Sonra çocukların biri, diğerine elindeki sopa ile vurup uzaklaşıyor. Sonra ise saldırıya uğrayan çocuğun evindeyiz. Saldırıda bulunan çocuğun ebeveynleri ziyarete gelmişler. Darbe alan Ethan'ın iki dişini kaybettiğini öğreniyor ve ebeveynlerin konuşmalarına dikkat kesilmeye başlıyoruz. Yaklaşık 75 dk. süren filmin kalan bölümü, en sonda yine çocukları göreceğimiz parktaki kısacık plana kadar tamamen bu şekilde geçiyor. Ebeveynler önce "medeni" bir şekilde konuşup sorunu halletmeye çalışırlarken ortam ufak ufak gerilmeye başlıyor. Baştaki ufak gerginlikler bir şekilde aynı "kibar" tavırlarla çözülüyor. Ancak özellikle "kusma" sahnesi bir kırılma anı oluşturuyor. Bu noktadan sonra zaman zaman çiftler birbirlerine yükleniyor, zaman zaman kendi aralarında tartışıyor, cinsiyet içi kavgalar, cinsiyetler arası çekişmeler,üç kişinin tek birine yüklendiği anlar derken işler hepten çığrından çıkıyor. Sorunların "medeni" yollarla halledilmesi, "uzlaşma" gibi kavramların içinin boşluğu vuruluyor yüzümüze. Anlıyoruz ki bu medeniyet masalı sanki insanların sahip oldukları kibir, bencillik, kompleks sahibi olma, beğenilme güdüsü, hep en üstte olma ve zayıf gördüklerini ezip geçme gibi davranış biçimlerini gizlemek için kullandıkları bir perde gibi. Bunlar ortadan kaybolduktan sonda kurdukları "arkadaşlık", baştaki kompleks dolu ve sahte "medeni" hallerine göre çok daha gerçekçi ve eğlenceli. Ama Polanski o noktada da fazla ümitlenmemizi engelliyor ve filmi "umutsuz" bir sona bağlıyor. Bu kuşkusuz Polanski'nin Batı kültürünün dayattığı "uzlaşma" mevzusuna duyduğu ümitsizlik. "Artık işi öyle bir boyuta getirdiler ki bu kompleksli halimizden kurtulma şansımız yok" diyor adeta...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-LXq2cdCtKvQ/Tw4r-vhCPLI/AAAAAAAAAlM/0Db3QyLCM7k/s1600/Carnage-i-4.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 244px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-LXq2cdCtKvQ/Tw4r-vhCPLI/AAAAAAAAAlM/0Db3QyLCM7k/s400/Carnage-i-4.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5696538935577164978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmde ikram edilen içecekler de dikkat çekici: Önce espresso, sonra "gerçek" kahve, kusma krizinin hemen öncesinde "kola" ve nihayet alkol. "Medeni karizma" açısından en yukarıda olandan başlayıp alkole giden yolculuğun sonunda karakterler alkol eşliğinde sarhoş olmak yerine sanki "medeniyet sarhoşluğu"ndan uyanıp "en gerçek" hallerine geri dönüyorlar. Saldırgan çocuğun babası üzerinden ilaç şirketlerine, saldırılan çocuğun annesi üzerinden Afrika sorununa uzanan film, özellikle sonlara doğru "politik doğruculuk" kavramını da sorgulayan postmodernist bir çizgiye yaklaşıyor. Neredeyse tamamının bir apartman dairesinde geçmesi ile de Polanski'nin "Apartman Üçlemesi" (Rosemary's Baby, The Tenant,Repulsion)'ne yaklaşan bir yanı da var. Elbette o filmlerdeki ağır psikolojik gerilim havasının yerini bu filmde kara mizah duygusu alıyor. Pek çok sahnede film cidden güldürüyor da. Çocukların ufak bir sürtüşmesini düzeltmek isteyen ebeveynlerin kendilerinin de şiddete başvuracak düzeye kadar gelmeleri, üstelik de bunun son derece medeni tavırlarla başlattıkları diyaloğun sonunda, sadece 1 saat içinde gerçekleşmesi başlı başına eğlenceli zaten...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son noktada oyuncu performanslarına da dikkat çekmek gerek. Şüphesiz tamamı dar mekanda geçen bir filmde oyunculuklar çok önemli ve 4 usta oyuncunun tamamı (Winslet,Waltz,Reilly,Foster) muhteşem performanslar çıkarıyorlar. Carnage / Acımasız Tanrı, izlemesi gerçekten keyifli ve içi de dolu bir film. Bence izlenmeli...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu : 7 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-651020683418880075?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/651020683418880075/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=651020683418880075&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/651020683418880075'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/651020683418880075'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2012/01/carnage-acmasz-tanr-2011.html' title='Carnage / Acımasız Tanrı (2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-4dgatiwFSLA/Tw4sCXFgVaI/AAAAAAAAAlY/zPmw5yFR0C8/s72-c/carnage-535x341.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-3774918431854318192</id><published>2012-01-10T08:50:00.002+02:00</published><updated>2012-01-10T09:01:16.881+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Festivaller-Ödül Törenleri-Özel Gösterimler'/><title type='text'>5. İnönü Üniversitesi Kısa Film Festivali</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-L1AMjtOn8Rc/TwviAwoNPdI/AAAAAAAAAlA/hXI7yOdiJSI/s1600/kisa5.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 286px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-L1AMjtOn8Rc/TwviAwoNPdI/AAAAAAAAAlA/hXI7yOdiJSI/s400/kisa5.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5695894656421543378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Sineması’na destek sağlamak, yaratıcı isimlerin ülkemiz sinema sektörüne tanıtılmasına ve İnönü Üniversitesi öğrencilerinin sanatsal duyarlılıklarının geliştirilmesine katkıda bulunabilmek amacıyla düzenlenen İnönü Üniversitesi Kısa Film Festivali, bu sene 7-10 Mayıs tarihleri arasında sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnönü Üniversitesi Kısa Film Festivalinde bu yıl kurmaca ve belgesel kategorilerinin yanı sıra deneysel kategorisi de yer alıyor. En iyi  kurmaca filme 3.000 TL, en iyi belgesel filme 3.000 TL ve en iyi deneysel filme 3.000 TL olmak üzere üç kategoride ödül verilecektir. Bu yıl beşincisi düzenlenecek olan ve artık gelenekselleşen Festival’de, yarışmalı bölümün yanı sıra, dünya sinemasından kısa film örnekleri, atölye çalışmaları ve yönetmenlerle söyleşiler de yer alacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Festivalin yarışma bölümüne son bir yıl içinde yapılmış, 15 dakikadan uzun olmayan kısa filmler, deneysel filmler ve  30 dakikadan uzun olmayan belgeseller  başvurabilecek, son başvuru ve film kopyalarının teslim tarihi ise 25 Mart 2012. Her sene büyük coşkuyla karşılanan ve daha yolun başında olmasına rağmen, heyecanla beklenen bir Festival hüviyetine bürünen İnönü Üniversitesi Kısa Film Festivali, yarışmacılarını, katılımcılarını ve sinemaseverlerini bekliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıntılı bilgi &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;a href="http://festival.inonu.edu.tr"&gt;http://festival.inonu.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; adresinden edinilebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-3774918431854318192?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/3774918431854318192/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=3774918431854318192&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/3774918431854318192'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/3774918431854318192'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2012/01/5-inonu-universitesi-ksa-film-festivali.html' title='5. İnönü Üniversitesi Kısa Film Festivali'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-L1AMjtOn8Rc/TwviAwoNPdI/AAAAAAAAAlA/hXI7yOdiJSI/s72-c/kisa5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-8438225680612573499</id><published>2012-01-09T23:33:00.004+02:00</published><updated>2012-01-12T03:13:09.086+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>The Ides Of March / Zirveye Giden Yol (2011)</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-L9g6h0280G4/Twvb0FNspoI/AAAAAAAAAko/zPvAtXxzhG8/s1600/Ides-of-March1-1280x1024.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-L9g6h0280G4/Twvb0FNspoI/AAAAAAAAAko/zPvAtXxzhG8/s400/Ides-of-March1-1280x1024.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5695887841539434114" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun bir yıl sonu arasından sonra tekrar birşeyler karalama vakti geldi sanırım. Bu tembelliğin üzerine yılın sinema açısından en yoğun dönemine girişi de yaptık ve ben de bu dönemi yoğun geçmeye gayret edeceğim. Ödül sezonunda da kendisinden söz ettiren The Ides Of March / Zirveye Giden Yol, Clooney'in yine politika dünyası ve politikacılar üzerinden kafa yürüttüğü ahlaki bir öykü anlatıyor...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ryan Gosling'in oynadığı genç danışmanı merkeze alan öykü, farklı karakterleri içine alarak genişliyor. George Clooney hırslı ve idealist bir demokrat aday olan Morris'i oynuyor. Seçim için demokratların adayı olan Morris'in yanında görev yapan genç danışman da ideallere sahip biri. Ancak film ilerleyip karakterleri daha yakından tanıdıkça karakterlerinin tüm idealistliklerinin kişisel çıkarlara dayanışına tanık olmaya başlıyoruz. Genç danışmanın kritik bir hata yapması olayların fitilini ateşliyor ve politika dünyasında temiz kalmanın imkansızlığına tanık olacağımız bir olaylar silsilesi başlıyor. Politika dünyasında sadakatin tamamen sonuç vereceğine inanan Philip Seymour Hoffman'ın oynadığı Paul karakteri de olayların vardığı son noktada öykü açısından kilit olabilecek bir anlam kazanıyor. Yıllar sonra o da bu dünyanın kirliliğinin, tertemiz kalarak bir şekilde ilerleyenleri de eninde sonunda yutabileceğine tanık oluyor. Bir diğer kilit karakter de Molly. Morris'in yanında stajyerlik yapan bu genç kız da politika dünyasının bir diğer tuhaf yanını ortaya koyuyor: Bu dünyada her türlü ahlaksızlık bir şekilde gizli kapaklı şekilde yapılabilir, bunların üzeri örtülebilir ama seks skandallarının asla! Nitekim finalde Morris bu konuda başına birşeyler geleceğine dair kafasında pek fazla bir şüphe oluşmamış gibi dursa bile gene de risk alamıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-BHgNy6JEDGA/Twvb65shSmI/AAAAAAAAAk0/OEskgLcOA4o/s1600/The-Ides-of-March-George-Clooney.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-BHgNy6JEDGA/Twvb65shSmI/AAAAAAAAAk0/OEskgLcOA4o/s400/The-Ides-of-March-George-Clooney.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5695887958706571874" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin öykü ve senaryo açısından biraz sorunlu olan yanı bence olayların biraz oldu bittiye getirilmesi. Karakterlerin kimi kırılma anlarındaki tutumları, aldıkları kararlar öykünün akışına ve inandırıcılığa zarar veriyor ve karakterleri kısmen de olsa karikatürize hale sokuyor. Genel olarak ve finalde geldiği nokta açısından ciddi ve dramatik bir hava takınan bir filmin içerisinde bu bölümler uyumsuzluk yaratıyor. Buna karşın Ryan Gosling, Philip Seymour Hoffman, Paul Giamatti ve George Clooney gibi isimlerin başarılı oyunculukları durumu toparlıyor. Zaten oyuncu performansı izleme açısından film bir nimet gibi. Ayrıca Clooney yönetmen olarak da filmin ritmini tutturma ve bir şekilde izleyiciyi kaybetmeme konusunda başarılı. Nitekim politika dünyasını anlatan bir film her seyirci için çok ilgi çekici olmayabilir ama Clooney her türden izleyicinin ilgisini çekebilecek bir film yapmayı denemiş ve başarmış sayılır. Sonuç olarak The Ides Of March iyi bir seyirlik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu : 6,5 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-8438225680612573499?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/8438225680612573499/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=8438225680612573499&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/8438225680612573499'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/8438225680612573499'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2012/01/ides-of-march-zirveye-giden-yol-2011.html' title='The Ides Of March / Zirveye Giden Yol (2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-L9g6h0280G4/Twvb0FNspoI/AAAAAAAAAko/zPvAtXxzhG8/s72-c/Ides-of-March1-1280x1024.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-2387300044261267999</id><published>2011-12-07T18:42:00.006+02:00</published><updated>2011-12-07T21:06:52.643+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><title type='text'>Wrecked / Tuzak (2010)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-qKk_-DXdmLg/Tt-duv7lhXI/AAAAAAAAAkM/syJdcHMlw_U/s1600/Wrecked-2011-Screenshot-11-620x380.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 245px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-qKk_-DXdmLg/Tt-duv7lhXI/AAAAAAAAAkM/syJdcHMlw_U/s400/Wrecked-2011-Screenshot-11-620x380.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5683434681230787954" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz aylarda ülkemizde de vizyon şansı bulan Wrecked / Tuzak, kaza yapmış bir arabada, bacağı sıkışmış şekilde uyanan bir adamın, bir yandan içine düştüğü durumdan kurtulmaya çalışırken, diğer yandan da zihnindeki "bölük pörçük" parçaları biraraya getirmeye çalışması üzerinden ilerliyor...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslına bakılırsa film yeni hiçbir şey sunmuyor. Zira ilk bakışta parlak gibi görünen fikrin bile, benzerine sahip çok sayıda film izledik(Hem de yakın geçmişte!) Üstelik yönetmen Michael Greenspan, anlatım açısından da hiçbir yenilik getirmiyor. Senaryo, bütün yükü Adrien Brody'nin sırtına bindiriyor. Ancak onun da iyi yazılmamış bir karakter ve ortada olmayan bir öykü karmaşası içerisinde yapabileceği pek birşey kalmıyor. Filmin en büyük sorunu, girişi yaptıktan sonra, izleyiciyi filmin içinde tutacak bir öykü, iyi kurulmuş bir karakter gelişimi, gerilim dozu yüksek sahneler gibi özelliklerin hiçbirini bünyesinde barındırmıyor oluşu. Film başladıktan hemen sonra bitmesini beklemeye başlıyoruz adeta. Filmin tek olayının 'sonunda ne olacak?' merakı olduğunu çok kısa süre içerisinde anlıyoruz. Çok kısa bir süre daha geçtikten sonra da artık sonunda ne olacağını da umursamamaya başlıyoruz. Çünkü ortada umursamamız gereken karakterler yok. Film bittikten sonra bile  ana karakter dahil kimse hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyor durumda kalıyoruz. Sadece film boyu izlediğimiz adamın neden orada olduğunu, gördüğü kişilerin kim olduğunu falan öğreniyoruz o kadar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-0xz84nIygf0/Tt-dxlsdnmI/AAAAAAAAAkY/SVwwyW6Fmmc/s1600/Wrecked-Movie-Adrien-Brody.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 298px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-0xz84nIygf0/Tt-dxlsdnmI/AAAAAAAAAkY/SVwwyW6Fmmc/s400/Wrecked-Movie-Adrien-Brody.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5683434730022608482" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak 10 - 15 dakikalık bir kısa film süresini doldurabilecek bir hikaye için 90 dakikalık sürede haliyle fazlasıyla uzun geliyor. Kısa süresine karşın film sabırları zorlamaya başlıyor. Wrecked'in yeni birşey sunduğu yok. Aslında sunduğu şeyin hakkını verdiğinden söz etmek de mümkün değil. Bilhassa yakın zamanda benzeri sayabileceğimiz 127 Hours ve Buried gibi iyi filmler varken... Sanırım filmin en büyük başarısı da zaten, bu filmlerdeki yönetmenliğin değerini bize bir kez daha hatırlatması oluyor. İlle de sonunu merak ediyorum diyenlere ve korku / gerilim adına ne bulursam izlerim diyenlere önerebiliyorum ancak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu : 4,5 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-2387300044261267999?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/2387300044261267999/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=2387300044261267999&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/2387300044261267999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/2387300044261267999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/12/wrecked-tuzak-2010.html' title='Wrecked / Tuzak (2010)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-qKk_-DXdmLg/Tt-duv7lhXI/AAAAAAAAAkM/syJdcHMlw_U/s72-c/Wrecked-2011-Screenshot-11-620x380.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-9118880441494327403</id><published>2011-12-04T00:49:00.007+02:00</published><updated>2011-12-04T01:06:43.983+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>Margin Call / Oyunun Sonu (2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-Z0juYFecc7M/Ttqn7SqV04I/AAAAAAAAAjo/YodZWW51oHk/s1600/Zachary%2BQuinto%2BMargin%2BCall.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Z0juYFecc7M/Ttqn7SqV04I/AAAAAAAAAjo/YodZWW51oHk/s400/Zachary%2BQuinto%2BMargin%2BCall.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5682038516944851842" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;J.C. Chandor'ın ilk filmi olan Margin Call / Oyunun Sonu, ABD'den başlayarak tüm dünyaya yayılan 2008 küresel finansal krizini, bir yatırım bankasında 24 saatlik zaman dilimi içerisinde yaşananlar üzerinden anlatıyor...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların işten çıkarılma görüntüleriyle başlıyor film. Her yıl için rutin hale gelen bu işten çıkarılmaların içerisinde bu kez bankanın önemli risk analistlerinden birisi de var. Adam giderken, çalışanlardan birine bir “ipucu” veriyor. Sonuç olarak firma ekonomisindeki inanılmaz “dalgalanmalar” keşfediliyor. Film, bunun üzerine 24 saat içerisinde yaşananlara odaklanıyor. Bankanın durumu elbette ki müşterilere haber vermesi gerekiyor ancak özellikle büyük “oyuncu”ların bu durumdan hoşnut kalmayacakları aşikar. Sonuçta bulunan yol, firma içinde üretilen, hileli, yasadışı bir yolla, kimi çalışanları ve müşteriyi mağdur edip, bankanın üst düzey yönetici grubunu ve bu “problem çözme” işine birinci elden yardımcı olmayı başaran elemanları kurtarmak oluyor haliyle. Elbette bu çözümün sadece firmayla sınırlı kalmayıp, küresel, koskoca bir krizin ateşleyicisi halini alacak olması da filmin “güncel” kısmını oluşturuyor ve önemli. Çünkü işin sonunda filmin geldiği nokta bugünün Wall Street protestocularına uzanıyor bir yerde aslında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç yönetmen Chandor, ilk filminde usta işi bir anlatım modeli izliyor. Film, bir yandan gerilimi hiç dinmeyen bir öykü anlatıyor. Diğer taraftan, farklı olan tarafı ise direkt olarak “insan psikolojisi” ile ilgilenmesi. Bankanın rutin hale gelmiş “işten çıkarma” operasyonlarından birinin görüntüleriyle başlayan film, orta düzey yönetici Sam'in (Kevin Spacey), mezar için kazdığı "çukur" görüntüleri ile sona eriyor. Bu “kazı” işinin gürültüleri eşliğinde jenerik yazıları akarken, adeta cenazemizin toprağa gömüldüğü hissine kapılıyoruz. Tüm bu “ekonomik” savaş içinde kaybedilen “insani duygular” eşliğinde insanlığın umutsuz geleceğine bakıyoruz sanki. Bir yandan Sam karakteri üzerinden finalde yaratılan vicdan muhasebesi eşliğinde “hala umut var” diye düşünmeye yaklaşırken, diğer taraftan Jeremy Irons'ın oynadığı yönetim kurulu başkanı John Tuld karakteri üzerinden yitip giden tüm insaniyeti görüp hüzünleniyor ve Coen' lerin No Country For Old Men'inde Tommy Lee Jones'ın oynadığı Şerif Bell karakteri misali “hiçbir şey değişmeyecek ve düzelmeyecek, bizler sadece rollerimizi oynayan kuklalarız” noktasına geliyoruz. Hangisi baskın diye bakacak olursak, görüyoruz ki tüm bu vicdan muhasebesi sonunda bile Sam için "kurbanları" olan insanlar ancak "köpeğinin ölümü" anlamına gelebiliyor. Bu açıdan final hayli hüzünlü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-Ut9eIOmCF5A/TtqoA__-41I/AAAAAAAAAj0/eNZMBYaoDfg/s1600/Kevin%2BSpacey%2BMargin%2BCall.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-Ut9eIOmCF5A/TtqoA__-41I/AAAAAAAAAj0/eNZMBYaoDfg/s400/Kevin%2BSpacey%2BMargin%2BCall.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5682038615014564690" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Usta oyuncularla birlikte genç oyunculardan da çok iyi bir performans alan Chandor, aslında bir yandan da tam bir oyuncu filmi çekiyor. Ama yönetmenliği geri plana itmeyen bir oyuncu filmi bu. Zira Chandor filminin temposunu öyle iyi belirliyor, gerilimi öyle iyi ayarlıyor ve filmin mesajını öylesi inceden vermeyi başarıyor ki kendisinin ilk filmini çektiğine inanmak güç oluyor. Kendi adıma Margin Call / Oyunun Sonu' nun yılın en öneml işlerinden olduğunu düşünüyor ve şu ana kadar topladığı ilginin, hakettiğinin çok çok altında kaldığını düşünüyorum. Bence kesinlikle kaçırılmamalı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu : 8 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-9118880441494327403?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/9118880441494327403/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=9118880441494327403&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/9118880441494327403'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/9118880441494327403'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/12/margin-call-oyunun-sonu-2011.html' title='Margin Call / Oyunun Sonu (2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-Z0juYFecc7M/Ttqn7SqV04I/AAAAAAAAAjo/YodZWW51oHk/s72-c/Zachary%2BQuinto%2BMargin%2BCall.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-9031355599190480001</id><published>2011-12-02T00:32:00.008+02:00</published><updated>2011-12-02T01:08:57.596+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><title type='text'>Somos Lo Que Hay / Kan Kokusu (2010 )</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-jSUs3RUrMxE/TtgI_odPZEI/AAAAAAAAAjc/bgdrbOd4j9k/s1600/03.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-jSUs3RUrMxE/TtgI_odPZEI/AAAAAAAAAjc/bgdrbOd4j9k/s400/03.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5681300819212723266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meksika'dan gelen ve hayli ses getiren Somos Lo Quo Hay / Kan Kokusu, temel olarak  “cannibalism” ile ilgileniyor denilebilir. Şimdiye kadar, “beslenme” ihtiyaçları  baba tarafından karşılanan ailenin diğer bireyleri, babanın beklenmedik ölümüyle zor bir durumda buluyorlar kendilerini. Babanın da ölmeden önceki tavsiyesi gözönüne alınarak, bu önemli görev ailenin iki oğlundan birine veriliyor. Fakat çocuğun beklenmedik tavırları, bu konudaki beceriksizliği, aileyi gittikçe zor durumda bırakmaya başlıyor...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetmen Jorge Michel Grau, öyküye çok fazla açıklama yapmadan balıklama dalmayı seçiyor. Zaten film boyunca da ana mevzu ile ilgili pek bir şey açıklanmıyor. Elbette bunlar olabilir. Bu şekilde ilerleyen ve sonuca ulaşan pek çok korku / gerilim filmi var. Ancak Grau, öykü ilerledikçe filmin bu şekilde anlamsızlaştığını ve sıradan bir hal almaya başladığını hissetmişçesine, öyküye sağdan soldan bir şeyler eklemeye ve işin altını doldurmaya çalışıyor. Eşcinsellik, "ensestimsi" durumlar, ne olduğu bilinmeyen bir inanca bağlı bir ayin, fahişelerin dünyası ve öyküye giriş biçimleri, iki oğul arasında “liderlik” konusunda yaşanan çekişme falan derken birsürü şey giriyor işin içine. Ama bunların hiçbiri bir amaca hizmet etmiyor. Ya da neye hizmet ettikleri ile ilgili ciddi bir boşluk var. Sanki Grau, bir yandan sadece bu aileyi ve karakterleri yazarak öyküsünü kurmuş, meseleye bir 'yobazlık eleştirisi' düzleminde girmeyi de, hiçbir şey söylemeye çalışmadan salt bir 'durum' filmi yapmayı da istememiş, hiç değilse altmetinsel okumalara filmi açacak birşeyler ekleyeyeyim demiş gibi. Böyle olunca da anlamsız ve karışık bir bütün ortaya çıkmış ve kağıt üzerinde ilginç duran fikir heba olmuş. Genel olarak bakılırsa film ne korkutuyor ya da geriyor, ne de anlamlı denilebilecek birşeyler söyleyebiliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-LtYoCRdq_q4/TtgBtDIb3eI/AAAAAAAAAjE/2inyPCWT57U/s1600/6120318516_3dcc62ca6d.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-LtYoCRdq_q4/TtgBtDIb3eI/AAAAAAAAAjE/2inyPCWT57U/s400/6120318516_3dcc62ca6d.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5681292803374308834" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiddet kullanımı konusunda, kendi adıma, şiddeti tam merkezine koyan bir öykü için, yönetmenin kontrollü hareket ettiğini düşünüyorum. Şiddet ne fazlasıyla estetize ediliyor ne de öykünün gerektirdiğinden daha “hijyenik” bir kullanım sözkonusu. O açıdan bir olumsuzluk yok. Ancak yine de hassas bünyelerin ihtiyatlı yaklaşmalarında fayda var tabii. Özellikle yurtdışında gördüğü ilgi ile beklenti uyandıran Kan Kokusu, bence bu beklentileri karşılayabilecek kalitede bir film değil. Ancak tüm olumsuzluklara karşın, kurduğu görsel dünyası ve her ne kadar iyi kullanılamadıysa da öyküsünün taşıdığı fikir dolayısıyla yönetmeninin ismini bir kenara not ettirecek orjinalliğe de sahip...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu : 5,5 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-9031355599190480001?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/9031355599190480001/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=9031355599190480001&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/9031355599190480001'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/9031355599190480001'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/12/somos-lo-quo-hay-kan-kokusu-2010.html' title='Somos Lo Que Hay / Kan Kokusu (2010 )'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-jSUs3RUrMxE/TtgI_odPZEI/AAAAAAAAAjc/bgdrbOd4j9k/s72-c/03.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-2683933903151908650</id><published>2011-11-22T20:28:00.005+02:00</published><updated>2011-11-22T21:13:20.881+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Festivaller-Ödül Törenleri-Özel Gösterimler'/><title type='text'>'Hangi İnsan Hakları?' Film Festivali ( 6 - 10 Aralık 2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-vtQ_8qkhu9A/Tsvq0Z7OnZI/AAAAAAAAAig/17mS6eDa71I/s1600/cooking_History_10.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 322px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-vtQ_8qkhu9A/Tsvq0Z7OnZI/AAAAAAAAAig/17mS6eDa71I/s400/cooking_History_10.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5677889941264047506" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOCUMENTARIST'in yan etkinliği olarak 2009'dan beri düzenlenen 'Hangi İnsan Hakları?' belgesel etkinliği bu yıldan itibaren bağımsız bir festivale dönüşüyor. 6-10 Aralık 2011 tarihlerinde gerçekleşecek 'Hangi İnsan Hakları?' Film Festivali'nde bu sene ana tema “çocuklar ve hakları” olacak. Festivalin gösterim ve yan etkinlikleri SALT Beyoğlu, Dutch Chapel ve Tütün Deposu'nda ücretsiz olarak gerçekleşecek...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Festival kapsamında, dünyanın pek çok ülkesinde çocukların durumunu yansıtan filmlerin yanısıra, her alandaki insan hakları ihlallerinin muhtelif örneklerini ele alan, bu konuda verilen mücadeleleri anlatan 30'dan fazla film seyirciyle buluşacak. Ayrıca hafta boyunca yabancı konukların da katılımıyla, çocuklarla atölye, sergi, panel, forum tiyatro gibi pek çok yan etkinlik gerçekleşecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Festival programında, Uganda'daki çocuk askerleri konu alan Kanada yapımı “Grace, Milly, Lucy… Çocuk Askerler”den (Grace, Milly, Lucy... Child Soldiers) Romanya'daki Çingene çocuklarının eğitim sorunlarını ele alan “Okulumuz”a (Our School), Hindistan'da minik bir çocuğun para ve şöhret uğruna nasıl sömürüldüğünü anlatan “Maraton Çocuk”tan (The Marathon Boy) Taliban etkisindeki Afganistan'da erkek çocukların eğlence sektöründe suistimal edilmesini konu alan “Afganistan'ın Danseden Çocukları”na (The Dancing Boys of Afghanistan), Kolombiya'da savaş travmasını yaşamış çocukların birinci elden tanıklıklarını animasyon formunda anlatan “Minik Sesler”e (Little Voices) kadar birbirinden çarpıcı filmler yer alıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-I58pfthLBkQ/Tsvq_DTmduI/AAAAAAAAAi4/lrVfdeCVIho/s1600/GiveUpTomorrow_poster.jpeg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 261px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-I58pfthLBkQ/Tsvq_DTmduI/AAAAAAAAAi4/lrVfdeCVIho/s400/GiveUpTomorrow_poster.jpeg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5677890124170819298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belgesel diline getirdiği yaratıcı bakışla şimdiden sinema tarihine geçen “Tarihi Pişirmek” (Cooking History), şu günlerde festivallerde ödül üstüne ödül toplayan “Yarını Boşver” (Give up Tomorrow), Arap devrimlerinin fitilini yakan Tunus'tan bize son derece tanıdık gelecek bir tartışmanın filmi olan “Laiklik... İnşallah!” (Secularism... Incha'allah!) ile Ciwan Haco'nun sürgündeki yaşamı ile 23 yıl sonra geldiği Diyarbakır'daki konserini konu alan “Diyarbekir'e Giden Yol” (The Road to Diyarbekir) programın en dikkat çeken filmleri arasında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Af Örgütü'nün desteğiyle, Türkiye'nin de aralarında olduğu 5 ayrı ülkede çekilen 'çocuk hakları' konulu kısa filmlerin dünya premiyeri de Istanbul'da Hangi İnsan Hakları? Film Festivali kapsamında yapılacak! 'Just Kids' başlıklı projedeki filmler aynı günlerde Hollanda televizyonunda da yayınlanacak. Festivalin özel bölümleri arasında, merkezi Amsterdam'da bulunan insan hakları örgütü Movies that Matter'le ortaklaşa hazırlanan ve alanında ses getirmiş filmlerden oluşan bir seçki de yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-YVfD-Qw88f0/Tsvq577QwkI/AAAAAAAAAis/kMdnH84M__M/s1600/MarathonBoy_poster.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 264px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-YVfD-Qw88f0/Tsvq577QwkI/AAAAAAAAAis/kMdnH84M__M/s400/MarathonBoy_poster.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5677890036290339394" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih Akın'ın 2001'de çektiği “Geri Dönmeyi Unuttuk” adlı belgeseli de, Türkiye'den Almanya'ya işçi göçününü 50. yılı dolayısıyla programdaki yerini alacak. Ayrıca Türkiye belgesel tarihinin en önemli filmlerinden olan, Süha Arın'ın 1979'da gerçekleştirdiği “Tahtacı Fatma” da özel bir gösterime konu olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu ve İsveç İstanbul Başkonsolosluğu'nun desteğiyle gerçekleşen festivalin gösterim ve etkinlikleri 6-10 Aralık 2011 tarihleri arasında SALT Beyoğlu, Dutch Chapel ve Tütün Deposu'nda yer alacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Programla ilgili detaylı bilgiler pek yakında www.documentarist.org/insan adresinden öğrenilebilir.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-2683933903151908650?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/2683933903151908650/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=2683933903151908650&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/2683933903151908650'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/2683933903151908650'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/11/hangi-insan-haklar-film-festivali-6-10.html' title='&apos;Hangi İnsan Hakları?&apos; Film Festivali ( 6 - 10 Aralık 2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-vtQ_8qkhu9A/Tsvq0Z7OnZI/AAAAAAAAAig/17mS6eDa71I/s72-c/cooking_History_10.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-4899437076016668048</id><published>2011-11-22T16:59:00.005+02:00</published><updated>2011-11-22T18:50:53.045+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>The Hole / Mahzen 3D (2009)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-kUuDRoISoow/TsvQJ_xslmI/AAAAAAAAAiI/E6khJr2yw90/s1600/The%2BHole%2Bafi%25C5%259F%2Bposter%2Bcover.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 270px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-kUuDRoISoow/TsvQJ_xslmI/AAAAAAAAAiI/E6khJr2yw90/s400/The%2BHole%2Bafi%25C5%259F%2Bposter%2Bcover.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5677860625387918946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer daha önce olduğu gibi, yine bir değişiklik olmaz ise cuma günü vizyona girecek Joe Dante filmi, The Hole / Mahzen, aslen 2009 yapımı bir film. Joe Dante, klasik gerilim filmi yapısı içine, kendisinden beklenecek şekilde gençlik filmi öğeleri de katarak, izleyiciyi oyalamayı başarıyor...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Hole / Mahzen, bir ailenin çevresinde gelişen, tipik perili ev filmlerinin klasik şablonuna çok uygun şekilde başlıyor. Anne ve iki çocuğundan oluşan aile, yeni bir eve taşınıyorlar. Daha sonra çocuklar, kendilerine katılan yan komşularının kızı ile evin içinde kocaman ve derin bir delik olduğunu farkediyorlar. Yine klasik bir şekilde annelerine durumdan hiç bahsetmeden, buranın sırrını çözmeye çalışmaya başlıyorlar. Bir süre sonra deliğin, herbirini kendi korkularıyla yüzleştirdiğini farkediyorlar ve olaya büyük oğlanın 'korkusu' olarak dahil olan 'psikopat' babanın da içinde bulunduğu pek çok sorunla uğraşmaya başlıyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında Joe Dante, her zaman olduğu gibi 'çocuksu' naifliği ön plana çıkarıyor. Film için tam anlamıyla bir korku filmi tanımlaması yapılamaz. Tıpkı Gremlinler ya da Piranha'da olduğu gibi bu filmin de en dehşetli anlarında bile bir mizah anlayışı gizli. Aslına bakarsak, pek öyle dehşet dolu anları da yok. Bu bağlamda, tür olarak, çocuklara yönelik bir korku filmi olarak bile değerlendirebiliriz filmi. Joe Dante'nin bu filmi çekme amacı bir açıdan bakıldığında 3D formatını denemek de olabilir. 6 yıl aradan sonra yeniden bir sinema filmi çekmek istemesinin altındaki motivasyon bu olabilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-KmYqYwSsiCY/TsvQPP2EFkI/AAAAAAAAAiU/cxzLIF6gWLk/s1600/The%2BHole%2B%25282009%2529.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-KmYqYwSsiCY/TsvQPP2EFkI/AAAAAAAAAiU/cxzLIF6gWLk/s400/The%2BHole%2B%25282009%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5677860715600549442" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi adıma Joe Dante'nin sinemasını seviyorum. Belki de 80'leri seviyorum. Tüm filmlerinde olduğu gibi bir 80'ler havası burada da saklı. Örneğin filmin başlarında büyük oğlan ile yan komşu kızı arasındaki 'etkileşim' de bile 80'leri görüyorum ben, bügünün dünyasını değil. O ilişkinin üzerine de pek gitmiyor senaryo daha sonra ve o açıdan giriş biraz havada kalıyor aslında. Öyküye, 'olayın çözümü için başvurulan tuhaf adam' olarak dahil olan Creepy Carl da bir süreliğine de olsa oyalamayı başarıyor bizleri. İşin sırrı çözülür gibi olmaya başladıktan sonraki kısımlar, kısa süreye rağmen biraz 'fazla' kaçıyor. Doğal olarak final de hayli 'klişe'. Ama tüm bu klişeliğin altındaki naiflik gene de izletiyor filmi. Beklentiler hiçbir şekilde yükseltilmeden, bir 'zaman öldürücü' olarak izlenildiğinde film, bir şekilde sonuca ulaşıyor. Belirttiğim gibi, fazla birşey beklememeniz koşuluyla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu : 6 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-4899437076016668048?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/4899437076016668048/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=4899437076016668048&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/4899437076016668048'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/4899437076016668048'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/11/hole-mahzen-3d-2009.html' title='The Hole / Mahzen 3D (2009)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-kUuDRoISoow/TsvQJ_xslmI/AAAAAAAAAiI/E6khJr2yw90/s72-c/The%2BHole%2Bafi%25C5%259F%2Bposter%2Bcover.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-5005563462156409559</id><published>2011-11-20T17:47:00.008+02:00</published><updated>2012-01-24T01:13:10.653+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk Sineması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>Gelecek Uzun Sürer (2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-bD11LX0mvUQ/Tskv6d-ok6I/AAAAAAAAAhw/6CCfPNgCOgU/s1600/101111%2Bgelecek%2Buzun%2Bs%25C3%25BCrer.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 222px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-bD11LX0mvUQ/Tskv6d-ok6I/AAAAAAAAAhw/6CCfPNgCOgU/s400/101111%2Bgelecek%2Buzun%2Bs%25C3%25BCrer.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5677121486803473314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özcan Alper, cezaevinden sağlık nedenleriyle tahliye edilen bir adamın, Doğu Karadeniz'deki köyünde ölüme yürüyüşünü ve bu sırada yaşadığı aşkı anlattığı Sonbahar'dan sonraki yeni filmi Gelecek Uzun Sürer'de bu defa merkeze Kürt sorununu yerleştirdiği bir öykü anlatıyor...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'da bir üniversitede müzik ile ilgili olarak yüksek lisansını sürdüren Sumru,'ağıtlar' üzerine yaptığı tez çalışması için kendini Diyarbakır'da buluyor ve yolları burada korsan DVD satan Ahmet ile kesişiyor. İkilinin yakınlığı artarken, Sumru'nun buraya gelmede, kendisine bile itiraf edemediği bir 'amacı' ortaya çıkıyor ve iş yön değiştiriyor. Böylece 'final' için kendimizi Hakkari'de buluyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özcan Alper'in yönetmenliği, görsel vizyonu, anlatımı yine başarılı. İkilinin, araştırma esnasında bölge halkıyla buluştukları, birinci ağızdan yaşananları dinledikleri kısımlar da etkileyici. Çünkü yaşanan acıların gerçekliği yüzümüze vuruyor. Bu açıdan film hedefe ulaşmayı başarıyor. Oyuncu anlamında da ilk filmde olduğu gibi, yine erkek oyuncu ön plana çıkıyor ve Durukan Ordu, filmin sürpriz performansına imza atmayı başarıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-AjKrID55gW4/Tskv_WslMNI/AAAAAAAAAh8/k4ZWvS5RpyU/s1600/ZCAN-A%257E1.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-AjKrID55gW4/Tskv_WslMNI/AAAAAAAAAh8/k4ZWvS5RpyU/s400/ZCAN-A%257E1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5677121570748051666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelgelelim filmin eksileri yok değil. Filmin yazılmış sağlam bir öyküsü ve karakter gelişimi yok. Karakterler, bir yerde, sadece bölgedeki 'kanlı geçmiş'e tanık olmak için orada gibiler. Anlatılan gerçek anlamda 'acı' hikayeler filmin hedefi belli ölçüde tutturmasını sağlıyor belki, ancak ne olursa olsun bu bir yerde 'kolaya' kaçmak oluyor. Ayrıca aynı çok beğenilen ama benim belli ölçüde yine mesafeli olduğum Sonbahar'da olduğu gibi, filmin tamamı, iyi kalpli karakterlerin, sistemin acımasızlığı içinde acı çektiği ve seyircinin de onların acısına gözyaşı döktüğü bir hal alıyor ki bu da aslında eskimiş ve biraz klişe hal almış bir format. Öte yandan karakter yazımı gerçekten ilginç. Sonbahar'da herşeye rağmen iyi yazılmış, gerçek ve inandırıcı bir başkarakter vardı. Örneğin beş parasız ve tek geçim kaynağı Diyarbakır sokaklarında sattığı DVD'ler olan Ahmet'in sadece Tarkovsky, Angelopoulos, Fellini gibi ustaların filmlerini satması, tezgahında tek bir popüler filme yer vermemesi gibi şeyler bile, belki ufak ayrıntılar ama filmin o tüm acılarla birlikte taşıdığı gerçekçi tona zarar veren, biraz işi gerçeküstü atmosfere sokan öğeler. Finalde Sumru'nun bir anlamda bu yolculuğu hangi amaçla yaptığını öğreniyoruz öğrenmesine ama filmin geri kalanında, bu filmi, Sumru'nun 'içsel'olan ve örneğin batıda yaşayan bir kadının, doğuyu, batıdan 'terör' denilip geçilen olayların içyüzünü anlamaya yönelik olarak yaptığı bir yolculuğa dönüştürecek pek birşey yok. Dediğim gibi karakterler sadece , gerçek ve birinci ağızdan dinlenilen acılara tanıklık etmek için orada bulunuyorlar ve finalde ise birden iş onların omzuna biniyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özcan Alper, görsel vizyonunu, sağlam karakter ve daha iyi geliştirilmiş öykülerle bütünleştirirse çok daha iyi filmler çekebilecek, gelecek vaat eden, umut veren bir genç yönetmen. Bu filmi de herşeye karşın etkileyici ve inandırıcı olmayı da genel olarak başarıyor. Ama filmde insana, "neden daha iyi olamadı?" diye sorduracak eksik birşeyler de kalıyor maalesef. Kendi adıma Diyarbakır'da bulunduğum sırada sinemada izlemiş olmamla da bir hatıra bıraktı film bir şekilde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu : 6,5 / 10&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Bundan böyle "Vizyonda Bu Hafta" ve "Haberler" köşelerini kaldırıp, "Film Kritikleri" ve "Dosya"lara odaklanmaya karar verdim, hayırlısı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-5005563462156409559?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/5005563462156409559/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=5005563462156409559&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/5005563462156409559'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/5005563462156409559'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/11/gelecek-uzun-surer-2011.html' title='Gelecek Uzun Sürer (2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-bD11LX0mvUQ/Tskv6d-ok6I/AAAAAAAAAhw/6CCfPNgCOgU/s72-c/101111%2Bgelecek%2Buzun%2Bs%25C3%25BCrer.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-4544954127382446814</id><published>2011-11-03T03:58:00.012+02:00</published><updated>2011-11-20T16:24:52.681+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>Jodaeiye Nader Az Simin / Bir Ayrılık (2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-y_qnBamMGWU/TrH9TrXl9SI/AAAAAAAAAf8/7J51K7uMa7c/s1600/Nader-Simin_CB_SITE-450x297.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 264px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-y_qnBamMGWU/TrH9TrXl9SI/AAAAAAAAAf8/7J51K7uMa7c/s400/Nader-Simin_CB_SITE-450x297.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5670591920337188130" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İranlı yönetmen Asghar Farhadi, Berlin'den Altın Ayı ile dönen ve sinemalarımızda bir süre önce izleme şansı yakaladığımız filmi Bir Ayrılık'ta, Simin ve Nader çiftinin ayrılık hikayesine, çocukları Temreh'in velayeti meselesini ve evlerine gündeliğe gelen Raziah ve kocası Hodjat'ı da ekleyerek gittikçe derinleşen bir öykü anlatıyor...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film, yurtdışına gitmek isteyen Simin'in, Alzheimer hastası babası yüzünden yurtdışına çıkmayı istemeyen kocası Nader'den ayrılmak istemesiyle başlıyor. Çocuklarının velayeti meselesi de devreye giriyor. Hatta sonra iş gittikçe sarpa sarıyor ve başlangıçta tamamen Simin'i kocasına ve çocuğuna haksızlık etmekle suçlayacak durumdaki seyircinin de kafası karışmaya başlıyor. Evlerine gündeliğe gelen kadın ve kocasının da öyküye bir şekilde dahil olmalarıyla, işler iyice karışıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetmen Farhadi, öyküsünü sessiz ve sakince anlatmakta kararlı. İzleyiciyi, tam da yargıcın bulunduğu noktaya koyuyor aslında ve öyküyü herkesin tarafından, sakin bir tonda anlatıyor. Tam bir açık bulup da karakterlerin birisine, 'en büyük sorumlu bu' diyecek bir noktaya geldiğimizde önümüze yeni bilgiler sunuyor. İş ilerledikçe görüyoruz ki ne bizim vereceğimiz bir kararın 'haklı' olma şansı var, ne yargının vereceği kararın. Hatta finalde gelinen noktada işler tam bir şekilde herkes için rayına oturacakken bu kez 'din ve ahlak' meseleleri ortaya çıkıyor ve yargının sağlayamadığı adaleti hiç değilse onların sağlaması beklenirken herşeyi alaşağı ediyorlar....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-L_BuQhncvKQ/TrH9X_-3FuI/AAAAAAAAAgI/ffLd9e9e55Y/s1600/Jodaee_Nader_Simin_20ist-2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 270px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-L_BuQhncvKQ/TrH9X_-3FuI/AAAAAAAAAgI/ffLd9e9e55Y/s400/Jodaee_Nader_Simin_20ist-2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5670591994590074594" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farhadi,aslında bir açıdan Kurosawa'nın Rashomon'da yaptığına benzer şekilde öyküye herkesin tarafından bakıyor. Empati kurarak hepsinin haklı olduğu yönleri de görmemizi istiyor. Son noktada da böylesine kirlenmiş bir noktada 'hak' ve 'adalet' kavramlarının da bütünüyle anlamını yitirdiğini görmemizi istiyor. Finalde Temreh anne ve babası arasında seçim yapacakken bizim için artık herşey bitmiş, anlatılması gereken anlatılmış oluyor. Anaakım sinemanın çoğu kez yaptığı 'sonuç' ile ilgilenme olayına bulaşmıyor. Sonuçta finalde geldiğimiz noktada artık biliyoruz ki Temreh kimi seçerse seçsin, hak yerini bulmayacak, adalet sağlanmayacak. Adalet, din, ahlak, gibi kavramların hepsinin birden sıkıştığı bir öykü üzerinden gidiyor derdini en iyi şekilde anlatabilmek için. Bu noktaya gelene kadar elbette sınıf farklılığı meselesine de değinmeden geçmiyor. Yargı ile olan işlerde, gündelikçi Raziah ve kocasının önünün adalet sistemi tarafından nasıl kocaman bir duvarla kapatıldığına, daha güçlü olan tarafın nasıl daha inandırıcı olabildiğine de tanık oluyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farhadi'nin filmi gerçekten akıldan kolay çıkacak cinsten değil. Üstelik Farhadi'nin yönetmenlik biçimi de takdire şayan. Film, hiç kasmadan, sanatsal ya da deneysel olmaya falan da çalışmadan kendi ritmini bulup bir şekilde kolayca akıp gidiyor. Bir Ayrılık, herşeyiyle yılın ilgiye değer işlerinden biri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu : 7,5 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-4544954127382446814?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/4544954127382446814/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=4544954127382446814&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/4544954127382446814'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/4544954127382446814'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/11/jodaeiye-nader-az-simin-bir-ayrlk-2011.html' title='Jodaeiye Nader Az Simin / Bir Ayrılık (2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-y_qnBamMGWU/TrH9TrXl9SI/AAAAAAAAAf8/7J51K7uMa7c/s72-c/Nader-Simin_CB_SITE-450x297.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-2750654491216187874</id><published>2011-11-02T23:21:00.004+02:00</published><updated>2012-01-24T01:13:32.035+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk Sineması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>72.Koğuş (2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-14hB-dJu_O4/TrHWnyHVvNI/AAAAAAAAAfk/w3ZMJAXzOkQ/s1600/72-Kogus-full-izle.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-14hB-dJu_O4/TrHWnyHVvNI/AAAAAAAAAfk/w3ZMJAXzOkQ/s400/72-Kogus-full-izle.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5670549384791964882" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senenin başlarında gösterime giren ve hala az sayıda kopyayla da olsa vizyon turunu sürdüren 72. Koğuş, bilindiği üzere Orhan Kemal'in romanının yeni sinema uyarlaması. İlk versiyonu 1988 yılında Erdoğan Tokatlı çekmişti. Bu kez yönetmen Murat Şekeroğlu...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu versiyonda Murat Şekeroğlu, romandakinden farklı olarak tamamen bir hapishane filmi olarak kuruyor filmini ve dışarıdan tamamen soyutluyor bizleri. Bu maalesef filmin lehine çalışmıyor. Zira, neredeyse filmin hangi yıllarda geçtiğinden bile bihaber olacak kadar dış dünyaya uzağız. Ancak filmin sonundaki yazılarda "1940'lar" lafını duyuyoruz. Orada bile kayda değer bir bilgi verilmiyor. Dolayısıyla romanda, dışarıda yaşanan dünyanın bir nevi izdüşümü olarak sunulan hapishane yaşamı, burada herşeyin üzerine çıkıp filmi tamamen ele geçiriyor. Dolayısıyla izlediğimiz, herhangi bir orjinallik barındırmayan bir hapishane öyküsü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan maalesef, yönetmenin seyirciyi tamamen duygusal açıdan sarsmak istemesi de filme inanılmaz derecede irtifa kaybettiriyor. Büyük lafların edildiği, sadece tüm insanlığını kaybetmiş inanılmaz zalim ve kötü insanlarla, iyilik ve saflık timsali insanların yeraldığı bir öykü var ortada ki bu bir noktadan sonra tahammül edilmez hale geliyor. Rahatsız edicilik yönetmenin hedefi olabilir ama buradaki rahatsız olma biraz filmin bu olumsuz anlamdaki aşırılıklarla donatılmış dünyasından rahatsız olma biçiminde tezahür buluyor. Çünkü beylik laflar dışında pek gerçek anlamda eleştirel bir tespite rastlamak da zor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-4N0wjohpHPw/TrHXEcQhnDI/AAAAAAAAAfw/5wRgj8yoPQ8/s1600/72.kogus.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 297px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-4N0wjohpHPw/TrHXEcQhnDI/AAAAAAAAAfw/5wRgj8yoPQ8/s400/72.kogus.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5670549877141118002" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi adıma sadece Hülya Avşar'ın Fatma karakterini, büyük ölçüde Avşar sayesinde belki de, gerçekçi buldum. Soğuk, mesafeli duruşuyla diğer karakterlere göre çok daha inandırıcı bir karakter Fatma. Yönetmenin 'büyük film' yapma arzusu toplam olarak bakıldığında maalesef büyük bir başarısızlığa dönüşmekten kurtulamıyor ve 72. Koğuş her ne kadar izlenilirliğini korusa da etkileyici ve hatırlanabilir olmayı başaramıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu : 5 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-2750654491216187874?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/2750654491216187874/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=2750654491216187874&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/2750654491216187874'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/2750654491216187874'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/11/72kogus-2011.html' title='72.Koğuş (2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-14hB-dJu_O4/TrHWnyHVvNI/AAAAAAAAAfk/w3ZMJAXzOkQ/s72-c/72-Kogus-full-izle.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-8757397774469577743</id><published>2011-11-02T20:26:00.000+02:00</published><updated>2011-11-03T01:09:13.228+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyonda Bu Hafta'/><title type='text'>Vizyonda Bu Hafta (28 - 03 Kasım 2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-WLqcB9oM-ds/TrHMvjY4igI/AAAAAAAAAfA/OdLfYt-X-k0/s1600/in-time-movie-image-justin-timberlake-amanda-seyfried.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-WLqcB9oM-ds/TrHMvjY4igI/AAAAAAAAAfA/OdLfYt-X-k0/s400/in-time-movie-image-justin-timberlake-amanda-seyfried.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5670538523161692674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vizyonda bu hafta 5 yeni film var. HS'nin seçimi, Andrew Niccol imzalı, In Time / Zamana Karşı...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın en popüler filmi 278 kopya ile vizyona giren yerli film Anadolu Kartalları. Öykü, pilot olma hayaliyle yaşayan beş gencin, uçuş eğitiminde yaşadıkları zorluklar, aileleri, aşkları, ayrılıkları, rekabetleri, dostlukları, fedakârlıkları üzerine odaklanıyor. Beş arkadaş, hayatlarının bu stresli döneminde birbirlerine destek olurlar. Eğitmenlerinin destekleri ile Uluslararası Anadolu Kartalı Tatbikatı,onlar için, hayatlarını değiştiren bir deneyim olacaktır. Ömer Vargı'nın yönettiği filmde, Engin Altan Düzyatan, Çağatay Ulusoy, Hande Subaşı başrollerde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;245 kopya ile gelen popüler TV dizisi Behzat Ç.'nin sinema filmi, Behzat Ç.: Seni Kalbime Gömdüm, haftanın bir diğer merakla beklenen filmi. Filmde, bir ihbar üzerine Gençlik Parkı’na giden cinayet büro ekipleri, gömülü bir tabut bulurlar. Tabuttaki yaşlı kadın emekli bir polisin annesidir. İlk kez böyle bir cinayetle karşılaşan Behzat Ç., emekli polisi araştırmaya başlayınca bir takım engellerle karşılaşır. Emekli polis, teşkilât içinde Avarel Memduh olarak bilinmektedir, suçu üstlenen kişi ise kendisine Red Kit demektedir. Serdar Akar'ın yönettiği filmde, Erdal Beşikçioğlu, Canan Ergüder, Tardu Flordun başrollerde yer alıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-BfvG8ZRxjIQ/TrHM903zglI/AAAAAAAAAfM/FtzOH6f0VFQ/s1600/behzat-c-seni-kalbime-gomdum-8.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-BfvG8ZRxjIQ/TrHM903zglI/AAAAAAAAAfM/FtzOH6f0VFQ/s400/behzat-c-seni-kalbime-gomdum-8.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5670538768372957778" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın 3. filmi, 65 kopya ile gelen Andrew Niccol filmi In Time / Zamana Karşı. Filmde Cinayetle suçlanan genç (Timberlake) rehin tuttuğu kişi (Seyfried) ile kaçmaya çalışır. Aralarındaki bağ, bir süre sonra sisteme karşı gelen bir gücü doğuracaktır. 25 yaşına gelenlerin, yaşlanmayı durdurmak için çalışmak zorunda olduğu bir gelecekte geçen filmde, Will Salas isimli genç, bir hata sonucu cinayetten hüküm giyer ve hapishaneden kurtulmak için tek şansı gerçek yüzünü gördüğü sistemi çökertmektir. Zamanın satın alınabildiği bu sistemde zenginler sonsuza kadar genç kalarak yaşarken fakirler ise ölüp elenirler. Ayrıca kendi yaşayamadıkları yıllar başkalarının hayatlarına eklenir. Güçsüz olanlar sadece bir gün daha hayatta kalabilmek için zaman  ödünç almakta hatta bazıları zamanı çalmaktadır.  Will Salas ise bütün bu yozlaşmış sisteme karşı baş kaldırır. Başrollerde Justin Timberlake ve Amanda Seyfried var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın bir diğer filmi, 42 kopya ile gelen Johnny English Reborn / Johnny English'in Dönüşü. Johnny English'in bu yeni macerasında, bu defa dünya büyük bir kaosun eşiğindedir, çünkü Çin Halk Cumhuriyeti Başkanı uluslararası bir suikast örgütünün tehdidi altındadır. Asya'da gözlerden uzak bir yaşam sürerek üstün yeteneklerini geliştiren gizli ajan Johnny English'e dünyanın bir kez daha ihtiyacı doğar. KGB, CIA ve MI-7'nin dahil olduğu bir komployu çözmek için ajan Johnny, uluslararası üst düzey bir konferans öncesi tüm yeteneğini kullanmak zorundadır. Oliver Parker'ın yönettiği filmde, Rowan Atkinson, Gillian Anderson ve Dominic West başrollerde yeralıyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-MKDo9C_t-X4/TrHNVEjHuyI/AAAAAAAAAfY/DUL_6jUs70s/s1600/the-double01.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-MKDo9C_t-X4/TrHNVEjHuyI/AAAAAAAAAfY/DUL_6jUs70s/s400/the-double01.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5670539167718161186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın son filmi, 29 kopya ile gösterime giren İkili Oyun / The Double. Filmde bir parlamento üyesi cinayete kurban gider. CIA, genç ajan Ben ile hayatını, bu cinayet ile ilgisi olan Sovyet casusu yakalamaya adamış dedektif Paul’den bir ekip oluşturur. Genç Ben, Sovyet casusun tekrar ortaya çıktığından emindir. İkili suçları incelerken, casusun sandıkları kişi olmayabileceğini fark ederler. Yönetmen Michael Brandt, başrollerde ise Richard Gere, Stephen Moyer ve Topher Grace yer alıyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese Keyifli Seyirler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-8757397774469577743?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/8757397774469577743/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=8757397774469577743&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/8757397774469577743'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/8757397774469577743'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/11/vizyonda-bu-hafta-28-03-kasm-2011.html' title='Vizyonda Bu Hafta (28 - 03 Kasım 2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-WLqcB9oM-ds/TrHMvjY4igI/AAAAAAAAAfA/OdLfYt-X-k0/s72-c/in-time-movie-image-justin-timberlake-amanda-seyfried.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-5896178659334899269</id><published>2011-10-20T23:37:00.006+03:00</published><updated>2011-11-22T20:53:02.465+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Festivaller-Ödül Törenleri-Özel Gösterimler'/><title type='text'>Karşıdan Bakış - Türkiye'den Almanya'ya Göçün 50. Yılı Film Seçkisi İstanbul Modern Sinema'da!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/--g9gQrfZKV0/TqCIIzfgMZI/AAAAAAAAAe0/qWDRSGdQhdk/s1600/istanbulmodern25.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://2.bp.blogspot.com/--g9gQrfZKV0/TqCIIzfgMZI/AAAAAAAAAe0/qWDRSGdQhdk/s400/istanbulmodern25.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5665678016074756498" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Modern Sinema, Goethe Enstitüsü işbirliğiyle, Türkiye’den Almanya’ya göçün 50. yıldönümü nedeniyle Karşıdan Bakış adlı bir film seçkisi düzenliyor. Sinema yazarı Engin Ertan’ın hazırladığı seçki, göç çerçevesinde Almanya ve Türkiye arasındaki bağı ve kültürel alışverişi yansıtıyor. Bu dönemde çekilmiş Türk ve Alman filmlerinde diğer ülkeden karakterlerin temsiline odaklanan seçki, farklı türlerden örnekler ve farklı zamanlara ait hikayeler aracılığıyla birbirimizi nasıl algıladığımıza yoğunlaşıyor. Program, Halit Refiğ’in yönettiği 1969 yapımı Bir Türk’e Gönül Verdim ve Jörg Gförer’in yönettiği 1986 yapımı En Alttakiler (Ganz Unten) ile açılıyor....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmlerle ilgili geniş bilgi ve gösterim programı için &lt;a href="http://www.directmarketingturkey.com/applicants/607/banners/mail48/m50.html"&gt;tıklayın&lt;/a&gt;...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-5896178659334899269?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/5896178659334899269/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=5896178659334899269&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/5896178659334899269'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/5896178659334899269'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/10/karsdan-baks-turkiyeden-almanyaya-gocun.html' title='Karşıdan Bakış - Türkiye&apos;den Almanya&apos;ya Göçün 50. Yılı Film Seçkisi İstanbul Modern Sinema&apos;da!'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/--g9gQrfZKV0/TqCIIzfgMZI/AAAAAAAAAe0/qWDRSGdQhdk/s72-c/istanbulmodern25.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-7854201411716475911</id><published>2011-10-20T23:01:00.009+03:00</published><updated>2011-11-20T16:17:56.167+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>Attack The Block / Uzaylıların Şafağı (2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-p_5GOHOHexI/TqCEOeC2jDI/AAAAAAAAAec/4b62kcqEY5k/s1600/attack-the-block.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 274px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-p_5GOHOHexI/TqCEOeC2jDI/AAAAAAAAAec/4b62kcqEY5k/s400/attack-the-block.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5665673715350146098" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzaylıların Şafağı'nın yapımcılığını üstlenen ekibin yeni işi Attack The Block / Uzaylıların Şafağı, yaz sonundan beri ülkemizdeki vizyon turuna devam ediyor. Film, uzaylı istilası meselesini, bir sokak çetesinin hikayesinin ortasına yerleştiriyor...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin başında, yüzü finale kadar hiç gülmeyecek liderleri Moses ile birlikte, çete, filmin geçeceği blokta oturan bir kızı durdurup soyguna yelteniyor. Tam bu sırada olan oluyor ve uzaylı istilası başlıyor. Bu noktadan sonra, herkesin dışladığı, aşağıladığı bu çete, uzaylıların kuşatması altındaki bloğu kurtarmak üzere birer kahramana dönüşüyorlar. Görüldüğü gibi öykünün kendine has bir fikri var. Kısa süresi içerisinde de bu, filmi sürüklüyor. Ancak, ekibin önceki işlerindeki incelikli mizah duygusundan burada pek eser yok. Öykü ciddi bir tonda akıyor denebilir. Bu da öykünün kendi içinde taşıdığı absürdlük düşünüldüğünde bir noktadan sonra pek de filmin aleyhine çalışmıyor. Dolayısıyla, izlenip unutulacak cinsten bir film çıkıyor ortaya. Yönetmen ve senaryo, filmin ısmen sahip olduğu mizah duygusunu ekibin önceki işlerindeki gibi bütüne yayabilse ortaya çok daha iyi bir film çıkabilirmiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-ENRgHYC4OHE/TqCEVnWj7AI/AAAAAAAAAeo/Myc57yC-VNQ/s1600/l-attack-the-block-e2be0a8a.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-ENRgHYC4OHE/TqCEVnWj7AI/AAAAAAAAAeo/Myc57yC-VNQ/s400/l-attack-the-block-e2be0a8a.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5665673838107814914" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kez yönetmenliği, senaryo yazarlığı ve TV'deki yönetmenlik denemeleri ile adını duyuran Joe Cornish yönetmiş. Cornish, senaryodan kaynaklı bu potansiyeli değerlendirememe durumu dışında, filmini gayet iyi idare ediyor. Heyecanı ayakta tutuyor, az da olsa mizahı kullanmayı başarabiliyor. Finali de sade ve beklendik ama aynı zamanda güzel biçimde çekmeyi başarmış.Genç oyuncu kadrosu da başarılı sayılır. Ayrıca Nick Frost, göründüğü ufak sahneleriyle, öyküye pek katkısı olmayan bir karakterde olmasına rağmen güldürüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Attack the Block, yapımcı ekibine bakınca ve öyküsünü şöyle bir okuyunca doğan beklentileri tam olarak karşılayan bir işe ne yazık ki dönüşemiyor ama kısa süresini iyi kullanan, eğlencelik bir seyirlik olma özelliğini de korumayı başarıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu : 6 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-7854201411716475911?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/7854201411716475911/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=7854201411716475911&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/7854201411716475911'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/7854201411716475911'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/10/attack-block-uzayllarn-safag-2011.html' title='Attack The Block / Uzaylıların Şafağı (2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-p_5GOHOHexI/TqCEOeC2jDI/AAAAAAAAAec/4b62kcqEY5k/s72-c/attack-the-block.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-9117151925781468661</id><published>2011-10-17T18:04:00.006+03:00</published><updated>2011-10-17T19:18:04.665+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyonda Bu Hafta'/><title type='text'>Vizyonda Bu Hafta (14 - 20 Ekim 2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-UpYBwRqEAR0/TpxT7xvRILI/AAAAAAAAAds/JtAQ-sR2DV8/s1600/one-day-poster-2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-UpYBwRqEAR0/TpxT7xvRILI/AAAAAAAAAds/JtAQ-sR2DV8/s400/one-day-poster-2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5664494717754220722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vizyonda bu haftaki yeni film sayısı 7. HS'nin seçimi ise Lone Scherfig'in yeni filmi One Day / Bir Gün...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın en popüler filmi 162 kopya ile gelen The Three Musketeers / Üç Silahşörler 3D. Yakın dost olduktan sonra hep beraber zamana karşı mücadele eden kahramanlarımız, ülkelerinin onurunu kurtarmak için maceradan maceraya atlıyorlar. Başrollerinde Logan Lerman, Matthew Macfadyen ve Ray Stevenson var. Yönetmen ise W.S.Anderson...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;141 kopya ile vizyona giren haftanın ikinci filmi Bendeyar'da, insanlara ve hayata küsmüş sadece kızını korumak için yaşayan ve inzivaya çekilmiş bir baba, zulmün emrinde olmanın çelişkisini yaşayan bir ajan, masum, baba özlemi ile yanıp tutuşan iffetli ve sevgi dolu bir genç kız, mutluluk özlemi içinde ama öfkesine yenik düşen radikal genç, kendisine sunulan sevgi ile hatalarından kurtulan bir delikanlı, asaletli bir kadın ve bir anne ve daha birçok karakter biraraya geliyor. İslami aksiyon olarak tanımlanan filmi bir süredir Türkiye'de yaşayan Amerikalı genç yönetmen Joel Leang çekmiş. Başrollerde Ümit Olcay, Haşim Akten, Yaşar Alptekin gibi isimler var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-JaZz0wf6J3o/TpxUisZ-hCI/AAAAAAAAAd4/BX-Zi3emlHY/s1600/Bendeyar.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 283px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-JaZz0wf6J3o/TpxUisZ-hCI/AAAAAAAAAd4/BX-Zi3emlHY/s400/Bendeyar.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5664495386337641506" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;62 kopya ile gelen Lone Scherfig filmi One Day / Bir Gün'de Anne Hathaway ve Jim Sturgess başrollerde. Emma, işçi sınıfından bir aileden gelen prensipli ve hırslı bir kızdır ve dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeyi düşlemektedir. Dexter ise çapkın bir zengin çocuğudur. Onun hayali ise dünyayı kendi oyun parkı haline çevirmektir. Üniversiteden mezun oldukları gün tanışan zıt kutuplardaki bu iki insan, birlikte geçirdikleri bir günden sonra hayat boyu sürecek bir arkadaşlığa adım atarlar. Biz her yılın 15 Temmuz’unda ilişkilerindeki başka bir ana tanık olurken, Emma ve Dex bazen birlikte, bazen ayrıdır. Ancak hayatta yol alırken aradıkları aslında hep yanı başlarındadır. Sevinçleri ve kavgaları, ümitleri ve kaybettikleriyle birlikte geçen 20 yıldan sonra, tanıştıkları o unutulmaz günün gerçek anlamı ortaya çıkacaktır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;60 kopyayla gelen The Thing / Şey, 1982 yapımı John Carpenter klasiğinin yeniden çevrimi. Antartika'da bir araştırma sahasında bulunan uzay aracı Kate Lloyd ve Dr. Sander Halvorson'ı karşı karşıya getirir. Dr. Halvorson araştırmalarına devam ederken, Kate ve partneri Sam Carter ise uzaylı yaşam formunu takip edip araştırmaya başlarlar. Yönetmen Matthijs Van Heijningen Jr, başrollerdeki oyuncular ise Mary Elizabeth Winstead, Eric Christian Olsen, Adewale Akinnuoye-Agbaje...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-RG1SV5fS1IA/TpxU0kl8a7I/AAAAAAAAAeE/O6v2GUddX4Q/s1600/the-change-up-movie.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 265px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-RG1SV5fS1IA/TpxU0kl8a7I/AAAAAAAAAeE/O6v2GUddX4Q/s400/the-change-up-movie.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5664495693477997490" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat Sana Güzel / The Change-Up, 54 kopya ile vizyona giriyor. Yönetmen David Dobkin, başrol oyuncuları Jason Bateman, Ryan Reynolds , Olivia Wilde. Birlikte büyüyen Mitch ve Dave, çok yakın iki arkadaştır ama yıllar içinde yavaş yavaş birbirlerinden kopmuşlardır. Dave evli, üç çocuk babası ve çok çalışan bir avukat olurken; Mitch hiç evlenmemiş, hoşlandığı bir sorumlulukla hiç karşılaşmamış, doğru düzgün çalışmayan bekar bir adamdır. İçerek geçirdikleri bir gecenin ardından, Mitch ve Dave birbirlerinin bedenlerinde uyanır. Dehşete düşen iki arkadaşın dünyaları altüst olur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeytanın İkizi / The Devil's Double, 24 kopya ile gösterime giren haftanın bir diğer filmi. Orduda subay olarak görev yapan Latif Yahia bir gün Saddam'ın sarayına çağrılır ve kendisine Uday'ın yerine geçmesi emri verilir. Latif Yahia'nın karşısında iki seçenek vardır: Ya Uday'ın fiziki açıdan ikizi haline gelmeyi kabul edecektir, ya da ailesini de kendisiyle birlikte ölüme götürecektir. Lee Tamahori'nin yönettiği yapımda Dominic Cooper, Ludivine Sagnier, Raad Rawi gibi isimlerden oluşan uluslararası bir oyuncu kadrosu rol alıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-XPKcAq2cyLs/TpxVEl8XF2I/AAAAAAAAAeQ/mKHm549sh-M/s1600/Ogul-947945.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 282px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-XPKcAq2cyLs/TpxVEl8XF2I/AAAAAAAAAeQ/mKHm549sh-M/s400/Ogul-947945.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5664495968718362466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 kopya ile vizyon şansı bulan, haftanın 7. ve son filmi ise bir yerli yapım: Oğul. 18 yaşındaki Soner, Tunceli’de mevsimlik fındık işçiliği yapan sevdiğini görmek için Giresun’dan yola çıkar. Kasabanın dışına yaptığı bu ilk yolculukta, kuş uçmaz kervan geçmez dağlar arasından ilerleyen otobüsü bir geçici karakolda durdurulur. Sorgulanmak üzere karakola alınan delikanlı Tunceli’ye gitmeyip memleketine geri dönmesi öğütlenerek bir yol kavşağında bırakılır, ancak söylenenleri dinlemez ve işçi taşıyan bir kamyonetle yoluna devam eder. Kamyonet kaza yapınca, dağa çıkmış bir gencin babası olan Musa’yla yolları kesişir. Askerler Musa’yı uyarır: Birkaç gün içinde dönecek olan fındık işçilerinin içinde oğlunu görmezlerse bunun hesabını soracaklardır. Atilla Cengiz'in yönettiği filmde, Rıza Akın, Enes Atış, Şahin Ergüney gibi isimler rol alıyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese Keyifli Seyirler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-9117151925781468661?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/9117151925781468661/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=9117151925781468661&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/9117151925781468661'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/9117151925781468661'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/10/vizyonda-bu-hafta-14-20-ekim-2011.html' title='Vizyonda Bu Hafta (14 - 20 Ekim 2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-UpYBwRqEAR0/TpxT7xvRILI/AAAAAAAAAds/JtAQ-sR2DV8/s72-c/one-day-poster-2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-8830849219731562797</id><published>2011-10-17T13:04:00.007+03:00</published><updated>2011-11-20T16:18:09.981+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>The Conspirator / Suikast (2010)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-YRBGiV2MDlw/TpwFTiGq-LI/AAAAAAAAAdU/_28NaMdtfd4/s1600/The-Conspirator.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 263px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-YRBGiV2MDlw/TpwFTiGq-LI/AAAAAAAAAdU/_28NaMdtfd4/s400/The-Conspirator.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5664408264455682226" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Robert Redford'un son filmi The Conspirator / Suikast, Abraham Lincoln suikasti sonrası, 7 adam ve 1 kadının, başkan yardımcısı ve içişleri bakanını öldürmek için komplo kurmak suçuyla tutuklanmaları ve yargılanmaları sürecini anlatıyor...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu süreçte askeri mahkemede yargılanmaya başlayan bu 8 kişinin içindeki tek kadın olan Mary Surratt, oğlu ve diğerlerinin eş zamanlı olarak buluşup saldırıları planladıkları pansiyonun sahibidir. Yeni avukat olan Frederick Aiken başlangıçta, kendisine verilen kadını savunma görevini üstlenmekte son derece isteksizdir. Sonraları çevresinden gördüğü tepkiler artınca daha da zorlaşır ama dava ilerledikçe ve Aiken kadının suçsuz olabileceğini keşfettikçe iş renk değiştirir. Redford bu süreci anlatmada çok başarılı. Tipik bir öykü anlatıcılığı üstleniyor yönetmen. Her zamanki gibi son derece sade bir yönetmenlikle öyküsünü ön plana çıkarıyor. Öyküsünü anlatırken de her zamanki gibi sakin ama izleyicisini kesinlikle avucundan da kaçırmıyor. Kurgu, iki saate yakın bir süre boyunca bir an bile filmden kopmamayı sağlayacak kadar iyi. Tüm sahneler, eksiksiz ve fazlasız yerli yerinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuzeyli bir avukatın gözünden anlatılan hikaye, kuzey - güney meselesini de içine alıyor. Tipik kuzeyli değerlerine sahip genç avukat, bu davayla birlikte bir güneyliyi anlayacak noktaya geliyor. Ayrıca askeri mahkemenin işleri idare biçimi de çok iyi anlatılıyor. Ülkede meydana gelen iç karışıklığı bir an önce çözmek isteyen iktidarın, bir askeri mahkeme aracılığıyla hukuğu yerle bir ederek karara ulaşmak üzere hareket ettiği mahkeme süreci, öykü boyunca karşımıza çıkan tüm karakterlerle birlikte gerçekten inandırıcı. Finale doğru gelindiğinde başkarakter avukat Aiken ile birlikte izleyici de duygusal olarak öykünün içine derinlemesine kendisini kaptırmış oluyor ki Redford'un amacı da zaten bu bir yerde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-2SXfSm8mtc4/TpwFXF6iL_I/AAAAAAAAAdg/Sfbc4DRUBdw/s1600/the-conspirator-first-look.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 184px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-2SXfSm8mtc4/TpwFXF6iL_I/AAAAAAAAAdg/Sfbc4DRUBdw/s400/the-conspirator-first-look.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5664408325608058866" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önceki filmi Lions For Lambs'de, belki de ortalama ABD vatandaşlarına derdini anlatabilmek için didaktik bir yol izlemeyi seçerek başarısız olan Redford,bu kez derdini anlatmak için 'öğretmenlik' yapmak gibi bir yol izlemiyor. Öyküsünün insani ve duygusal tarafını ön plana çıkartırsa herkesin ne demek istediğini anlayacağına inanıyor ve başarılı oluyor. Tabii bu defa üzerinden hayli zaman geçmiş bir olayı anlatmasıyla da ilgili olabilir bu durum. Malum, bir ülkenin geçmişte kalmış hatalarını o ülkenin 'genel' izleyicisine kabul ettirmek, Lions For Lambs'de denediği gibi bugüne ait günahları kabul ettirmekten daha kolay. Tabii ne olursa olsun bir yönetmenin izleyicisini Lions For Lambs'deki gibi 'küçük' görmesi affedilir gibi değil. Zira o filmi sadece 'ortalama' ABD vatandaşları değil herkes izliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında Redford'un bu olay üzerinden yine bugünün ABD'sinin dış politikası ile ilgili bir noktaya varmak istediği de düşünülebilir. Karışıklığı sona erdirmek için suçsuz insanları da işin içine katabilecek kadar acımasız bu mahkeme süreciyle ABD'nin 11 Eylül sonrası politikaları arasında bir bağ kurmak da gayet mümkün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta düz ama iyi bir yönetmenlik, iyi oyunculuklar, sağlam bir öykü, politik ve tarihi atmosfer. The Conspirator beklentileri kesinlikle karşılayacak, iyi bir film...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu : 7 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-8830849219731562797?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/8830849219731562797/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=8830849219731562797&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/8830849219731562797'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/8830849219731562797'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/10/conspirator-suikast-2010.html' title='The Conspirator / Suikast (2010)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-YRBGiV2MDlw/TpwFTiGq-LI/AAAAAAAAAdU/_28NaMdtfd4/s72-c/The-Conspirator.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-1767629321104846801</id><published>2011-10-17T12:50:00.001+03:00</published><updated>2011-10-17T12:51:52.040+03:00</updated><title type='text'>Muhteşem Oyun Uncharted 3'e Türkiye'den Muhteşem Sesler Hayat Veriyor</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-24V1UjFRfPU/Tpv6qSjktuI/AAAAAAAAAdI/HRAMPERd5LY/s1600/img1-7d3c76a7-fdcb-4c76-a13c-88f19d62e7fc.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 336px; height: 336px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-24V1UjFRfPU/Tpv6qSjktuI/AAAAAAAAAdI/HRAMPERd5LY/s400/img1-7d3c76a7-fdcb-4c76-a13c-88f19d62e7fc.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5664396560791025378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çıktığı günden bu yana satışı milyonları bulan ve geçtiğimiz ay yayınlanan beta sürümü ile meraklılarının yüzünü güldüren oyun efsanesi Uncharted 3: Drake’s Deception, multiplayer uyumlu ve Türkçe seslendirmeli olarak satışa çıkıyor.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Türkçe seslendirmeyi ise Türkiye televizyonlarının en ünlü isimleri üstlenmiş. Uncharted 3, bu yönü ile oyun zevkini ve eğlencesini bize daha yakın ve sıcak bir noktaya taşıyabilmiş. Bu ünlülerin kim olduklarına da kısaca göz atalım:&lt;br&gt;&lt;br&gt;Multiplayer uyumlu oyunu, ünlü sanatçılar Türkçe olarak seslendiriyor: Ana karakter Nathan Drake’i, en son Muhteşem Yüzyıl’daki Pargalı Damat İbrahim Paşa rolü ile gönüllere taht kuran Okan Yalabık seslendiriyor. Drake’in en iyi dostu Victor Sullivon karakterini ise en son Behzat Ç. dizisindeki Şevket rolü ile ön plana çıkan Ege Aydan seslendiriyor. Serinin üçüncü oyununun esas kötü karakteri olan Katherine Marlowe’ye ise yılların tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Betül Arım sesiyle hayat veriyor. Oyundaki diğer karakterlere de yine ünlü dizi ve sinema oyuncuları ses veriyor. Chloe karakterini Dolunay Soysert, Elena’yı Ceyda Düvenci ve Cutter’ı da Hakan Vanlı seslendiriyor.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Oyunu satın almak için çıkmasını beklemeyen sıkı Uncharted hayranları, oyuna özel hediyelerin sahibi olma ayrıcalığını elde edecek. Ön sipariş verenlere Uncharted 3 not defteri, oyunu TeknoSA’dan ön sipariş vererek satın alanlara ise Uncharted 3 PlayStation 3 kaplaması, not defterinin yanında hediye ediliyor.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Özel Uncharted 3 hediyeleri kazanmak ve PlayStation ile ilgili en güncel haberler için &lt;a target="_blank" target="_blank" href="https://www.facebook.com/PlaystationTr"&gt;https://www.facebook.com/PlaystationTr&lt;/a&gt; sayfasını takip edin!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:80%"&gt;Bir &lt;a  href="http://www.bumads.com.tr?clientid=c99c872d-b272-4d31-acba-3fd1b7a72fed&amp;offerid=45" title="bumads" target="_blank"&gt;bumads&lt;/a&gt; advertorial içeriğidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;script type='text/javascript'&gt;ad_client = 'c99c872d-b272-4d31-acba-3fd1b7a72fed';ad_offer ='45';&lt;/script&gt;&lt;script type='text/javascript' src='http://sayac.bumads.com.tr/showads.js'&gt;&lt;/script&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-1767629321104846801?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/1767629321104846801/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=1767629321104846801&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/1767629321104846801'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/1767629321104846801'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/10/muhtesem-oyun-uncharted-3e-turkiyeden.html' title='Muhteşem Oyun Uncharted 3&apos;e Türkiye&apos;den Muhteşem Sesler Hayat Veriyor'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-24V1UjFRfPU/Tpv6qSjktuI/AAAAAAAAAdI/HRAMPERd5LY/s72-c/img1-7d3c76a7-fdcb-4c76-a13c-88f19d62e7fc.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-5001818413001544731</id><published>2011-10-17T12:16:00.008+03:00</published><updated>2011-11-20T16:18:21.665+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>Red State / Şeytanın İni (2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-3QZmTpdZXKE/Tpv3WYbPUNI/AAAAAAAAAcw/rposVWXB3Ck/s1600/img_10417_red-state-2011-hd-part-11.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-3QZmTpdZXKE/Tpv3WYbPUNI/AAAAAAAAAcw/rposVWXB3Ck/s400/img_10417_red-state-2011-hd-part-11.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5664392920234414290" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kevin Smith, kendine has mizah anlayışı, alt kültüre ait kimi unsurları ve karakterleri sinemasına taşıması gibi yönleriyle her zaman için ilgiye değer bir yönetmen olmuştur benim gözümde. Yönetmen yeni filminde bu kez korku türüne el atıyor...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeytanın İni, üç lise öğrencisi gencin, bir kadınla cinsel ilişki kurmak amacıyla, internet üzerinden buluşma ayarlamaları ile başlıyor. Ancak eve gitmelerinden kısa süre sonra gerçeği öğreniyorlar ve kendilerinin, yaşam tarzlarını onaylamadıkları insanlara, ayinleri esnasında çeşitli işkenceler yaparak öldüren bir tür gizli tarikatla karşı karşıya olduklarını anlıyorlar. Bu noktadan sonrası, gençlerin bu durumdan kurtulma çabaları ile şerif ve ekibinin olaya müdahele etme girişimleriyle geçiyor. Bu noktada gençlere yardım etme konusunda bir ikilemin ortasında kendini bulan tarikatçı ailenin genç kız üyesi gibi yan unsurlar da olaya dahil olup işi bir süre idare ediyorlar. Elbette polisin müdahelesi de tıpkı Romero filmlerindeki asker müdahelesi gibi faydadan çok zarar getiriyor. Böyle durumlarda 'sistemin' güvenlik elemanlarına güvenemeyeceğimizin altını, tıpkı Romero gibi Smith de çiziyor. Özellikle finalde gelinen noktada işin 'gizli' yönlerini de öğrendiğimizde film hayli politik bir tona bürünüyor. Emniyetin içindeki 'derin' ve 'görünmeyen' gücün kimi olayları çözmekten çok çözmemekle kendisine rant sağladığı, hatta bizzat kendi yararı için 'sorunları' yarattığı gibi bir noktaya geliyoruz ki önemli bir nokta. Buradan bizzat Smith'in ABD'nin dış politikası üzerine bir söylem geliştirdiğini ve bu amaçla filmi çektiğini düşünüyorum. Bu çaba da diğer bir önemli nokta.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-K76kuUWIj2A/Tpv3aRqx9CI/AAAAAAAAAc8/VFCMx7HcWoc/s1600/movie-Red%2BState%2B2011%2BPPV%2BHDTV%2BXviD-MOMENTUM%252C%2BKevin%2BSmith-screens-00002.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 220px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-K76kuUWIj2A/Tpv3aRqx9CI/AAAAAAAAAc8/VFCMx7HcWoc/s400/movie-Red%2BState%2B2011%2BPPV%2BHDTV%2BXviD-MOMENTUM%252C%2BKevin%2BSmith-screens-00002.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5664392987140027426" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer taraftan film, gerici ve bağnazca inançlara eleştirel gözle bakıyor. Smith'in sözkonusu tarikata bakışındaki eleştirel tavır belli. Ama bütün filmi sıkıcı ve biraz eskimiş bir 'yobazlık eleştirisi' tarzına da dönüştürmüyor ki bu da olumlu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelgelelim film akılda kalıcı bir hal alamıyor. Buradaki problem düzgün bir öykü şablonu kuramaması ve sağlam, iyi yazılmış karakterler yaratamaması olarak görülebilir. Herşeye karşın kanımca Kevin Smith'in bu korku denemesi kendi tarzında çektiği son vasat filmlerden sonra bir olumlu adım ve dikkate değer...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu: 6 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-5001818413001544731?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/5001818413001544731/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=5001818413001544731&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/5001818413001544731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/5001818413001544731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/10/red-state-seytann-ini-2011.html' title='Red State / Şeytanın İni (2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-3QZmTpdZXKE/Tpv3WYbPUNI/AAAAAAAAAcw/rposVWXB3Ck/s72-c/img_10417_red-state-2011-hd-part-11.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-6198589256142075821</id><published>2011-10-08T22:44:00.010+03:00</published><updated>2011-11-20T16:18:36.175+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><title type='text'>The Tree Of Life (2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-nVaYWBKAfpY/TpDhXIdFzgI/AAAAAAAAAcY/KS5BHSoFfKI/s1600/Bred-Pitt-The-Tree-of-Life-2011.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 287px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-nVaYWBKAfpY/TpDhXIdFzgI/AAAAAAAAAcY/KS5BHSoFfKI/s400/Bred-Pitt-The-Tree-of-Life-2011.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5661272519127453186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kestirmeden bir giriş yapalım önce: Terrence Malick'in yeni filmi kesinlikle her zevke uygun bir film değil. Aslında bir Malick filmi hakkında konuşurken bu uyarıyla başlamak bile abesle iştigal. Ama yine de Malick'in başrollerde yer verdiği oyuncular, film henüz Türkiye'de vizyona girmemesine rağmen internette uzun uzadıya üzerine konuşulması gibi etkenlerin Terrence Malick'i yakından tanımayan izleyici üzerinde yanlış beklentiler uyandırması ihtimaline karşı bunu belirterek başlamak istedim...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakkında yazmanın zor olduğu filmlerden The Tree Of Life. Hele ki öyküsünün kimi sırlarını açığa vermeden. Dolayısıyla filmi izlememiş ve bunu sorun edecek olanları bu noktada dışarı alalım... Bu proje aslında Malick için hayli eski. Q ismiyle, ilk iki filmini çektikten hemen sonra bu proje üzerinde çalışan yönetmen, daha sonra yıllar boyu film çekme işini rafa kaldırınca proje de bugünlere kadar kalmış. Film, bir ailenin çocuğunu kaybetmesi haberini almasıyla başlıyor. Sonrasında 'Neden?' sorusu geliyor anneden, her Malick filminden alışık olduğumuz dış ses kullanımıyla. Malick dış sesin okuduğu metinleri, o sırada görüntülerle öylesine duygu yüklü şekilde birleştiren bir yönetmen ki, başka yönetmenlerin elinde klişe duran dış ses kullanımı olayı onun filmlerinde izleyen için bambaşka bir deneyime dönüşüyor. Bu filmde annenin dış sesi ile 'Neden?' sorusunun cevabı için 'en başa' dönüyoruz. Terrence Malick, cevabı aramak için en başa, Büyük Patlama'ya kadar dönüyor. Sonrasında dinozorlar çağına, onun sonrasında ise günümüze geliyoruz. Ailenin çocuklarının doğumuna, büyüyüşlerine... Bu bölümler öylesine mükemmel çekilmişler ve müzik kullanımı eşliğinde öylesine duygu yüklü ve mucizevi hale geliyorlar ki sadece bunları görmek için bile film tekrar tekrar izlenilebilir. Hatta daha ileri gidip Malick'in bu kısımlar için filmi çektiğini düşündüğümü iddia edebilirim şahsen. Baştaki 5-10 dakikalık ölüm sonrası sekansının ardından, 50. dakikaya kadar olan kısımı buralar oluşturuyor. Bu kısımlar, filmi Kubrick'in 2001'ine yaklaştırıyor bir yönden. Sanki Malick kendi 2001'ini çekmeye karar vermiş gibi. Kubrick nasıl o filmde kendi dünyasını perdeye kusursuzca aktarıyorsa Malick de burada onu yapıyor. Doğal olarak Malick'inki çok daha 'manevi' bir boyut taşıyor. Bu kısımlarda o 'Neden?! sorusunun cevabı verilmiyor elbette. Aslında daha jenerikte Job'dan bir alıntıyla, sonradan gelecek o sorunun cevabı bir nevi veriliyor belki de. (Ben dünyanın temelini atarken sen neredeydin?) Filmin içerisinde o sorunun cevabından çok, yarattığı duygular ile ilgileniyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-3CAzs8Lk5CY/TpDhbME2VRI/AAAAAAAAAcg/__EW8s2ziIs/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 220px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-3CAzs8Lk5CY/TpDhbME2VRI/AAAAAAAAAcg/__EW8s2ziIs/s400/2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5661272588818994450" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra ailenin çocukları yetiştirişine geliyoruz. Daha ilk gördüğümüz 'yemek masası' sahnesinde ne denli baskıcı bir baba ile karşı karşıya olduklarını görüyoruz. Tersine anne naif ve sevgi dolu. Ama o naifliğiyle babanın tavırları karşısında da sessiz kalıyor. Zaten filmin meselesi bu çelişkide yatıyor. Daha girişte annenin dış sesi eşliğinde 'doğa' ve 'inayet' ikilemiyle karşılaşıyoruz. Devamında dinozorlar çağında olduğumuz kısımlarda, bir dinozorun yavrusunu korumaya çalıştığı bölümde 'doğa' nın acımasızlığıyla karşılaşıyoruz. Aslında Tanrı'nın ağzından az önce de bahsettiğim girişteki cümlede de görüyoruz bunu. Anlıyoruz ki bu acımasızlık, Tanrı'nın bile zamanında karşı karşıya kaldığı ve üstesinden gelmeye çalıştığı bir acımasızlık Malick'e göre. Anlıyoruz ki daha sonradan dinozorların yerine 'insan'ı yaratmasının sebebi 'doğa' nın yerine 'inayet' i koyabilmek. Tüm filmi bu çelişki üzerinden okumak gerek bir yerde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslen filmi,cenaze kısımlarından sonra Sean Penn'in canlandırdığı Jack'in yetişkinliğinin hatırladığı şekliyle izliyoruz bir yönden. Jack büyüyüp bir yetişkin olduğunda, çocukluk kısımlarının sonlarında babasına  aynen söylediği gibi annesinden çok babasına benzemiş. Onun istediği gibi biri olmuş. Yani 'doğa'nın çocuğu'. Fakat rüyalarına giren, kaçamadığı geçmişiyle yüzleşmeyi yapıp kendini 'inayet'in kollarına teslim etme isteğinden kurtulamıyor. Çünkü ne olursa olsun, annesinden de bir 'parça' taşıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-nrIWfI8SySo/TpDhfm-kxbI/AAAAAAAAAco/MxikaJBpiMY/s1600/the_tree_of_life_2011_1024x768_224635.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-nrIWfI8SySo/TpDhfm-kxbI/AAAAAAAAAco/MxikaJBpiMY/s400/the_tree_of_life_2011_1024x768_224635.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5661272664759911858" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'İnayeti sevenin sonu kötü olmaz' öğretisine sonuna kadar inanan anne, çocuğunun ölüm haberiyle 'Neden?' sorusunu soruyor. Ve film o çelişkiyle başlıyor. Dediğimiz gibi, tüm filmi bu çelişki üzerinden okumak mümkün. Malick'in sonda geldiği nokta, "Tanrı sevgidir" oluyor. Bu okumalar doğru yapılmazsa film anlamsızlaşabilir. Bu anlamda film her Malick filmi gibi izleyiciden çaba ve özellikle duygusal anlamda katılım bekliyor. Aksi takdirde özellikle baştaki 'herşeyin başı'na dönülen kısımlar gereksiz ve filmi estetik açıdan şişirmek için konulmuş gibi görünebilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malick, böylesi dini referanslarla süslü bir filmi, 'muhafazakar' bir çizginin kıyısından bile geçmeden çekmeyi başarıyor. Hiç röportaj vermeyen sanatçı hakkında Brad Pitt'in röportajında dile getirdiği gibi, o belli ki 'Bilimde Tanrı'yı, Tanrı'da Bilimi' görüyor. Film de tamamen onun içsel, manevi, spiritüel yolculuğu. Başlarda filmi 'Malick'in 2001'i ' olarak değerlendirmemin sebebi de bu açıdan o filmle olan benzerliği idi zaten. Oyuncu olarak özellikle Jack'in çocukluğunda Hunter McCracken çok başarılı. Malick'in geldiği son noktayı görme açısından hayli önemli olan film, yılın hiç şüphesiz en önemli işlerinden. Umarız vizyonda da görebiliriz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu : 8,5 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-6198589256142075821?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/6198589256142075821/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=6198589256142075821&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/6198589256142075821'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/6198589256142075821'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/10/tree-of-life-2011.html' title='The Tree Of Life (2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-nVaYWBKAfpY/TpDhXIdFzgI/AAAAAAAAAcY/KS5BHSoFfKI/s72-c/Bred-Pitt-The-Tree-of-Life-2011.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-6774010680287602022</id><published>2011-10-05T20:56:00.006+03:00</published><updated>2011-11-22T20:53:17.635+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Festivaller-Ödül Törenleri-Özel Gösterimler'/><title type='text'>İstanbul Modern Sinema'da Carlos Saura Filmleri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-VSih4GFqP_k/Toydmqb2uCI/AAAAAAAAAcQ/1hY75ZdbtLs/s1600/carlos-saura.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 366px; height: 301px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-VSih4GFqP_k/Toydmqb2uCI/AAAAAAAAAcQ/1hY75ZdbtLs/s400/carlos-saura.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5660072119249582114" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Modern Sinema, İstanbul Cervantes Enstitüsü işbirliğiyle, 6-16 Ekim tarihleri arasında, İspanyol sinemasının önemli ustası Carlos Saura'nın 1965-1979 yılları arasında yaptığı filmlerden bir seçki sunuyor...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saura, İspanyol kültürünün siyasi ve tarihsel sınırlamalarına özgün bir cevap niteliğindeki sinema tarzına ait en güçlü filmleri bu dönemde üretir. Yönetmenin son derece kişisel sinemasının izlerini sürebileceğiniz bu 6 film, Franco'nun gölgesindeki İspanyol kimliğini sorgularken, gerçekdışı öğeler kullanarak gerçekliğin ancak öznel olarak resmedildiği dünyaları yansıtır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetmenin seçkide gösterilecek 6 filmi şöyle: Av / La Caza, Nane Likörü / Peppermint, Kuzen Angelica / La Prima Angelica, Besle Kargayı / Cria Cuervos, Elisa,Hayatım / Elisa, Vida Mia ve Annemiz Yüz Yaşında / Mama Cumple 100 Anos. Filmler ve gösterim programı ile ilgili ayrıntılı bilgi için &lt;a href="http://www.directmarketingturkey.com/applicants/607/banners/mails/111005-0.html"&gt;linke&lt;/a&gt; tıklayabilir ya da &lt;a href="www.istanbulmodern.org "&gt;www.istanbulmodern.org &lt;/a&gt;adresini ziyaret edebilirsiniz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-6774010680287602022?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/6774010680287602022/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=6774010680287602022&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/6774010680287602022'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/6774010680287602022'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/10/istanbul-modern-sinemada-carlos-saura.html' title='İstanbul Modern Sinema&apos;da Carlos Saura Filmleri'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-VSih4GFqP_k/Toydmqb2uCI/AAAAAAAAAcQ/1hY75ZdbtLs/s72-c/carlos-saura.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-6298098322281155617</id><published>2011-10-05T17:38:00.009+03:00</published><updated>2012-01-24T01:13:53.095+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk Sineması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>Bir Zamanlar Anadolu'da (2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-65-pFi5XCeg/ToyKwLDcxoI/AAAAAAAAAaY/cgL6W87Eu_U/s1600/-bir-zamanlar-anadolu-da-dan-muhtesem-kareler--1337567.Jpeg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 170px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-65-pFi5XCeg/ToyKwLDcxoI/AAAAAAAAAaY/cgL6W87Eu_U/s400/-bir-zamanlar-anadolu-da-dan-muhtesem-kareler--1337567.Jpeg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5660051391903483522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nuri Bilge Ceylan'ın son filmi Bir Zamanlar Anadolu'da, taşrada geçen bir cinayet soruşturması üzerine odaklanıyor. Aslında odaklanıyor demek belki de yanlış olur, çünkü yönetmen cinayet soruşturması ile yola çıkıp, işi bir nevi 'varoluş' muhasebesine dönüştürüyor... (Hemen belirteyim, yazı filmin kimi kritik gelişmelerini hoşunuza gitmeyecek şekilde ele veriyor olabilir. Dolayısıyla izlemeden önce okumanız pek tavsiye olunmaz!!!)&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nuri Bilge Ceylan'ın bilhassa Uzak'tan sonraki filmlerindeki farklılaşma gözden kaçacak gibi değil. Yönetmen, hem o zamana kadar çektiği filmlere göre daha geniş bir 'tür' yelpazesine yayılan filmler çekmeyi deniyor, hem de filmlerinin özellikle teknik özelliklerine, prodüksiyon kalitesine daha başka bir önem veriyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Zamanlar Anadolu'da, belirttiğimiz gibi, bir cinayet soruşturması sürecinde geçiyor. Öykü, geceyarısı saatlerinde başlıyor. Ekipleriyle birlikte savcı, komiser, jandarma ve bir de doktor bu süreçte birlikte,cesedin arayışı içerisindeler. Zanlı da, onları cesedin bulunduğunu söylediği noktaya götürmesi için yanlarında. Süreç gittikçe uzuyor. Bu süreç boyunca, Ceylan'ın kamerası da bir odak arayışı içerisinde adeta. Bir röntgenci gibi grubun içinde gezinerek kendisine odak noktaları ve öyküler arar gibi. Örneğin, savcı defalarca tuvalet ihtiyacı için aracı durdurur ve iner. O ihtiyacını giderirken bize polis aracının içinde komiser,doktor ve diğerlerinin diyaloglarını gösteren kamera, doktor tuvalet ihtiyacı için indiğinde, hem de öykünün kritik bir anında, bir anda asıl öyküyü ve arayışı bırakıp doktorun peşinden gider. Ya da daha da bariz olarak bunun farkına varabileceğimiz mükemmel, 'elma' sekansı. Yine arayışın önemli bir anında bir elmanın peşinden gideriz. Elma bizi öykünün dışına çekmek ister gibi yuvarlanır gider, biz de öyküden uzaklaşmak ister gibi onu takip ederiz. Ama yuvarlanıp, daha önce aynı yerde durmuş elmaları gördüğümüzde, Nuri Bilge Ceylan'n ilk dönem sinemasını hatırlarız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmi aslında iki kısma ayırmak mümkün. Gece geçen 'arayış' kısımları ve gündüz gerçekleşen 'sonuç' bölümleri. Gündüze çıkıldığında, karanlıkta karakterlerle birlikte arayışını sonlandıran, kendine karakterlerin öykülerini çıkaran kamera,gündüz daha kararlı ve sonuca gidecek gibi hareket ediyor ve öykünün normal seyrini 'direkt' takip ediyor artık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-p4qBEoLPc7E/ToyKq558WnI/AAAAAAAAAaQ/h2vqR5M8htA/s1600/bir-zamanlar-anadoluda.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 168px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-p4qBEoLPc7E/ToyKq558WnI/AAAAAAAAAaQ/h2vqR5M8htA/s400/bir-zamanlar-anadoluda.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5660051301400861298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada doktor karakterine dikkat etmek gerekir. Muhammet Uzuner'in mükemmel bir performansla canlandırdığı karakter, gece geçen 'arayış' bölümlerinde kritik bir rol üstleniyor. Bir sürü bürokratik ayrıntıyı izlediğimiz öykünün bu arayış kısmında, doktor en kenardaki karakter bir anlamda. Öyküyü en gözlemci sıfatıyla takip eden de o. Çünkü bu bürokratik işlemlerde onun rolü en son kısımda gelecek. Dolayısıyla buraya kadar, gözlemci gibi hareket ediyor. Onun 'yeni' karşılaştığı şeylerle biz de ilk kez karşılaşıyoruz. O, etraftakileri gözlemleyerek derine indikçe, biz de onunla beraber düşünüyoruz. İlk kısımda polis, savcı ve doktorun öyküleri arasında odak noktası bir o yana bir bu yana kayarken, gündüz bölümlerinde ağırlığın doktorda toplanmasıyla, ilk yarıda etrafa saçılan taşlar da yerli yerine oturmuş oluyor. Öykü, doktorun,hayat, insan,varoluş gibi kavramlar üzerine düşündüğü ve bizim de onunla birlikte düşünüp, hüzünlendiğimiz bir yapıya doğru kayıyor. Özellikle savcı ve doktor arasında doğan 'öykü' nün gerilimi finale kadar sürüyor. Finalde taşlar yerine oturduktan sonra, bir anlamda, bu kez, doktorun  'kral' olduğu otopsi bölümünde yaşananlarla birlikte bu 'hüzün' duygusu doruğa çıkıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-ViC0BRc5Qak/ToyLJpzvpWI/AAAAAAAAAag/dn5A_wR63KM/s1600/1313496702-1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 260px; height: 198px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-ViC0BRc5Qak/ToyLJpzvpWI/AAAAAAAAAag/dn5A_wR63KM/s400/1313496702-1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5660051829655840098" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Kral' olmak demişken... Film boyu aslında tamamen bürokratik bir yapının içindeyiz. İlk bölümde bir ceset arayışı var. Ortamın kralı belli: Savcı. Ardından aramayı yapan polis geliyor. En alt kademede ise bir nevi 'yan' kuvvet rolü üstlenen jandarma. Arayışın sonu geldiği anda polisin rolü bitiyor. Tespit tutanağı yazılırken ortamın kralının 'savcı' olduğunu iyice hissediyoruz. Jandarma 'yan' kuvvet görevini yerine getiriyor ve onlarında rolü tutanak işinden sonra bitiyor. Gündüz olup savcı da ayrıldığı andan sonra artık top doktorda. İlk bölümde, bitkin, yılgın yüz ifadesi ile olan biteni izleyen, anlam vermeye çalışan doktorun, otopsi sırasında aldığı çelişkili kararla öykünün hüzün dozu iyice artıyor şüphesiz ve filmin içine girebilen izleyiciyi kolay kolay terketmeyecek bu duygu her yanı kuşatıyor. Otopsiden hemen önce, doktorun önce polis sonra savcı ile yaptığı konuşmalar da filmin duygusunu vermede anahtar rol üstleniyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öykünün çözüm bölümünde de Nuri Bilge Ceylan, yine izleyicisinin belli bir seviyede olduğunu kabul ediyor ve fazlaca ayrıntı ve hazır cevaplar vermeyip, öyküyü izleyicinin çözmesini bekliyor. Tabii bu sayede aynı zamanda dikkati, asıl anlatmak istediği kısımlara çekmeyi de başarmış oluyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nuri Bilge Ceylan, başta söylediğimiz gibi, bu filminde de 'yeni sular'a giriyor. Film, spagetti western türünü hayli anımsatan karakterlere ve yakın plan yüz ifadesi çekimlerine sahip. Diğer taraftan, incelikli 'bürokratik yapı eleştirisi',varoluş üzerine düşündüren öyküsü, ortadaki olayın üstüne gitmek yerine yan öyküleri fazlasıyla işin içine katan yapısı ile de yakın dönem Uzakdoğu polisiye / dramlarını anımsatıyor. Nuri Bilge Ceylan, oyuncu yönetimi üzerine de fazlasıyla uğraşmış olacak ki tüm oyunculardan çok başarılı performans alıyor. Sonuç olarak Bir Zamanlar Anadolu'da, sadece sezonun değil Nuri Bilge Ceylan'ın da en iyi filmlerinden biri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu : 8,5 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-6298098322281155617?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/6298098322281155617/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=6298098322281155617&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/6298098322281155617'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/6298098322281155617'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/10/bir-zamanlar-anadoluda-2011.html' title='Bir Zamanlar Anadolu&apos;da (2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-65-pFi5XCeg/ToyKwLDcxoI/AAAAAAAAAaY/cgL6W87Eu_U/s72-c/-bir-zamanlar-anadolu-da-dan-muhtesem-kareler--1337567.Jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-3808071787387277318</id><published>2011-10-05T17:29:00.001+03:00</published><updated>2011-10-05T17:31:21.100+03:00</updated><title type='text'>Hürriyet Gazetesi'nden Unutulmayacak Bir Hediye!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-OUlnbwyt9V0/ToxqKHX8TiI/AAAAAAAAAaI/ULEZyPCA0sY/s1600/img1-9405044c-71d9-4502-9747-2ce22ba26d9d.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-OUlnbwyt9V0/ToxqKHX8TiI/AAAAAAAAAaI/ULEZyPCA0sY/s400/img1-9405044c-71d9-4502-9747-2ce22ba26d9d.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5660015553708576290" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hürriyet Gazetesi'nden okurlarına doğum günü, sevgililer günü, yıl dönümü ve diğer tüm özel günler için unutamayacakları bir hediye fırsatı!&lt;br&gt;&lt;br&gt;Doğduğunuz gün Türkiye'de ve dünyada neler olduğunu hiç merak ettiniz mi?&lt;br&gt;&lt;br&gt;Hürriyet, ilk yayın tarihi 01.05.1948'den günümüze kadar olan tüm baskılarının birinci sayfalarını kullanımınıza sunuyor. Bu sayede aileniz ve sevdiklerinize, doğum günlerine ait sayfayı armağan ederek bu özel günleri unutulmaz kılabilirsiniz. Ya da dilerseniz kendi doğduğunuz güne ait gazetenin ilk sayfasını sipariş edip saklamanız mümkün. Ayrıca Türkiye ve tüm dünya tarihine damgasını vurmuş siyasi, bilimsel ve kültürel olayların yer aldığı gazete sayfalarına da sahip olabilirsiniz!&lt;br&gt;&lt;br&gt;Size özel Hürriyet'inizi, orijinal gazete kağıdına baskılı olarak farklı ebatlarda seçebilirsiniz. Ayrıca ister karton tüp içerisinde, ister özel kutuda, isterseniz de oldukça şık bir ahşap çerçeve içerisinde sipariş verebilirsiniz.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Bunun için tek yapmanız gereken &lt;a target="_blank" target="_blank" href="http://bit.ly/dogumgunu4"&gt;http://satis.hurriyet.com.tr&lt;/a&gt; adresini ziyaret ederek istediğiniz tarihi belirtmeniz!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:80%"&gt;Bir &lt;a  href="http://www.bumads.com.tr?clientid=c99c872d-b272-4d31-acba-3fd1b7a72fed&amp;offerid=30" title="bumads" target="_blank"&gt;bumads&lt;/a&gt; advertorial içeriğidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;script type='text/javascript'&gt;ad_client = 'c99c872d-b272-4d31-acba-3fd1b7a72fed';ad_offer ='30';&lt;/script&gt;&lt;script type='text/javascript' src='http://sayac.bumads.com.tr/showads.js'&gt;&lt;/script&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-3808071787387277318?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/3808071787387277318/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=3808071787387277318&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/3808071787387277318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/3808071787387277318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/10/hurriyet-gazetesinden-unutulmayacak-bir.html' title='Hürriyet Gazetesi&apos;nden Unutulmayacak Bir Hediye!'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-OUlnbwyt9V0/ToxqKHX8TiI/AAAAAAAAAaI/ULEZyPCA0sY/s72-c/img1-9405044c-71d9-4502-9747-2ce22ba26d9d.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-7303679261683695442</id><published>2011-10-05T15:31:00.009+03:00</published><updated>2011-10-05T17:27:43.514+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyonda Bu Hafta'/><title type='text'>Vizyonda Bu Hafta (30 Eylül - 06 Ekim 2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-qRfplj4U2wU/Toxm_RgHv4I/AAAAAAAAAZg/EzM_Y-fE348/s1600/Midnight%2Bin%2BParis%2BMovie.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-qRfplj4U2wU/Toxm_RgHv4I/AAAAAAAAAZg/EzM_Y-fE348/s400/Midnight%2Bin%2BParis%2BMovie.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5660012068913790850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vizyonda bu hafta tam 8 yeni film var. HS'nin seçimi, Woody Allen'ın son filmi Midnight In Paris / Paris'te Gece Yarısı...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın en popüler filmi, 113 kopya ile vizyona giren, uzun zamandan beri merakla beklenen yeni Aslan Kral filmi, The Lion King 3D / Aslan Kral 3D. Ormanın kralı genç Simba, görev ve sorumluluklarının bilincindedir ve kral olmaya oldukça heveslidir. Fakat önünde bir engel vardır: Kıskanç amcası Skar. Tahta geçmek için planlar yapan Skar, Simba'nın krallıktan sürülmesini sağlayarak amacına ulaşır. Yalnız kalan Simba ormanda mirket Timon ve domuz Pumbaa ile tanışır ve dost olur. Yeni arkadaşlarının “Hakuna Matata” felsefesini benimseyen Simba sorumluluklarını unutmuştur. Fakat kader onu sürüldüğü topraklara geri çağıracak, doğanın kurallarıyla işleyen yaşam döngüsünde yerini alacaktır. Yönetmenler Rob Minkoff ve Roger Allers. Seslendirme kadrosunda Jonathan Taylor Thomas, Matthew Broderick, Jeremy Irons gibi isimler de var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-dlxtcByRnFI/ToxnVOaUcTI/AAAAAAAAAZo/O1xxGvTmgJk/s1600/muhurlu-kosk.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 296px; height: 222px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-dlxtcByRnFI/ToxnVOaUcTI/AAAAAAAAAZo/O1xxGvTmgJk/s400/muhurlu-kosk.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5660012446041272626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;87 kopya ile gelen yerli korku / komedi filmi Mühürlü Köşk'te, polislerden kaçan bir çete mühürlü bir köşk bulur, mühürü söküp içeri girerek saklanırlar. Evde lanetli ruhlar vardır. Çete elemanları için ölüm kalım savaşı başlar, günahlarının bedeli burada ödenecektir. Sekant Yaşar Kutlubay'ın yönettiği filmde Sibel Gökçe, Murat Yatman, Özlem Yücel başrollerde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;60 kopya ile gelen Korku Evi / Dream House'ta, Attenton ailesinin yeni bir hayata başlamak istediği New England'da, taşındıkları evde korkunç bir cinayet işlenmiştir. Anne ve iki çocuğunu öldüren katilin, kadının kocası olduğu düşünülürken, baba Will Attenton gerçeklerin hiç de göründüğü gibi olmadığını keşfedecektir. My Left Foot, In America gibi filmleriyle tanıdığımız Jim Sheridan'ın yönettiği filmde, Daniel Craig, Rachel Weisz, Naomi Watts gibi isimler var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-3Q8USPwDWmk/ToxoPP42tSI/AAAAAAAAAZw/Ph4hTWEAEVU/s1600/British-Movie-Dream-House-Trailer1-202x300.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 202px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-3Q8USPwDWmk/ToxoPP42tSI/AAAAAAAAAZw/Ph4hTWEAEVU/s400/British-Movie-Dream-House-Trailer1-202x300.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5660013442870195490" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;41 kopya ile gelen yeni Woody Allen filmi, Midnight In Paris / Paris'te Gece Yarısı, iş için Paris’e gelen bir aileyle sonbaharda evlenecek olan nişanlı iki gencin bu şehirde başlarına gelen ve hayatlarını değiştirecek maceralarını anlatan bir romantik komedi. Başrollerde Rachel McAdams, Adrien Brody, Owen Wilson gibi isimler var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;34 kopya ile gelen Afacan ve Kurbağa Surat / Orla Frøsnapper (Freddie Frogface 3D). Victor yaz aylarını, muziplik yapıp, büyükleri kızdırarak geçirir. Bir gün kasabaya gezici bir sirkin gelmesiyle olaylar değişir. Sirkin sahibi herkesin son gösteride kendi yeteneğini gösterebileceğini söyler. Ancak Victor, kasabanın en çirkin ve kötü kişisi Freddy Frogface’in rakibi ve hedefidir. Victor ve arkadaşları Freddy’nin bu hain planının önüne geçme niyetindedirler. Danimarka yapımı bu animasyonun yönetmeni Peter Dodd...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-aysUP3VnGoM/ToxomswlviI/AAAAAAAAAZ4/-tQ2qK3fEUM/s1600/red.state.2011.ppv.hdtv.xvid-momentum_01_13_42_00004.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 220px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-aysUP3VnGoM/ToxomswlviI/AAAAAAAAAZ4/-tQ2qK3fEUM/s400/red.state.2011.ppv.hdtv.xvid-momentum_01_13_42_00004.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5660013845757148706" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kevin Smith'in korku denemesi Şeytanın İni / Red State, 25 kopya ile gösterimde. Üç lise öğrencisi, bir kadınla buluşmaya giderler. Ancak gittikleri yerde onları büyük bir tehlike beklemektedir: Yaşam tarzlarını onaylamadıkları insanlara ayinleri sırasında türlü işkenceler yapmakta olan gizli bir tarikat. Tuzağa düşen gençlerin kurtulma çabaları bir dizi olayı tetikleyip, insanın içindeki kötülüğün sınırlarını sınava tabi tutacaktır. Michael Angarano, Deborah Aquila ve Nicholas Braun başrollerde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerli film Eylül, 10 kopya ile gösterimde. Yusuf’un karısı Aslı akciğer hastalığı yüzünden hastaneye yatırılmıştır. Bu içine kapanık kadın, kanser şüphesiyle ağır bir kötümserlik yaşıyordur. Aslı’nın ölüm korkusu ve yalnızlık duygusu öyle derindir ki kocası Yusuf’u kendi derdine ortak etmeyerek onu da başka bir yalnızlığa iter. Genç karı-koca, hastalık süreciyle birlikte birbirinden yavaş yavaş kopmaya başlar. Aralarındaki derin bağa rağmen birbirlerine ulaşamıyor gibidirler. Tam bu noktada Aslı’nın hastane odasını paylaştığı Elena çıkar karşımıza. Elena ülkesinden uzakta yaşam mücadelesi veren, acımasız insanların eline düşmüş, talihsiz bir kadındır. Zaten hastaneye yatış sebebi, birlikte olduğu adam tarafından şiddet gördüğü içindir. Aslı ile hastanede geçirdiği iki günden sonra, kendi yoluna devam eden Elena, bir iki günden sonra Yusuf’un tekrar karşısına çıkar. Çok güç durumda kalmıştır ve Yusuf’tan başka arayacak kimsesi yoktur. Yusuf Elena’ya yardımcı olur. Elena ise yaşadığı onca acı olaydan sonra Yusuf gibi sakin, nazik ve duyarlı birisine tutunmakta bulur çareyi. Elena’nın Yusuf’a yönelişi bir noktadan sonra tam anlamıyla bir zorunluluktur artık. Cemil Ağacıkoğlu'nun yazıp yönettiği filmde, Turgay Aydın, Görkem Yeltan, Elena Polyanskaya var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-VY3Y1fkPBpQ/ToxpKG0Q6cI/AAAAAAAAAaA/ktzucsK40-Y/s1600/kars-oykuleri.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 356px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-VY3Y1fkPBpQ/ToxpKG0Q6cI/AAAAAAAAAaA/ktzucsK40-Y/s400/kars-oykuleri.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5660014454047304130" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 kopya ile gösterime giren Kars Öyküleri, haftanın son filmi. Köyüne çok uzak olan okuluna her gün bisikletle gidip gelen Yusuf annesinin ölümüyle geçmişin muhasebesini yapan Nazlı, civcivi ile Ankara yollarına düşmeye karar veren Zilo, babasının geçmişi ile yüzleşemeyen Ozan ve modern çağa ayak uydurmaya çalışan, Karslı çiftçi Celal Bey, Kars'ta geçen beş farklı öykünün başkarakterlerini oluşturuyorlar. Her bir öyküyü ayrı bir yönetmen filme almış. Bu isimler, Emre Akay, Özcan Alper, Zehra Derya Koç, Ülkü Oktay ve Ahu Öztürk...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese İyi Seyirler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-7303679261683695442?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/7303679261683695442/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=7303679261683695442&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/7303679261683695442'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/7303679261683695442'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/10/vizyonda-bu-hafta-30-eylul-06-ekim-2011.html' title='Vizyonda Bu Hafta (30 Eylül - 06 Ekim 2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-qRfplj4U2wU/Toxm_RgHv4I/AAAAAAAAAZg/EzM_Y-fE348/s72-c/Midnight%2Bin%2BParis%2BMovie.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-5139187157783073253</id><published>2011-09-28T21:40:00.005+03:00</published><updated>2011-11-22T20:53:31.346+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Festivaller-Ödül Törenleri-Özel Gösterimler'/><title type='text'>İstanbul Modern Sinema'da Hilda Hidalgo ile Buluşma!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-e6m5n7XA-h8/ToNsWxULGcI/AAAAAAAAAZI/vdhWwpYIaYQ/s1600/Hilda_Hidalgo2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 228px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-e6m5n7XA-h8/ToNsWxULGcI/AAAAAAAAAZI/vdhWwpYIaYQ/s400/Hilda_Hidalgo2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5657484695358347714" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Modern Sinema, Kosta Rika Fahri Konsolosluğu işbirliğiyle Kosta Rikalı yönetmen, Hilda Hidalgo'nun Aşk Ve Öbür Cinler filminin Türkiye prömiyerini yapıyor...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hidalgo, kendisi gibi Latin Amerikalı olan ve büyülü gerçekçilik akımının en güçlü temsilcilerindne sayılan yazar Gabriel Garcia Marquez'in romanından uyarladığı bu ilk uzun metraj filmleriyle 83. Oscar Ödülleri'ne aday gösterilmişti. Hilda Hidalgo'nun katılacağı gösterimde yönetmenin dört kısa filmi de gösterilecek. Ayrıca Aşk Ve Öbür Cinler filminin 1 Ekim Cumartesi günü saat 16.00'da yapılacak prömiyerine yönetmen bizzat kendisi de katılacak. Programı aşağıdaki afişi büyüterek ya da &lt;a href="http://www.istanbulmodern.org"&gt;www.istanbulmodern.org&lt;/a&gt; adresini ziyaret ederek öğrenebilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-MdgjH5sVD7M/ToNsiZe9QBI/AAAAAAAAAZQ/e-kHCkRIZq0/s1600/hilda-hidalgo_01.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 392px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-MdgjH5sVD7M/ToNsiZe9QBI/AAAAAAAAAZQ/e-kHCkRIZq0/s400/hilda-hidalgo_01.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5657484895119556626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-5139187157783073253?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/5139187157783073253/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=5139187157783073253&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/5139187157783073253'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/5139187157783073253'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/09/istanbul-modern-sinemada-hilda-hidalgo.html' title='İstanbul Modern Sinema&apos;da Hilda Hidalgo ile Buluşma!'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-e6m5n7XA-h8/ToNsWxULGcI/AAAAAAAAAZI/vdhWwpYIaYQ/s72-c/Hilda_Hidalgo2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-2346525812980758655</id><published>2011-09-28T21:31:00.004+03:00</published><updated>2011-09-28T21:38:57.114+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haberler'/><title type='text'>Drama İstanbul Film Atölyesi Senaryo Atölyelerine Başlıyor!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-q0w9YNapg_Q/ToNpcP5RYZI/AAAAAAAAAYw/egsvSpgCFzs/s1600/HU1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-q0w9YNapg_Q/ToNpcP5RYZI/AAAAAAAAAYw/egsvSpgCFzs/s400/HU1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5657481490931474834" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bir fikrim ya da bir hikayem var” diyenler için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;HALUK ÜNAL ‘FİLM HİKAYESİ TEMEL TASARIM VE PROJE GELİŞTİRME’ ATÖLYELERİ BAŞLIYOR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vizyona 2011’de giren Saklı Hayatlar filmiyle adından söz ettiren Drama İstanbul Film Atölyesi, senaryo atölyelerine başlıyor. 2010’da kurulan atölye, ilk ürünü olan Saklı Hayatlar’ın ardından kuruluş amaçlarına ve vaatlerine uygun olarak atölye çalışmalarına Ekim ayında başlayacak...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senaryo yazarı ve yönetmeni Haluk Ünal tarafından yapılacak atölyeler ‘Temel Tasarım Atölyesi’ ve ‘Proje Geliştirme Atölyesi’ olarak, iki ayrı formatta gerçekleştirilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Temel Tasarım Atölyesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İyi bir senaryo için iyi bir film öyküsü, iyi bir film öyküsü için de çok güçlü bir film fikrine sahip olmalısınız" ilkesinden hareket eden sekiz haftalık atölyelerde, katılımcıların uygulama içinde güçlü bir film fikri yaratmaları; iyi bir hikaye geliştirmenin yol ve yöntemlerini fark etmeleri; nitelikli bir hikaye geliştirmeleri amaçlanıyor. Atölye bu hikayelerden uygun bulduklarını da kendi portfolyosu içinde sektöre tanıtmayı planlıyor.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Proje Geliştirme Atölyesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir roman, hikaye ya da senaryo taslağıyla başvurduğunuz sekiz haftalık bu atölyelerde, seçilip, kabul edilen projelerin, atölye profesyonellerinin danışmanlığında yapıma uygun hale getirilmesi, yapımının gerçekleştirilmesi veya uygun yapımcılara sunulması hedefleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinema Meslek Birlikleri’nin Harbiye’deki binasında gerçekleştirilecek her iki atölye hakkında bilgi ve ayrıntılara www.dramaistanbul.com.tr ve iletisim@dramaistanbul.com.tr adreslerinden ya da 0533 315 59 85 numaralı telefondan ÖzlemTatlıcan aracılığıyla ulaşılabilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-KEVlvF1JEfY/ToNpmQnkZWI/AAAAAAAAAY4/k05bwmyZJUM/s1600/Haluk%2BUnal.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-KEVlvF1JEfY/ToNpmQnkZWI/AAAAAAAAAY4/k05bwmyZJUM/s400/Haluk%2BUnal.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5657481662924350818" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;EDİTORYAL BİLGİ NOTU&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Haluk Ünal, Saklı Hayatlar ve Drama İstanbul Film Atölyesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Drama İstanbul’un kurucusu olan Haluk Ünal, Saklı Hayatlar’ın yönetmen koltuğuna oturmadan önce, 2008’de ‘Müslüm Baba’yı bıçaklayan genç bir Kürt hayranının hikâyesinin anlatıldığı ilk uzun metrajlı filmi Esrarlı Gözler’in senaryosunu yazdı ve Müge Turalı ile birlikte yönetti.  Ayrıca Çökertme, Kaçıklık Diploması, Martılar ve İstanbul, Halk Düşmanı gibi TV ve sinema filmleriyle Eylül, Gece ve Gündüz dizilerinin senaryo yazarlığını gerçekleştiren Haluk Ünal, 2004-2008 arasında iletişim ve reklam sektöründe metin yazarlığı ve proje tasarımcılığı yaptı. 2004-2010 yıllarında kurucusu olduğu Senaryo Yazarları Derneği’nin yanı sıra, Senaryo İstanbul Atölyesi yöneticiliği ve eğitmenliğini üstlendi. Ünal 2008 -2009 döneminde de Kadir Has üniversitesi Film Drama Yükseklisans Bölümünde ve Dijital Film Akademisi’nde senaryo eğitmeni olarak çalıştı. Halen kurucusu olduğu Drama İstanbul Film Atölyesi’nde yöneticilik yapıyor.  Bu çalışmaların yanı sıra, Haluk Ünal’ın 2004’te yayınlanmış, Bir Karakafa İçin Balad / Şarlo  Hasan adlı bir romanı da bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atölyenin gerçekleştirdiği ilk film olan “Saklı Hayatlar” sinema eleştirmenleri, önemli gazeteci ve sinemacılardan olumlu görüşler aldı ve izleyiciler tarafından çok beğenildi. 1980’de Çorum Katliamı sonucu İstanbul’a göç eden bir Alevi ailenin hikâyesinden yola çıkan ve sıradan insanların yaşadığı kimlik çatışmalarının yol açtığı gerçek bir trajediyi anlatan film; bu yıl 18. Altın Koza Film Festivali’nde finale kalan filmler arasında yer aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Drama İstanbul: Senaryo Geliştirme ve Proje Tasarım Ajansı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önemli yazar yönetmen ve yapımcılardan oluşan Drama İstanbul Film Atölyesi gelişmiş sinema sektörüne sahip ülkelerde uygulanan bir yapım yaratım modelinin Türkiye’deki ilk örneği ve ilk uluslararası sinema atölyesi olma özelliğini taşıyor. Çalışmalarını bir proje havuzu ve yaratıcı atölye olarak sürdüren Drama İstanbul Film Atölyesi, sektörel anlamda birbirini tanımayan ya da ulaşamayan, küçük bir iletişim ve çalışma çemberinde tıkanıp kalmış  yapımcı, senaryo, öykü, roman yazarlarının buluşma ve beraber çalışma noktası olmayı amaçlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;İletişim İçin:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özlem Tatlıcan&lt;br /&gt;0533 315 59 85&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-2346525812980758655?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/2346525812980758655/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=2346525812980758655&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/2346525812980758655'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/2346525812980758655'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/09/drama-istanbul-film-atolyesi-senaryo.html' title='Drama İstanbul Film Atölyesi Senaryo Atölyelerine Başlıyor!'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-q0w9YNapg_Q/ToNpcP5RYZI/AAAAAAAAAYw/egsvSpgCFzs/s72-c/HU1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-2506321775795791048</id><published>2011-09-27T22:17:00.007+03:00</published><updated>2011-11-22T20:54:36.358+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Festivaller-Ödül Törenleri-Özel Gösterimler'/><title type='text'>1. Sinefil'm Günleri 3 - 7 Ekim Tarihleri Arasında İTÜ'de!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-B1JcwTQTiKc/ToInM2mldEI/AAAAAAAAAYo/C4ZvEyWn5nI/s1600/cats2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 66px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-B1JcwTQTiKc/ToInM2mldEI/AAAAAAAAAYo/C4ZvEyWn5nI/s400/cats2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5657127183700030530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İTÜ Sinema Kulübü'nün organize edeceği 1.Sinefil'm Günleri 3-7 Ekim tarihleri arasında İstanbul Teknik Üniversitesi Ayazağa Kampüsü KSB Havuz Binası Konferans Salonu'nda yapılacak. 5 gün sürecek olan ve çeşitli söyleşiler de barındıran Film Günleri'ne hem sinema sitesi ve bloğu yazarları hem de tüm sinema meraklıları davetli...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etkinlikte Bunuel'in Los Olvidados, Godard'ın Le Mepris, Reha Erdem'in Hayat Var, Wong Kar Wai'nin Chungking Express, Haim Tabakman'ın Eyes Wide Open, Amenabar'ın Tesis, Elem Klimov'un Come And See, Ömer Kavur'un Anayurt Oteli, Janus Metz Pedersen'in Armadillo ve Woody Allen'ın Annie Hall adlı filmleri gösterilecek. Günde 2'şer film gösterimiyle 5 günde tamamlanacak etkinlikte film gösterimleri 14.00 ve 17.00 saatlerinde yapılacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmlerle ilgili daha ayrıntılı bilgiyi aşağıdaki etkinlik afişini büyüterek inceleyebilir, daha fazla bilgi için ise yine aşağıdaki linkten etkinliğin facebook sayfasını ziyaret edebilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/event.php?eid=241445405906512"&gt;Etkinliğin Facebook Sayfasına Göz Atmak İçin Tıklayın&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-AxuLvyV8DxU/ToImuEMgGhI/AAAAAAAAAYg/CuGXi5Lhpcw/s1600/323532_221118601277775_142977149091921_598297_312715198_o.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 282px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-AxuLvyV8DxU/ToImuEMgGhI/AAAAAAAAAYg/CuGXi5Lhpcw/s400/323532_221118601277775_142977149091921_598297_312715198_o.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5657126654772779538" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-2506321775795791048?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/2506321775795791048/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=2506321775795791048&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/2506321775795791048'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/2506321775795791048'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/09/1-sinefilm-gunleri-3-7-ekim-tarihleri.html' title='1. Sinefil&apos;m Günleri 3 - 7 Ekim Tarihleri Arasında İTÜ&apos;de!'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-B1JcwTQTiKc/ToInM2mldEI/AAAAAAAAAYo/C4ZvEyWn5nI/s72-c/cats2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-4468471993035155296</id><published>2011-09-27T15:55:00.012+03:00</published><updated>2011-11-20T16:19:14.897+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>Bridesmaids / Nedimeler (2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-ogjrMK7iSHo/ToHPsAZajAI/AAAAAAAAAYQ/L6pKDEfnI7g/s1600/Bridesmaids-2011-Production-Stills-rose-byrne-21934660-640-425.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-ogjrMK7iSHo/ToHPsAZajAI/AAAAAAAAAYQ/L6pKDEfnI7g/s400/Bridesmaids-2011-Production-Stills-rose-byrne-21934660-640-425.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5657030961881844738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz haftalarda vizyona giren Bridesmaids / Nedimeler, alışılageldik Hollywood romantik komedileri ya da kadın izleyici kitlesini hedefleyen duygusal kadın filmlerine güzel bir alternatif sunuyor...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son dönemin çoğu başarılı Holyywood komedisinde imzası bulunan Judd Apatow'un yapımcı olarak yeraldığı, Paul Feig'in yönettiği filmde, ana karakterimiz Annie, 30'lu yaşlarında, hayatında hiçbir şey hala istediği gibi gitmeyen bir kadın. Çocukluk arkadaşı ve en yakın dostu Lilian evlenmeye karar verdikten sonra baş nedimelik görevini Annie üstleniyor. Üstleniyor üstlenmesine ama bu arada da Lillian'ın yeni arkadaşı Helen çıkıyor karşısına. Bu güzel, becerikli ve belki de Annie'nin olamadığı herşeyi temsil eden kadının varlığı, düğüne hazırlık aşamasında Annie için bir kabusa dönüşüyor. Çekiştikleri her alanda Annie büyük bir hezimet yaşıyor adeta ve iyice dibe vuruyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedimeler / Bridesmaids, başkarakterini tamamen dibe vurdurup, ondan sonra işleri rayına oturtmayı seçiyor. Annie için işlerin değişmeye başlamasının, Helen ile çekişmek yerine, hediye günündeki 'sinir krizi' nin sonrasına denk gelmesi anlamlı. Annie, kadınlarla, onlar gibi narin, becerikli, zarif gibi görünerek çekişmeyi bırakıp, duygularını tamamen serbest bırakıyor sözkonusu sinir krizinde. Sonrasında herşey mahvoluyor belki ama daha sonrasındaki 'kendini bulma' durumu için bu 'mahvolma' önemli. Zira tüm kuralları baştan belli bu rekabet oyununa karşı gelmek ve kendini bulmak Annie gibi bir karakter için ancak böyle mümkün olabilirdi belki de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-HxhQd1CO1Ws/ToHQxLN6qeI/AAAAAAAAAYY/zrIDJ73poZk/s1600/40675501.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 168px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-HxhQd1CO1Ws/ToHQxLN6qeI/AAAAAAAAAYY/zrIDJ73poZk/s400/40675501.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5657032150197381602" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annie'nin kendisini bulmasında ciddi faydası olan Megan da hikaye içinde önem taşıyan bir yan karakter. Gruptaki diğer kadınların klasik 'kadın rekabeti' içindeki 'kasıntı' hallerinden en uzak olan karakter Megan. Belki fiziksel yapısı onun için bir avantaja dönüşmüş ve kendini etrafındaki bu kadınların klasik 'rekabet'inden kolayca soyutlamış. Düşünce olarak Megan gibi olmasına rağmen, Annie ise bir yandan sistemin yerleşik değerlerine sahip olamamayı eksiklik olarak görüyor ve Helen gibi bir kadınla rekabet etmeye çalışıyor. Megan'ın bu açıdan finale yakın Annie ile olan sahnesinde ona söyledikleri anlamlı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce bahsettiğim hediye günündeki sinir krizi sahnesi, yenilen yemekten zehirlenmeleri sonrası lüks bir modaevinde yaşanan tuvalet sahneleri hem eğlenceli hem de anlamlı. Filmin hafif anarşist tarafını en iyi yansıtan sahneler bunlar belki de. Senaryoda da Annie Mumolo ile ortak olarak imzası bulunan Kristen Wiig, Annie karakterinde gerçekten çok başarılı ve bütün bir filmi sürüklüyor. Film, aslında klasik Hollywood tarzı, kolay yolcu bir model izlemiyor. Yönetmen Feig, kimi sahneleri Hollywood standartlarına göre hayli uzun tutmaktan çekinmiyor buna karşın izleyiciyi avucundan bir an bile kaçırmamayı başarıyor. Nedimeler, bence kendi içinde orjinal ve iyi bir film...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu : 7 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-4468471993035155296?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/4468471993035155296/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=4468471993035155296&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/4468471993035155296'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/4468471993035155296'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/09/bridesmaids-nedimeler-2011.html' title='Bridesmaids / Nedimeler (2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-ogjrMK7iSHo/ToHPsAZajAI/AAAAAAAAAYQ/L6pKDEfnI7g/s72-c/Bridesmaids-2011-Production-Stills-rose-byrne-21934660-640-425.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-9040269263645513517</id><published>2011-09-27T14:55:00.007+03:00</published><updated>2011-11-20T16:17:04.385+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>Zookeeper / Hayvan Bakıcısı (2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-OMyvelXlOJE/ToG_Uo91Z-I/AAAAAAAAAYA/6LLdN0uJnMc/s1600/zookeeper_2011_600x400_87840.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-OMyvelXlOJE/ToG_Uo91Z-I/AAAAAAAAAYA/6LLdN0uJnMc/s400/zookeeper_2011_600x400_87840.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5657012968269113314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son 5 yıl önce Click'ini izlediğimiz Frank Coraci'nin yeni filmi Zookeeper bildiğimiz üzere geçtiğimiz haftalarda ülkemizde vizyon turuna başladı. Zookeeper, hayvanların konuştuğu, 'beceriksiz' ya da 'kendisini beceriksiz gören' bir erkeğin  'adam olma' hikayesini anlatan bir komedi filmi. Dolayısıyla ortada pek yeni birşey yok...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız arkadaşına evlenme teklif ettiği gece reddedilen Griffin o tarihten sonra kendini işine ve dolayısıyla hayvanlara adamış bir adam. Evet, bir hayvanat bahçesinin bakıcısı kendisi. Hayvanlar ondan çok memnun. Ama o kendisinden ve hayatından hiç memnun değil. Kız arkadaşı tekrar ortaya çıktıktan sonra onu yeniden elde etme derdine düşüyor. Bunun için mesleğini değiştirmesi ve hatta bambaşka bir adama dönüşmesi gerektiğini düşünüyor. Hayvanlar ise çok sevdikleri Griffin'e bu konuda yardımcı olabilmek için onunla konuşmaya başlıyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Griffin'in hayvanlarla konuştuğu bölümleri, bir bakıma kendi iç dünyasıyla hesaplaştığı ve değişmesi gerektiği fikrine vardığı bölümler olarak ele alabiliriz. Kızı bir şekilde elde ettikten sonra ise onunla asla mutlu olamayacağını anlamasından sonraki kısımları ise asıl 'olgunlaşma' hikayesi bölümü olarak düşünebiliriz. Mutluluğu uzaklarda aramayı bırakıp etrafına döndüğünde Griffin, mutlu olmak için değişmesinin değil, sadece kendisiyle barışmasının yeterli olacağını görüyor. Bu anlamda tıpkı Click'te olduğu gibi Frank Coraci, filmini duygusal ve anlamlı bir düzleme oturtmaya çalışıyor. Kısmen etkili olduğu sahneler var ancak bütün anlamında Click'teki kadar başarılı değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-g-SzKnKjDLk/ToG_ZfRRy8I/AAAAAAAAAYI/Mp2OytEZLGY/s1600/The-Zookeeper-0.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 218px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-g-SzKnKjDLk/ToG_ZfRRy8I/AAAAAAAAAYI/Mp2OytEZLGY/s400/The-Zookeeper-0.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5657013051565657026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin asıl zayıf kaldığı konu ise komedi yönü. Kevin James'in tüm çabalarına rağmen film bütün anlamda 'komik' ya da 'eğlenceli' olmayı pek başaramıyor. Griffin'in, eski bir erkek arkadaşıyla barışan kızı kıskandırmak için hayvanat bahçesinde birlikte çalıştığı Kate ile birlikte, onların gittiği bir düğüne gittiği bölüm eğlenceli örneğin. Ancak film mizah anlayışını bütüne yaymayı başaramıyor. Senaryo anlamında da pek bir zeka pırıltısı gösteremeyince gittikçe klişeleşmeye ve uzamaya başlıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün olarak, hele hayvanların konuştuğu Dr. Doolittle gibi daha başarılı bir örnek var iken, pek eğlendirmeyen bir komedi filmi var karşımızda. Yalnızca vakit geçirmek için fazla birşey beklenmeden izlenilebilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu : 4,5 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-9040269263645513517?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/9040269263645513517/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=9040269263645513517&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/9040269263645513517'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/9040269263645513517'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/09/zookeeper-hayvan-bakcs-2011.html' title='Zookeeper / Hayvan Bakıcısı (2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-OMyvelXlOJE/ToG_Uo91Z-I/AAAAAAAAAYA/6LLdN0uJnMc/s72-c/zookeeper_2011_600x400_87840.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-1369499203317644545</id><published>2011-09-23T18:49:00.005+03:00</published><updated>2011-09-23T19:13:44.602+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyonda Bu Hafta'/><title type='text'>Vizyonda Bu Hafta (23 - 29 Eylül 2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-wxnWchzIuE0/Tnyu6eyPrhI/AAAAAAAAAXg/8f5HY5C9BNw/s1600/61610-bir-zamanlar-anadolu-da-gorucuye-cikti-video-galeri.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 290px; height: 298px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-wxnWchzIuE0/Tnyu6eyPrhI/AAAAAAAAAXg/8f5HY5C9BNw/s400/61610-bir-zamanlar-anadolu-da-gorucuye-cikti-video-galeri.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655587551789952530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Vizyonda bu hafta 5 yeni film var. HS'nin seçimi ise hiç şüphesiz, Nuri Bilge Ceylan'ın son filmi, Bir Zamanlar Anadolu'da...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın en popüler filmi, 121 kopya ile vizyona giren Fright Night / Korku Gecesi. Son sınıf öğrencisi Charlie Brewster, her şeye sahiptir. Popüler bir arkadaş kitlesi vardır ve lisenin en seksi kızıyla birliktedir. Hatta o kadar havalıdır ki en yakın arkadaşı Ed’i bile küçük görmektedir. Charlie’nin esrarengiz yabancı Jerry ile komşu olmasıyla birlikte bela kapasını çalar. Jerry, ilk etapta harika biri gibidir ama onda bir tuhaflık vardır ve Charlie’nin annesi dâhil kimse bu tuhaflığı fark etmez. Oldukça alışılmadık şeylere şahit olan Charlie çok doğru bir sonuca varır: Jerry, mahallede avlanan bir vampirdir. Craig Gillespie'nin yönettiği filmde, Anton Yelchin,Christopher Mintz-Plasse, Colin Farrell, Toni Collette gibi isimler var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-0DSSAg2xURk/TnyvWcK_utI/AAAAAAAAAXo/ykfRpLEqYa0/s1600/Fright-Night-3D.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 270px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-0DSSAg2xURk/TnyvWcK_utI/AAAAAAAAAXo/ykfRpLEqYa0/s400/Fright-Night-3D.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655588032124795602" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen haftaki ön gösterimlerinden sonra, 74 kopya ile gerçek vizyon turuna başlayan Arkadaştan Öte / Friends With Benefits'i Will Gluck yönetmiş. New York’ta yaşayan Jamie bir şirketin başarılı insan kaynakları sorumlusudur. Dylan ise Los Angeles’ta çalışan bir sanat yönetmenidir. Jamie yeteneklerini kullanıp Dylan'ı New York'a yerleşmeye ikna edince, yolları da kesişir. Aşktan ve ciddi ilişkilerden canı yanmış olan Dylan ve Jamie, tanıştıktan sonra bağlanmanın olmadığı sadece eğlencenin ve sorgusuz seksin ağır bastığı bir ilşki kurarlar. Başrollerde Mila Kunis ve Justin Timberlake var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nuri Bilge Ceylan'ın Cannes'tan ödülle dönen son filmi Bir Zamanlar Anadolu'da 65 kopya ile vizyon şansı buluyor. Bir doktor ile bir savcının 12 saatlik gerilimli öyküsünün anlatıldığı  filmin başrollerinde Muhammet Uzuner, Yılmaz Erdoğan ve Taner Birsel yer alıyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-LoVGmApMba4/TnyvgieYTVI/AAAAAAAAAXw/Q9q6zfeYU7I/s1600/799b82a1-b607-419d-92d7-4ded7b5e49ef.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 352px; height: 268px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-LoVGmApMba4/TnyvgieYTVI/AAAAAAAAAXw/Q9q6zfeYU7I/s400/799b82a1-b607-419d-92d7-4ded7b5e49ef.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655588205615402322" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mucizeyi Kadınlar Yaratır / I Don't Know How She Does It, 53 kopya ile vizyona giriyor. Kate Reddy kariyerinin zirvesinde, 9 farklı ülkenin işlerini yürüten bir finans uzmanıdır. Evli ve iki çocuk annesi olan Kate evin geçimini, çocuklarının bakımını üstlenmiştir. Fakat geceleri uyuyamadığını, sürekli evde ve işte yapması gerekenleri kafasında kurduğunu fark edince, kendisine çok yüklendiğini, ne kadar koşuştursa dahi güzel şeyleri yaşamak için geç kaldığını anlar. Douglas McGrath'ın yönettiği filmde Sarah Jessica Parker Pierce Brosnan, Greg Kinnear gibi isimler var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-e4TbYhgD4d0/TnywEScLUuI/AAAAAAAAAX4/0LuAHY5Uk9k/s1600/the-killer-elite-1.jpeg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 222px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-e4TbYhgD4d0/TnywEScLUuI/AAAAAAAAAX4/0LuAHY5Uk9k/s400/the-killer-elite-1.jpeg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655588819786486498" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;51 kopya ile vizyon şansı bulan haftanın son filmi Killer Elite'i ise Gary McKendry yönetiyor. İngiliz Gizli Servisi'nin emekli üyelerinden bir tanesi, kendisini yetiştiren kişi zor durumda kalınca bu tehlikeli hayata geri dönmek zorunda kalır. Fakat dostunu kurtarmak için girişeceği bu macerada, karşısında en az kendisi kadar yetenekli bir başka ajan bulunmaktadır. Dostunu kurtarmak, zannetiği kadar kolay olmayacaktır. Filmdei Jason Statham, Clive Owen ve Robert De Niro gibi önemli isimler rol alıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese Keyifli Seyirler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-1369499203317644545?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/1369499203317644545/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=1369499203317644545&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/1369499203317644545'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/1369499203317644545'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/09/vizyonda-bu-hafta-23-29-eylul-2011.html' title='Vizyonda Bu Hafta (23 - 29 Eylül 2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-wxnWchzIuE0/Tnyu6eyPrhI/AAAAAAAAAXg/8f5HY5C9BNw/s72-c/61610-bir-zamanlar-anadolu-da-gorucuye-cikti-video-galeri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-6960067564378676226</id><published>2011-09-22T20:46:00.004+03:00</published><updated>2011-09-22T20:59:00.590+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haberler'/><title type='text'>Aslan Kral'ın Dönüşü Muhteşem Oldu!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-T286o506PVo/Tnt1kAiLAcI/AAAAAAAAAXQ/jVIfyM_-ghs/s1600/Aslan%2BKral_afis.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 281px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-T286o506PVo/Tnt1kAiLAcI/AAAAAAAAAXQ/jVIfyM_-ghs/s400/Aslan%2BKral_afis.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655243018572857794" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1994 yılında vizyona girdiğinde büyük küçük herkesin gönlünü kazanan, Disney’in animasyon klasiği Aslan Kral yeniden beyazperdeye geliyor!!! Hem de bu kez 3 boyutlu olarak... 30 Eylül’de ülkemizde de 3 boyutlu olarak yeniden gösterime girecek olan film, açılış yaptığı haftasonu Amerika’da 30 milyon doların üzerinde hasılat elde ederek zirveye oturdu. Böylece tüm zamanların üçüncü en çok gişe yapan animasyon filmi oldu...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A.B.D’de 3 boyutlu olarak tekrar vizyona giren  Oscar ödüllü animasyon harikası Aslan Kral, açılış yaptığı haftasonunda 30 milyon doların üstünde hasılat elde etti. Böylece 14 yıldır ilk kez yeniden gösterime giren bir film 1 numaraya oturmuş oldu. Aynı zamanda Walt Disney Studios Motion Pictures tarihindeki ikinci en büyük Eylül açılışını gerçekleştiren Aslan Kral, sektör tarihinde ise üçüncü en büyük Eylül açılışını gerçekleştirdi. Film ülkemizde ise 3 boyutlu olarak 30 Eylül’de izleyicilerle buluşacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-h6ASsWkY614/Tnt1qz9ZYMI/AAAAAAAAAXY/XZujuy4UX3E/s1600/Aslan%2BKral%2B%25281%2529.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 261px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-h6ASsWkY614/Tnt1qz9ZYMI/AAAAAAAAAXY/XZujuy4UX3E/s400/Aslan%2BKral%2B%25281%2529.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655243135456469186" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Walt Disney Studios Başkanı Rich Ross konuyla ilgili şöyle diyor: “Aslan Kral, muhteşem bir hikayenin ve karakterlerin ne kadar yüce bir gücü olduğunu defalarca kanıtladı. Sinemadan tiyatroya, bu zamansız klasik dünyanın dört bir tarafında her yaştan seyircinin kalbine dokunmaya devam ediyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin üç boyutlu olarak tekrar vizyona girmesiyle bu olağanüstü hikayeyi yepyeni bir jenerasyon beyazperdede izleme şansını yakalayacak. Bu muhteşem deneyimi eve de götürmek isteyenler için ise film 8 Aralık’tan itibaren Blu-ray HD ve Blu-Ray 3D olarak raflarda yerini alacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslan Kral, En İyi Film Müziği (Hans Zimmer) ve En İyi Şarkı (Elton John/Tim Rice “Can You Feel the Love Tonight”) dallarında Oscar® kazanmıştı. Aynı kategorilerde Altın Küre ödülünü de kazanan film, aynı zamanda Komedi veya Müzikal dalında En İyi Film ödülünü de almıştı. Filmin Türkçe dublajlı fragmanına aşağıdan ulaşabilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-1c2bb175bcc8c0cd" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v16.nonxt5.googlevideo.com/videoplayback?id%3D1c2bb175bcc8c0cd%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331456176%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3DF68F898624E00A705C6F587CE88E2B11F3EAC28.5835ACAAC901CB143BBA2A91C717D18854FA7A18%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D1c2bb175bcc8c0cd%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DYkYS5jZJoUv2ApcoRh4jEdHpTdk&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v16.nonxt5.googlevideo.com/videoplayback?id%3D1c2bb175bcc8c0cd%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331456176%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3DF68F898624E00A705C6F587CE88E2B11F3EAC28.5835ACAAC901CB143BBA2A91C717D18854FA7A18%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D1c2bb175bcc8c0cd%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DYkYS5jZJoUv2ApcoRh4jEdHpTdk&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-6960067564378676226?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/6960067564378676226/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=6960067564378676226&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/6960067564378676226'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/6960067564378676226'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/09/aslan-kraln-donusu-muhtesem-oldu.html' title='Aslan Kral&apos;ın Dönüşü Muhteşem Oldu!'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-T286o506PVo/Tnt1kAiLAcI/AAAAAAAAAXQ/jVIfyM_-ghs/s72-c/Aslan%2BKral_afis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-3578522977591210828</id><published>2011-09-22T20:01:00.006+03:00</published><updated>2011-11-20T16:25:29.264+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>A Little Bit Of Heaven / Bir Tutam Cennet (2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-YWbsUFV2Kfk/TntyVHlUy9I/AAAAAAAAAXI/r60cL3jhq68/s1600/A-LITTLE-BIT-OF-HEAVEN-007.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-YWbsUFV2Kfk/TntyVHlUy9I/AAAAAAAAAXI/r60cL3jhq68/s400/A-LITTLE-BIT-OF-HEAVEN-007.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655239464232209362" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde geçtiğimiz hafta gösterime giren A Little Bit Of Heaven, sonda söylemem gerekeni belki başta söylemiş olacağım ama, vasat bir romantik komedi...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son dönem Hollywood yapımı romantik komedilerdeki değişim takdire şayan aslında. Hollywood senaristleri bu anlamda başarılılar. Çünkü romantik komedileri çok daha güncel bir noktaya taşımayı, günümüz dünyasının atmosferini bu filmlere katmayı başardılar. Bu film de böyle başlıyor. Başkarakterimiz uçuk kaçık, hayatı kafasına göre yaşayan, 'yerleşik' hayata ilgi duymayan, erkeklerle ilişkisi sadece cinsel isteklerini giderme noktasının ötesine geçmeyen, anne ve babasıyla sorunlu, yalnız yaşayan, bir reklam ajansında çalışan Marley. Eski romantik komedi kahramanları gibi 'nikahta keramet vardır' anlayışına sahip, kendisini saf ve temizce sevecek beyaaz atlı prensini bekler bir havada değil yani...Yazının buradan sonraki kısmında filmin öyküsünün sürpriz sayılabilecek kimi noktalarını açıklıyor olabilirim. Bu konuda uyarımı yapayım çünkü bunu yapmadan bu film hakkında yazmak pek mümkün değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün doktor kontrolüne giden Marley, aniden kanser olduğunu öğreniyor. Bu nokta filmin çok başlarına denk geliyor ve hemen hemen tüm filmde buna odaklanacak olduğumuzu da baştan belirteyim. Önce bunu da aynı uçuk - kaçıklığıyla karşılıyor Marley. Aslında finaldeki cenaze törenine baktığımızda da bu uçuk ve eğlenceli tavrın finale kadar kısmen korunduğunu da söyleyebiliriz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-D1yz83OI9vw/TntyRDJsVbI/AAAAAAAAAXA/6HzYmlLsedw/s1600/AL21APR-LITTLE-BIT-OF-HEAVEN.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-D1yz83OI9vw/TntyRDJsVbI/AAAAAAAAAXA/6HzYmlLsedw/s400/AL21APR-LITTLE-BIT-OF-HEAVEN.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655239394323092914" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Marley'de malum haberi öğrendikten sonra ciddi değişmeler yaşanmaya başlıyor. Doktoruna aşık oluyor, arkadaşları ve ailesiyle ilişkileri yeniden gözden geçiriliyor. O güne kadar uzak olduğu birçok şeye yakınlık duymaya başlıyor. Bu anlamda tabii pek çok klişe birbiri ardına sıralanıyor. Finalde bile kısmen korunduğunu söylediğimiz uçuk tavra, filmin genelinde bir set çekiliyor ve 'biraz da ciddiyet', 'hayat böyle işte hem uçuk - kaçık hem ciddi yaşanmalı' gibi tavırlar hakim olmaya başlıyor. Aslında bakılırsa kendi adıma baştaki Marley'in her ne kadar son dönem çok sayıda filmde karşımıza çıkmaya başlayan tipte bir karakter olsa bile, hala daha ilgi çekici olduğunu düşünüyorum. Çünkü malum. Değişim geçirdikten sonraki Marley, önceki Marley'den, toplamda çok daha fazla sayıda filmde gördüğümüz ve sonuç olarak çok daha klişe hale gelmiş bir karakter...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nicole Kassell'in önceki filmi, yıllarca yattığı hapisten çıkan ve yeni bir hayata başlamaya çalışan, küçük çocuklara ilgi duyan ve bu sorununu yenmeye çalışan bir adamın hikayesini anlattığı 2004 tarihli The Woodsman, oldukça keskin bir gerçekçilik duygusuna sahip iyi bir filmdi. Bu filmde de farklı bir romantik komedi yapmaya çalışmış aslında. Son derece hüzünlü hatta melodramatik bir yolla anlatılabilecek bir hikayeyi alabildiğine eğlenceli bir yolla anlatmayı denemiş. Ama işte mizah ve eğlenceyi heryere bulaştırmamak gerekiyor belki de. Olmamışlık havası hiçbir yerde kaybolmuyor. Bir yerden sonra belli sahnelerde hüzün dolu, belli sahnelerde eğlenceli bir film çekmeyi deniyor yönetmen ama haliyle olmuyor. Ölüm öncesi yaşanan süreç gibi son derece kişisel bir mevzu sözkonusu iken zaten karakterle hiçbir izleyicinin özdeşleşmesi kolay değildir. Filmin halihazırdaki derinliksiz, basit senaryosu ile bu hiç mümkün olmuyor tabii ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna karşın filmin pek çok sahnede etkili olabildiği gerçeğini yadsımamak gerekiyor. Eğlenceli olarak tasarlanan sahneler çok da eğlenceli değil belki ama hüzünlü sahneler hakkını veriyor gerçekten. Kate Hudson da karakterinde başarılı. A Little Bit Of Heaven, süresi türüne göre biraz uzun olsa bile gene de, izlenilebilirliğini koruyan bir film...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Filmin Notu : 5,5 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-3578522977591210828?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/3578522977591210828/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=3578522977591210828&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/3578522977591210828'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/3578522977591210828'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/09/little-bit-of-heaven-bir-tutam-cennet.html' title='A Little Bit Of Heaven / Bir Tutam Cennet (2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-YWbsUFV2Kfk/TntyVHlUy9I/AAAAAAAAAXI/r60cL3jhq68/s72-c/A-LITTLE-BIT-OF-HEAVEN-007.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-4612524503680545618</id><published>2011-09-22T19:50:00.004+03:00</published><updated>2011-09-23T18:48:28.910+03:00</updated><title type='text'>1 Milyon Çocuk Burada!</title><content type='html'>&lt;object width="400" height="225"&gt;&lt;param name="movie" value="http://webtv.hurriyet.com.tr/images/swf/Adv_Player_New.swf?config=http://webtv.hurriyet.com.tr/XML/HurMedyaVideosEmbed.aspx?vid=21760&amp;rl=1"/&gt;&lt;param name="WMode" value="Transparent"/&gt;&lt;param name="allowFullscreen" value="true"/&gt;&lt;param name="scale" value="exactfit"/&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"/&gt;&lt;embed src="http://webtv.hurriyet.com.tr/images/swf/Adv_Player_New.swf?config=http://webtv.hurriyet.com.tr/XML/HurMedyaVideosEmbed.aspx?vid=21760&amp;rl=1" wmode="transparent" allowfullscreen="true" scale="exactfit" allowscriptaccess="always" width="400" height="225" name="player" type="application/x-shockwave-flash"/&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Türkiye’nin en çok tercih edilen çocuk ve gençlik portalı &lt;a target="_blank" target="_blank" href="http://www.tipeez.com"&gt;Tipeez.com&lt;/a&gt;, iki yıldan kısa bir zamanda 1.000.000 üyeye ulaştı!&lt;br&gt;&lt;br&gt;Her hafta birbirinden çeşitli aktiviteleri ve eğlenceli sürprizleriyle dijital neslin nabzını tutan Tipeez, hem 18 yaş altı çocuk ve gençlerin, hem de ebeveynlerin ilk tercihi olmayı sürdürüyor. Üyelerinin yaratıcılıklarını ve ifade yeteneklerini geliştirmeye yönelik ödüllü yarışmaları, eğlenceli oyunları sayesinde portal, kısa sürede tam 1.000.000 çocuğun uğrak yeri haline geldi. Gece 22:00’de kapanan sohbet odaları, deneyimli moderasyon ekibi, ebeveyne kontrol yetkisi sağlayan özel sistemi, kaba ve müstehcen konuşmalara izin vermeyen patentli programıyla Tipeez.com’da, birbirinden farklı birçok güvenlik önlemi mevcut.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Çocuk ve gençlere, özenle tasarlanmış güvenli bir ortamda bilinçli internet kullanımı tecrübesi yaşatan portalda sürekli güncel haberlerin yayınlandığı bir haber kanalı da mevcut. Bu haber kanalı aracılığıyla Tipeez, üyelerine haber okuma alışkanlığı kazandırmakla kalmıyor, aynı zamanda gündemdeki gelişmeleri yorumlamaya ve sorgulamaya da teşvik ediyor.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Siz de geç kalmadan Tipeez Dünyası’nı keşfetmek için &lt;a target="_blank" target="_blank" href="http://www.tipeez.com"&gt;tıklayın!&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:80%"&gt;Bir &lt;a  href="http://www.bumads.com.tr?clientid=c99c872d-b272-4d31-acba-3fd1b7a72fed&amp;offerid=39" title="bumads" target="_blank"&gt;bumads&lt;/a&gt; advertorial içeriğidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;script type='text/javascript'&gt;ad_client = 'c99c872d-b272-4d31-acba-3fd1b7a72fed';ad_offer ='39';&lt;/script&gt;&lt;script type='text/javascript' src='http://sayac.bumads.com.tr/showads.js'&gt;&lt;/script&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-4612524503680545618?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/4612524503680545618/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=4612524503680545618&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/4612524503680545618'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/4612524503680545618'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/09/1-milyon-cocuk-burada.html' title='1 Milyon Çocuk Burada!'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-672501918755791812</id><published>2011-09-20T16:16:00.010+03:00</published><updated>2011-09-20T16:43:23.045+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haberler'/><title type='text'>“Senaryo Buluşmaları 2011”, 8 Ekim’de Başlıyor!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-pmv4EroeBcI/TniTnJt64-I/AAAAAAAAAWI/DN2UVRHvQKU/s1600/Haluk%2BUnal.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-pmv4EroeBcI/TniTnJt64-I/AAAAAAAAAWI/DN2UVRHvQKU/s400/Haluk%2BUnal.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5654431632996361186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapımlab tarafından düzenlenen Senaryo Buluşmaları 2011’de, sinemanın ustaları; sinemaya senaryo penceresinden bakmak ve senaryo yazmak isteyen sinemaseverlerle bir araya geliyor...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"SENARYO BULUŞMALARI 2011" etkinliği, atölye ve seminer olarak iki ayrı formatta yapılacak. “Üç Maymun, İklimler, Bir Zamanlar Anadolu’da” gibi filmlerin yapımcısı Zeynep Özbatur Atakan tarafından kurulan YAPIMLAB&lt;br /&gt;bünyesinde gerçekleşecek olan "SENARYO BULUŞMALARI 2011" de hem Haluk Ünal tarafından verilecek “Temel Tasarım Senaryo Atölyesi” hem sinema dünyasının önemli isimlerinin konuk olacağı seminer programı sinemaseverlerle buluşacak. İsteyenler her iki programa birden veya atölye&lt;br /&gt;ve seminer çalışmalarından seçecekleri herhangi birisine katılabilecekler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Senaryo Buluşmaları 2011 Seminer Programı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yavuz Turgul, Zeynep Özbatur Atakan, Mahinur Ergun, Sertaç Ergin (Kuledibi Yazı Grubu), Cem Özkan ve Bülent Emin Yarar gibi usta isimler bu dönemki seminer programının konukları…&lt;br /&gt;Yavuz Turgul, yönetmen gözüyle senaryo, Bülent Emin Yarar oyuncu gözüyle senaryo, Cem Özkan müzisyen gözüyle senaryo, Mahinur Ergun senaryo yazarı gözüyle drama, Sertaç Ergin (Kuledibi Yazı Grubu) senaryo yazarı gözüyle komedi, Zeynep Özbatur Atakan yapımcı gözüyle senaryoyu&lt;br /&gt;anlatacak, teknik senaryo eğitiminin yanı sıra bir senaryoya değişik açılardan nasıl bakılacağını öğrenmek isteyen katılımcılarla deneyimlerini paylaşacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Ekim 2011’de başlayıp 12 Kasım 2011’de tamamlanacak olan seminer, tüm katılımcılara açık: Sinema ve televizyon sektörü içinde olan ve senaryo bilgisini artırmak isteyen senaryo yazarları, yönetmenler, prodüktörler, oyuncular… Halen senaryo gruplarında çalışan ve kendini geliştirmek isteyen senaryo yazarları… Amatör senaryo yazarları… Reklam, halkla ilişkiler, gazetecilik gibi komşu sektörlerden gelen ve senaryo öğrenmeye niyetli kişiler. Hiç senaryo yazmamış ama bu işe başlamak isteyen gençler… Kısacası tüm sinemaseverler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“SENARYO BULUŞMALARI 2011” Sinema Meslek Birlikleri Merkezi Güç&lt;br /&gt;Birliği binasında her cumartesi 11:00-14:00 arası yapılacak. Adres:&lt;br /&gt;Ergenekon Cad. No. 10 Harbiye / Şişli / İstanbul&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün çalışmalar için gerekli bilgi ve ayrıntılara 0 533 315 59 85 no’lu&lt;br /&gt;telefon ve perizan.ozlem@gmail.com- Özlem Tatlıcan’dan ulaşabilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-j3T5Jx4PjZQ/TniYAOJtPcI/AAAAAAAAAWo/jeZHnw9TT94/s1600/Yavuz%2BTurgul2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 260px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-j3T5Jx4PjZQ/TniYAOJtPcI/AAAAAAAAAWo/jeZHnw9TT94/s400/Yavuz%2BTurgul2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5654436461729889730" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Senaryo Buluşmaları 2011&lt;br /&gt;Temel Tasarım Senaryo Atölyesi&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yapımlab bünyesinde gerçekleştirilecek olan Haluk Ünal- Temel Tasarım Senaryo Atölyesi 8 Ekim Cumartesi günü YAPIMLAB ‘de başlıyor. Geçen kış aylarında vizyona giren “Saklı Hayatlar” ın senaryo yazarı ve yönetmeni Haluk Ünal tarafından yapılacak ve mesleğe ilgi duyanlara, uygulama esaslı  ve ürün odaklı olarak senaryo yazımının anlatılacağı atölyenin yeni dönemine&lt;br /&gt;kayıtlar başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İyi bir senaryo için iyi bir film öyküsü, iyi bir film öyküsü için de çok güçlü bir film fikrine sahip olmalısınız” prensibinden hareket eden sekiz haftalık atölyelerde; katılımcıların uygulama içinde güçlü bir film fikri yaratmalarının ve bu fikirden iyi bir hikaye geliştirmelerinin yol ve yöntemlerini fark etmeleri amaçlanıyor. Atölye YAPIMLAB merkez binasında gerçekleştirilecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adres: Cihangir Cad. Derya Palas apt.No.34 D:2 CİHANGİR/BEYOĞLU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün çalışmalar için gerekli bilgi ve ayrıntılara 0 533 315 59 85 no’lu&lt;br /&gt;telefon ve perizan.ozlem@gmail.com- Özlem Tatlıcan’dan ulaşabilirsiniz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-672501918755791812?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/672501918755791812/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=672501918755791812&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/672501918755791812'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/672501918755791812'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/09/senaryo-bulusmalar-2011-8-ekimde.html' title='“Senaryo Buluşmaları 2011”, 8 Ekim’de Başlıyor!'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-pmv4EroeBcI/TniTnJt64-I/AAAAAAAAAWI/DN2UVRHvQKU/s72-c/Haluk%2BUnal.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-2908774278434320820</id><published>2011-09-20T15:28:00.006+03:00</published><updated>2011-11-20T16:26:10.727+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>Bad Teacher / Kötü Öğretmen (2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-4-Mzwwyf-no/TniOwU4MRSI/AAAAAAAAAWA/ad76c_gMMhQ/s1600/bad-teacher-movie-photo-08-550x366.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-4-Mzwwyf-no/TniOwU4MRSI/AAAAAAAAAWA/ad76c_gMMhQ/s400/bad-teacher-movie-photo-08-550x366.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5654426293052917026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünlü yönetmen Lawrence Kasdan'ın oğlu Jake Kasdan'ın son filmi Bad Teacher / Kötü Öğretmen, beyazperdede karşımıza nadiren çıkabilecek tipte bir başkarakter barındırıyor. Film, sırf bunun için bile izlenmeye değer bir nitelik taşıyor aslında...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağzı bozuk, sık sık sarhoş olmasıyla ün yapmış, okulda uyuşturucu kullanmaktan kaçınmayan, öğrencilere ders yaptırmak yerine sürekli film izletip, başını masaya koyup uyuyan, rüşvet almaktan çekinmeyen bir öğretmen, Elizabeth Halsey. Bir an önce zengin bir koca bulup çalışmaktan kurtulmak en büyük derdi. Fakat evlilik planları yaparken aniden terk ediliyor. Hikaye bu noktadan itibaren başlıyor. Bundan sonra Elizabeth, kancayı okulun yeni yedek öğretmeni, yakışıklı ve zengin Scott'a takıyor. Ancak okulun 'örnek öğretmeni' formundaki Amy de kafayı genç adama takınca Elizabeth ile aralarında büyük bir çekişme başlıyor. Diğe taraftan okulun beden öğretmeni Russell Elizabeth'e asılmaya başlayınca işler iyice karışıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle ilk kısımlarda Elizabeth'in bir öğretmenden beklenmeyecek, tuhaf tavırlarının olduğu bölümler oldukça eğlenceli. Daha sonrasında ise sözkonusu maddi ödülü alabilmek için azimli ve tam anlamıyla 'iyi' bir öğretmene dönüşme çabalarını izlemek de keyif verici. Kimi sahneler anlamlı olmayı başarıyor. Örneğin okulun 'popüler' kızına aşık olan 'duyarlı' çocuğun bir cesaret kıza aşkını herkesin içinde ilan edip reddedildiği ve devamında Elizabeth'in çocuğa muhtemelen üniversiteye kadar hiçbir şansı olmayacağını söylediği sahne oldukça güzel ve akılda kalıcı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-fqa1yOTsy6w/TniOqm7M0FI/AAAAAAAAAV4/yu-3U0ws3B0/s1600/bad-teacher-2011-movie-image-2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 283px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-fqa1yOTsy6w/TniOqm7M0FI/AAAAAAAAAV4/yu-3U0ws3B0/s400/bad-teacher-2011-movie-image-2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5654426194818158674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film 'tuhaf' başkarakterini filmin yarısında kötü öğretmen yarısında iyi öğretmen yaparak aslında iyi öğretmenlik - kötü öğretmenlik mevzusu ile ilgili içi dolu bir gözlem yapacak malzemeye sahip hale geliyor ama yönetmen Kasdan'ın böyle ciddi konularla çok işi yok. Filmi mümkün olduğunca hafif bir çizgide götürmek istiyor. Aslında bir yandan da farklı olmak da istiyor. Bu, Kasdan'ın gördüğüm önceki filmlerinden de -örneğin Orange County de aynı sorundan muzdaripti- aşina olduğum bir durum. Filmlerinin tam bir başarıya dönüşememesinin altında yatan temel sebeplerden biri de bu sanırım. Ayrıca filmlerinde fazlasıyla bir 80'ler dönemi havası mevcut. Bir yönden John Hughes'ün o dönemdeki gençlik filmleri gibi içi dolu birşeyler çekmek istiyor sanki Kasdan ama eninde sonunda maalesef o dönemin kötü popüler filmlerinin temel şablonunu takip eden vasat işler çıkarmaktan kurtulamıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşeye karşın, başta dediğimiz gibi sırf başkarakteri için bile izlenebilecek ve genel olarak hoşça vakit geçirilebilecek bir film Kötü Öğretmen. Cameron Diaz, karakterine uyumlu, iyi bir performans gösteriyor üstelik...&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Filmin Notu : 6 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-2908774278434320820?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/2908774278434320820/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=2908774278434320820&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/2908774278434320820'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/2908774278434320820'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/09/bad-teacher-kotu-ogretmen-2011.html' title='Bad Teacher / Kötü Öğretmen (2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-4-Mzwwyf-no/TniOwU4MRSI/AAAAAAAAAWA/ad76c_gMMhQ/s72-c/bad-teacher-movie-photo-08-550x366.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-7960163777976070771</id><published>2011-09-18T12:37:00.006+03:00</published><updated>2011-09-18T15:14:02.203+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haberler'/><title type='text'>The Help (Yardımcı), 23 Aralık'ta Vizyonda!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-O1ShG27dxIA/TnXIWHiUcJI/AAAAAAAAAVg/XESeusYIjlA/s1600/The%2BHelp.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 292px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-O1ShG27dxIA/TnXIWHiUcJI/AAAAAAAAAVg/XESeusYIjlA/s400/The%2BHelp.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5653645189539197074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır çok konuşulan ve ‘New York Times En Çok Satanlar’ listesinde bir numara olarak efsaneleşen kitaptan uyarlanan “The Help” (Yardımcı) filminde, Skeeter rolünde Emma Stone (“Easy A”), Aibileen rolünde Oscar adaylığı bulunan Viola Davis (“Şüphe”), Minny rolünde ise Octavia Spencer rol alıyor. 1960’lı yılların Mississippi’sinde üç farklı ve sıra dışı kişilikleri canlandıran bu kadınlar, hepsini tehlikeye atan ve toplumsal kurallara karşı gelen gizli bir yazı projesi sayesinde alışılmadık bir dostluk kurarlar. Beklenmedik bu ittifaktan, önemli bir kardeşlik doğar. Hepsi, onları tanımlayan sınırları aşma cesaretini kendilerinde bulur ve bu sınırların bazen aşılmak için konulduğunu fark eder. Bu, şehirdeki herkesi değişen zamanlarla karşı karşıya getirmek demek olsa bile...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son derece dokunaklı, esprili ve umut dolu bir film olan “The Help” (Yardımcı) değişim yaratabilmekle ilgili belli bir zamana ait olmayan, evrensel bir hikâye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır çok konuşulan ve New York Times en çok satanlar listesinde bir numara olarak efsaneleşen kitaptan uyarlanan “The Help” (Yardımcı) filmi, dile getirilmeyen kural ve geleneklere sahip bir şehrin, sıra dışı bir dostluk kuran üç cesur kadın tarafından alt üst edildiğinde neler olduğuna dair kışkırtıcı ve ilham verici bir bakış açısına sahip... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tate Taylor'ın yönettiği filmde Jessica Chastain, Viola Davis, Bryce Dallas Howard, Allison Janney, Chris Lowell, Sissy Spacek, Octavia Spencer, Emma Stone, Cicely Tyson, Mike Vogel başlıca rollerde. The Help (Yardımcı), ülkemizde 23 Aralık 2011'de vizyona girecek...&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-dXnQQ1okLEg/TnXI0FUTSRI/AAAAAAAAAVw/LLpDZkf5Wx4/s1600/The%2BHelp%2B%25282%2529.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 292px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-dXnQQ1okLEg/TnXI0FUTSRI/AAAAAAAAAVw/LLpDZkf5Wx4/s400/The%2BHelp%2B%25282%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5653645704339605778" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-hWVRn2jJwYM/TnXItc0kThI/AAAAAAAAAVo/3QK2fTMFRos/s1600/The%2BHelp%2B%25281%2529.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 292px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-hWVRn2jJwYM/TnXItc0kThI/AAAAAAAAAVo/3QK2fTMFRos/s400/The%2BHelp%2B%25281%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5653645590389870098" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-7960163777976070771?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/7960163777976070771/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=7960163777976070771&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/7960163777976070771'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/7960163777976070771'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/09/help-yardmc-23-aralkta-vizyonda.html' title='The Help (Yardımcı), 23 Aralık&apos;ta Vizyonda!'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-O1ShG27dxIA/TnXIWHiUcJI/AAAAAAAAAVg/XESeusYIjlA/s72-c/The%2BHelp.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-6884626439056542330</id><published>2011-09-17T20:40:00.005+03:00</published><updated>2011-09-17T21:04:49.413+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyonda Bu Hafta'/><title type='text'>Vizyonda Bu Hafta (16 - 22 Eylül 2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-I9XSjOPbZEU/TnTg_UDYQ-I/AAAAAAAAAVY/f47d5d4_p3k/s1600/9505322.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 280px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-I9XSjOPbZEU/TnTg_UDYQ-I/AAAAAAAAAVY/f47d5d4_p3k/s400/9505322.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5653390810576077794" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vizyonda bu hafta 4 yeni film var. Tabii normal gösterim tarihi 23 Eylül olan ama bu hafta 59 salonda özel gösterime giren Friends With Benefits'i saymazsak. Nitekim onu önümüzdeki hafta vizyona girecek olarak kabul ediyoruz. HS'nin tercihi bu hafta biraz riskli bir tercih olacak belki ama yine de Karadedeler Olayı...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;136 kopya ile vizyona gire ilk filmimiz Cowboys &amp; Aliens / Kovboylar Ve Uzaylılar. 1873.  Arizona Bölgesi.  Geçmişini hiç hatırlamayan bir yabancı (Craig) kendisini Absolution adlı çöl kasabasında bulur. Geçmişine dair tek ipucu bileğindeki gizemli bir kelepçe olan bu yabancı, Absolution halkının yabancıları hoş karşılamadığını ve kasaba sokaklarında, demir yumruklu Albay Dolarhyde’ın (Ford) emri olmadan kimsenin hareket etmediğini keşfeder. Burası, korku içinde yaşayan bir kasabadır. Fakat ıssız Absolution, gökyüzünden gelen istilacılar tarafından saldırıya uğradığında  hiç bilmediği bir korkuyu yaşayacaktır. Nefes kesen bir hızla gökyüzünden gürültü ve kör edici ışıklarla çaresizleri bir bir kaçırmaya başlayan bu canavarlar, kasaba sakinlerinin bildiği her şeye meydan okumaktadır. Artık reddettikleri yabancı, kurtuluş için tek umutlarıdır. Jon Favreau'nun yönettiği filmde Daniel Craig, Olivia Wilde ve Harrison Ford başrollerde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-_VsZw-NcYk8/TnTg1i7A-SI/AAAAAAAAAVI/W6zMmfx9Kps/s1600/cowboys-and-aliens-2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 237px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-_VsZw-NcYk8/TnTg1i7A-SI/AAAAAAAAAVI/W6zMmfx9Kps/s400/cowboys-and-aliens-2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5653390642768836898" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;76 kopya ile vizyon şansı bulan Karadedeler Olayı'nı Erkan ve Erdoğan Bağbakan Kardeşler üstleniyor. 1989 yılının ocak ayında gazeteler bir köyde yaşanan garip olaylar hakkında yayınlanan bazı haberler, genç gazeteci H.B’nin ilgisini çeker. Köye giden gazeteci, oldukça korkmuş ve gergin köylülerden gece köyün çevresinde dolaşan yaratıklar olduğunu, köyün bir şekilde cinler tarafından basıldığını öğrenir. H.B., birkaç hafta köyde kalır ama olağanüstü bir şey görmeyince kamerasını köydeki bir gence emanet ederek İstanbul’a geri döner. Üç gün sonra ise köyün jandarmaları tarafından gözaltına alınır: kamerasını emanet ettiği genç de dâhil olmak üzere köyden 7 kişi parçalanarak öldürülmüştür. H.B ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılır ama bütün eşyaları ormanda terk edilmiş olarak bulunur; kayıplara karışır. Tüm bu esrarengiz süreç boyunca kameralar kayıttadır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın 3.filmi, 70 kopya ile gelen Spy Kids serisinin yeni filmi, Spy Kids 4: Armageddon / Çılgın Çocuklar 4D. Marissa Cortez, özel servisteki görevinden ayrılarak kendisini ailesine ve çocuklarına adamaya karar veren eski bir ajandır. Ancak öğrendiği tehditkar bir haber üzerine gizli servise geri döner. Zira zamanın dengesiyle oynayarak dünyayı yok etmenin bir yolunu bulan kötü adam iş başındadır. Marissa gizli görevini kocasından saklamaya çalışsa da çocuklarının bu macera dolu işe bulaşmasına engel olamaz. Filmi yine Robert Rodriguez yönetiyor. Jessica Alba, Danny Trejo ve Antonio Banderas ise başrollerde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-aQF8gotNrbk/TnTg55U5vYI/AAAAAAAAAVQ/y_EE0pJcIwQ/s1600/andreas_fehling_as_goethe.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-aQF8gotNrbk/TnTg55U5vYI/AAAAAAAAAVQ/y_EE0pJcIwQ/s400/andreas_fehling_as_goethe.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5653390717502471554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın son filmi, sadece 7 kopya ile gelen Goethe! / Goethe'nin İlk Aşkı. Alman yazar Goethe'nin gençlik yıllarında sanatının başlamasına ilham kaynağı olan aşk hikayesini konu alan film, girdiği hukuk sınavlarından geçemeyen Johann Goethe'nin yüksek mahkemede çalışması için babası tarafından küçük bir kasabaya gönderilmesiyle başlıyor. Boş zamanlarını şiir yazarak geçiren Johann, burada sıkı çalışarak amiri Kestner ile arkadaş olur. Johann, güzel ve çekici bir kız olan Lotte'ye aşık olunca ayakları yarden kesilir. Ancak Kestner'in de Lotte'ye olan ilgisi hepsinin hayatlarını tersyüz eder. Bu dramatik aşk, Goethe'nin şaheserlerinden "Genç Werther'in Acıları"na ilham kaynağı olacaktır. Philipp Stölzl'ün yönettiği filmde, Alexander Fehling, Miriam Stein ve Moritz Bleibtreu başrollerde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese Keyifli Seyirler!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-6884626439056542330?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/6884626439056542330/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=6884626439056542330&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/6884626439056542330'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/6884626439056542330'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/09/vizyonda-bu-hafta-16-22-eylul-2011.html' title='Vizyonda Bu Hafta (16 - 22 Eylül 2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-I9XSjOPbZEU/TnTg_UDYQ-I/AAAAAAAAAVY/f47d5d4_p3k/s72-c/9505322.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-7124234894257024859</id><published>2011-09-17T20:31:00.002+03:00</published><updated>2011-09-17T20:33:22.244+03:00</updated><title type='text'>Türkiye'nin İlk Sony Tableti Senin Olsun!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-wrCCjEuVsvg/TnTZrtvVgAI/AAAAAAAAAVA/Mq4v8Hv33YA/s1600/img1-7a3b1aae-6d8d-4227-82b8-ba64cc3752e2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-wrCCjEuVsvg/TnTZrtvVgAI/AAAAAAAAAVA/Mq4v8Hv33YA/s400/img1-7a3b1aae-6d8d-4227-82b8-ba64cc3752e2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5653382777292554242" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İlk tabletini piyasaya sürmeye hazırlanan Sony; çok geniş uygulama yelpazesine ve PlayStation® sertifikasına sahip olan bu ürünüyle çok konuşulacağa benziyor. Tableti Türkiye’de 1 Ekim’de satışa sunacak olan Sony, “&lt;b&gt;İlk Sony Tablet Kimin?&lt;/b&gt;” yarışmasıyla çıkış tarihinden önce tablet tutkunlarına bu muhteşem tabletin sahibi olma şansı veriyor!&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;a target="_blank" target="_blank" href="http://www.facebook.com/SonyTR"&gt;http://www.facebook.com/SonyTR&lt;/a&gt; adresindeki Sony Türkiye Facebook hayran sayfasında gerçekleşen yarışmada, en çok soruyu en kısa sürede bilenler kazanıyor. 3 hafta sürecek yarışmada her hafta 1 Sony Tablet hediye ediliyor. Bilgili ve hızlı 3 yarışmacı bu teknoloji harikası cihaza Türkiye’de herkesten önce sahip olma şansı yakalıyor. Türkiye’de Sony Tablet S’e sahip olan ilk kişi olmak için tek yapmanız gereken; &lt;a target="_blank" href="http://www.facebook.com/SonyTR"&gt;linke&lt;/a&gt; tıklamak ve en hızlı şekilde soruları cevaplamak.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:80%"&gt;Bir &lt;a  href="http://www.bumads.com.tr?clientid=c99c872d-b272-4d31-acba-3fd1b7a72fed&amp;offerid=33" title="bumads" target="_blank"&gt;bumads&lt;/a&gt; advertorial içeriğidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;script type='text/javascript'&gt;ad_client = 'c99c872d-b272-4d31-acba-3fd1b7a72fed';ad_offer ='33';&lt;/script&gt;&lt;script type='text/javascript' src='http://sayac.bumads.com.tr/showads.js'&gt;&lt;/script&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-7124234894257024859?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/7124234894257024859/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=7124234894257024859&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/7124234894257024859'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/7124234894257024859'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/09/turkiyenin-ilk-sony-tableti-senin-olsun.html' title='Türkiye&apos;nin İlk Sony Tableti Senin Olsun!'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-wrCCjEuVsvg/TnTZrtvVgAI/AAAAAAAAAVA/Mq4v8Hv33YA/s72-c/img1-7a3b1aae-6d8d-4227-82b8-ba64cc3752e2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-2158270204750635830</id><published>2011-08-24T14:38:00.000+03:00</published><updated>2011-08-24T14:39:05.351+03:00</updated><title type='text'>Rocconnect ile Facebook'a SES geldi: 30 dakika bedava konuş, yeni insanlarla tanış!</title><content type='html'>&lt;iframe width="560" height="345" src="http://www.youtube.com/embed/xWCwnVzhrJo" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dünyada ilk defa Türkiye’de, Facebook’ta cep telefonu üzerinden iletişim başladı. Rocco Sıkısakız için Turkcell ile ortaklaşa hazırlanan "Facebook’tan arama yapma servisi"ne sadece telefon numaranızı vererek dahil olabiliyorsunuz. Linke tıklayıp &lt;a target="_blank" target="_blank" href="http://www.facebook.com/roccoloji"&gt;http://www.facebook.com/roccoloji&lt;/a&gt; kaydınızı tamamladıktan sonra uygulamaya kayıt olan herkesle Rocco’nun hediye ettiği 30 dakikayı kullanarak konuşabiliyorsunuz. Projeyi anlatan ve uygulamanın da kullanım kılavuzu olan eğlenceli video size her şeyi anlatıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Üyelerin telefon numaraları görünmediği için hem eğlenceli hem de çok güvenli olan Rocconnect Tıkla Konuş ile bedava konuşmak için Turkcell abonesi olmanız ve bir Facebook hesabınızın olması yeterli. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:80%"&gt;Bir &lt;a  href="http://www.bumads.com.tr?clientid=c99c872d-b272-4d31-acba-3fd1b7a72fed&amp;offerid=25" title="bumads" target="_blank"&gt;bumads&lt;/a&gt; advertorial içeriğidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;script type='text/javascript'&gt;ad_client = 'c99c872d-b272-4d31-acba-3fd1b7a72fed';ad_offer ='25';&lt;/script&gt;&lt;script type='text/javascript' src='http://sayac.bumads.com.tr/showads.js'&gt;&lt;/script&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-2158270204750635830?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/2158270204750635830/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=2158270204750635830&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/2158270204750635830'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/2158270204750635830'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/08/rocconnect-ile-facebooka-ses-geldi-30.html' title='Rocconnect ile Facebook&apos;a SES geldi: 30 dakika bedava konuş, yeni insanlarla tanış!'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/xWCwnVzhrJo/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-1725345452014335921</id><published>2011-08-13T17:48:00.005+03:00</published><updated>2011-08-14T02:41:10.396+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyonda Bu Hafta'/><title type='text'>Vizyonda Bu Hafta (12 - 18 Ağustos 2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-3Tpi629x5ps/TkaUNqVGIRI/AAAAAAAAAUw/vJg2ewYxi-A/s1600/Horrible%2BBosses%2B%252811%2529.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 274px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-3Tpi629x5ps/TkaUNqVGIRI/AAAAAAAAAUw/vJg2ewYxi-A/s400/Horrible%2BBosses%2B%252811%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5640358545750106386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta 'yaz ve ramazan ayı miskini' vizyonda sadece 3 yeni film var. Bu filmler arasından Horrible Bosses / Patrondan Kurtulma Sanatı HS'nin seçimi...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın en popüler filmi, 69 kopya ile vizyond&lt;br /&gt;a giren Hidden 3D / Saklı Ruh. Film, yaz aylarının vizyondaki vazgeçilmezi korku furyasının temsilcilerinden biri. Genç Brian Karter'a annesinden bir bina miras olarak kalır. Bu terkedilmiş bina eskiden bir rehabilitasyon merkezi olarak kullanılmıştır. Brian ve arkadaşları sırlarla dolu bu binayı görmeye gider ve korku dolu bir macera başlar. Yönetmen Antoine Thomas...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;56 kopya ile vizyona şansı bulan Horrible Bosses, Seth Gordon imzası taşıyor.Müdür olma yolunda ilerleyen ve terfisini bekleyen Nick, bunu başarmak için günde 12 saat çalışıp elinden geleni yapsa da, kararlarında tutarsız ve hareketlerinde dengesiz amiri Dave'e katlanmak zorundadır. Diş hekimi asistanı Dale de çalıştığı kliniğin sahibi diş hekimi Julia'nın artık git gide artan tacizlerini kendisine olan saygısını kaybetme noktasına gelse bile sineye çekmektedir. Muhasebeci Kurt Buckman ise, neredeyse kariyerini mahvetmeye ant içmiş yeni patronu sahtekar Bobby'nin insanları saçma nedenlerle işinden atmasına ve her şeyden habersiz bir insan topluluğunu toksik atığa maruz bırakmasına göz yummalıdır.Bu üç arkadaş, mutluluklarını engellediğini düşündükleri patronlarından kurtulmaya ve onu öldürmeye karar verirler. Önce kiralık katil bulmak gibi bir fikre kapılsalar da en sonunda kendi işlerini kendileri görmenin en doğrusu olduğunu düşünürler. Fakat cinayet işlemek, tahmin ettiklerinden daha zor olacaktır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-_QZyOtxKoug/TkaUR3VnNeI/AAAAAAAAAU4/V-vyeOmNvsw/s1600/henri-4-2010-19923-2061563990.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-_QZyOtxKoug/TkaUR3VnNeI/AAAAAAAAAU4/V-vyeOmNvsw/s400/henri-4-2010-19923-2061563990.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5640358617961412066" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35 kopya ile gelen Henri 4 (Henry of Navarre) / Kral Henry haftanın son filmi. 16. yüzyıl Fransa'sını arka planına alan filmde Katoliklerin, yükselişe geçen Protestanlara karşı düzenlediği suikastlar, din savaşları ve taht entrikaları perdeye taşınıyor. Yönetmen Jo Baier...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese İyi Seyirler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-1725345452014335921?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/1725345452014335921/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=1725345452014335921&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/1725345452014335921'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/1725345452014335921'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/08/vizyonda-bu-hafta-12-18-agustos-2011.html' title='Vizyonda Bu Hafta (12 - 18 Ağustos 2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-3Tpi629x5ps/TkaUNqVGIRI/AAAAAAAAAUw/vJg2ewYxi-A/s72-c/Horrible%2BBosses%2B%252811%2529.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-5334128276029659010</id><published>2011-08-13T16:39:00.006+03:00</published><updated>2011-08-14T23:50:46.752+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haberler'/><title type='text'>Karadedeler Olayı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-9R6xt6mAYwA/TkaFhb0m9rI/AAAAAAAAAUo/cARhdQbZbSE/s1600/Karadedeler%2BOlayi.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 229px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-9R6xt6mAYwA/TkaFhb0m9rI/AAAAAAAAAUo/cARhdQbZbSE/s400/Karadedeler%2BOlayi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5640342392778716850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karadedeler Olayı filminin yapımcı şirketi PRA Films, filmin yapım aşaması ile ilgili bir basın bildirisi yayınladı. Bildiri şöyle: &lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beş aydır sinemalarda fragmanı yayınlanan KARADEDELER OLAYI isimli belgesel film projesi Ağustos ayı içerisinde tamamlanacaktır. 2 yıl önce ekibimize ulaşan bilgi, belgeler ve 3 adet VHS bandın incelenmesi neticesinde yapımına başlanan bu belgesel film, karşılaşılan birçok hukuksal engele, belgeselde anlatılan olayla birinci dereceden ya da dolaylı şekilde ilgisi bulunan kişilere, bu kişilerin varislerine ve dönemin arşivlerine ulaşmanın zorluğuna rağmen nihayet tamamlanma aşamasına gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamuoyuyla paylaşılması gereği görülen bu olaya, 2 yıl süren yapım aşamasının hiçbir döneminde ticari bir film gözüyle bakılmamış ve bu tür bir lansman yapılmamıştır. 2011 yılının başından itibaren başlayan süreç bir bilgilendirme sürecidir. KARADEDELER OLAYI belgesel bir filmdir, bu nedenle de sinemalarda gösterilen diğer filmler gibi oyuncu, profesyonel fotoğraflar ve orijinal müzikler gibi unsurları barındırmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 aylık bilgilendirme süreci döneminde sosyal medyada, çeşitli internet sitelerinde ve basında insanlar konuya ilgi göstermiş, konuyla ilgili çeşitli yorumlar yapmış, farklı görüşler bildirmişlerdir. Ekibimiz tüm bu süreci dikkatle izlemekte, tüm yorum ve görüşlere saygı göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak son günlerde Tüm Türkiye’de isimleri bilinen ve tanınan birtakım oyuncuların, yönetmenlerin isimleri KARADEDELER OLAYI belgesel filminin künyesinde geçmeye başlamış ve özellikle sanal ortamda belgesel filmimizle ilgisi bulunmayan video ve fotoğraflar yayınlanmaya başlamıştır. Bu bildirim oluşan bilgi kirliliğinin engellenmesi amacını taşımaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KARADEDELER OLAYI belgesel filmiyle ilgili tek doğru kaynak www.karadedelerolayi.com internet sitesidir. Sosyal medyada çeşitli kullanıcılar tarafından oluşturulan film künyeleri ve film içeriklerinin hiçbiri doğru değildir. Belgesel film projesiyle ilgili hazırlanan bilgilendirme videoları, sadece sinemalarda gösterilen ve filmin kendi internet sitesinden yayınlanan videolardan ibarettir. Son bir aydır çeşitli video paylaşım sitelerinde yayınlanan diğer videoların ve bilgilerin belgesel filmimizle hiçbir bağlantısı bulunmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki uzun yıla yayılan yorucu yapım sürecinde bizlere destek olan herkese, 2011 yılı başından beri belgesel filmimizle ilgili yapılan bilgilendirme çalışmamıza yorum ve görüşleriyle destek olan/olmayan herkese, tüm izleyicilere teşekkür ederiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımızla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PRA FİLM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KARADEDELER OLAYI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; KÜNYE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAPIM  :PRA FİLM &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YÖNETMEN : ERDOĞAN / ERKAN BAĞBAKAN &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DAĞITIMCI : TIGLON &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÖSTERİM TARİHİ : 16 EYLÜL 2011 &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;SÜRE : 78 DAKİKA &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Tanıtım Videoları :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=MRmxeBd5XQc"&gt;VİDEO 1&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=wz_BmXiSf1c&amp;feature=related"&gt;VİDEO 2&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=sn1nNT6gdhI"&gt;VİDEO 3&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-5334128276029659010?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/5334128276029659010/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=5334128276029659010&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/5334128276029659010'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/5334128276029659010'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/08/karadedeler-olay.html' title='Karadedeler Olayı'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-9R6xt6mAYwA/TkaFhb0m9rI/AAAAAAAAAUo/cARhdQbZbSE/s72-c/Karadedeler%2BOlayi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-1743459701435881506</id><published>2011-08-13T15:59:00.008+03:00</published><updated>2011-11-20T16:26:33.988+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>Unthinkable / Akılalmaz (2010)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-7pqScPrvq4U/TkZ7PuVQE5I/AAAAAAAAAUQ/b67LCERWSwU/s1600/unthinkable-7.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 331px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-7pqScPrvq4U/TkZ7PuVQE5I/AAAAAAAAAUQ/b67LCERWSwU/s400/unthinkable-7.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5640331093393544082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz hafta vizyona giren Unthinkable / Akılalmaz, ABD'de farklı yerlere üç ayrı nükleer bomba yerleştiren bir teröristin hikayesini anlatıyor. Daha doğru bir ifadeyle film, teröristin olayı planlayışı / uygulayışı gibi kısımlara değil doğrudan sorgu sürecine odaklanıyor...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yanda hukuka saygılı, yasal bir soruşturma yürütmek isteyen Carrie-Anne Moss'un canlandırdığı bir FBI ajanımız var. Diğer tarafta ise CIA'in kirli işleri yaptırdığı taşeron işkencecisi Samuel L. Jackson'ın oynadığı karakter. Film genel olarak sorgu sürecine odaklanıyor demiştik. Bu süreçte de filmin sırtını yasladığı temel çelişki bu iki karakter üzerinden sağlanıyor. Film bir taraftan terörizmin korkunçluğunu gözönüne sererken diğer taraftan da mücadele yöntemlerinin korkunçluğunu gösteriyor. Özellikle finale doğru gelinen 'akılalmaz' çözüm bu korkunçluk derecesini arttırıyor. İnsan haklarının böylesi vurgulanması ve terörizm ile onunla mücadele yöntemlerinin böyle aynı kefeye konma noktasında ele alınması güzel...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak gelgelelim film başarılı bir filme dönüşemiyor. Samuel L. Jackson'ın karakteri son derece basmakalıp. Ayrıca bu 'işkenceci' adam hemen her söylediğinde haklı çıkıyor. Sonuç olarak ne kadar insan haklarının altı çiziliyor olsa da açık ve seçik bir biçimde bir insana ağır işkenceler yapan birinin de 'kendisine göre haklı' olduğu gerçeğini kabullenmemiz gerekiyor bu filmi beğenebilmek için. Aile hayatı düzgün, mutlu, son derece 'normal' hatta özgürlükçü bir görüntü çizen bu 'işkenceci' ye inanmak maalesef mümkün olmuyor. Her film için inandırıcılık elbette önemli bir faktör değildir fakat bu film üç başkarakterinden herhangi birine inanmadığınız anda yerle bir olacak tipte bir film. Michael Sheen'in terörist karakteri üçü arasında en ilginç ve kendi içinde tutarlı olan karakter. Carrie-Anne Moss'un oynadığı FBI ajanına da itirazım yok ancak işkenceci karakteri dediğim gibi son derece 'karikatür'...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-TRzWrc5Ejjw/TkZ7fTJRG3I/AAAAAAAAAUY/hGVK_N0xRuI/s1600/unthinkable%2B3.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 205px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-TRzWrc5Ejjw/TkZ7fTJRG3I/AAAAAAAAAUY/hGVK_N0xRuI/s400/unthinkable%2B3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5640331360973429618" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi niyetli, özgürlükçü ve demokrat olmayı deneyen, ABD'nin kimi politikalarını eleştirmeye çalışan bu film maalesef bütün olarak bakıldığında Müslüman bir terörist ve Amerikan ajanların arz-ı endam ettikleri vasatı aşamayan filmlerden herhangi birine dönüşmekten kurtulamıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu : 5,5 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-1743459701435881506?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/1743459701435881506/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=1743459701435881506&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/1743459701435881506'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/1743459701435881506'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/08/unthinkable-aklalmaz-2010.html' title='Unthinkable / Akılalmaz (2010)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-7pqScPrvq4U/TkZ7PuVQE5I/AAAAAAAAAUQ/b67LCERWSwU/s72-c/unthinkable-7.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-4915483513884663585</id><published>2011-08-13T15:45:00.001+03:00</published><updated>2011-08-13T15:46:36.657+03:00</updated><title type='text'>Parti Sonrası Esra ve Ceyda'nın Aracına Binen Kim?</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.izlesene.com/video/ruffles/3673675"&gt;&lt;img src="http://media.bumads.com.tr/image/ruffles-2.jpg" alt="" width="400" height="300" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Reklamlarda ünlü simaları görmeye alışığız… Ancak bu sefer Ruffles yeni çıkardığı Burger King tadındaki yeni cipsi için öyle iki isim kullanmış ki evlere şenlik. Çılgın bir parti ve koşturmaca içinde başlayan hikaye bizi bazı seçim ve yollara sürüklüyor, senaryo gereği yanımızda para olmadığından otostop çekmeye başlıyoruz ve kendimizi birden Esra ile Ceyda’nın otomobilinde yardım isteyen bir otostopçu olarak buluyoruz…&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşin eğlenceli kısmı ise, Esra ve Ceyda kardeşleri ile konuşabiliyor olmamız… Cep telefonumuzu verdiğimiz anda Esra ve Ceyda kardeşler bizi arıyorlar ve şanslıysak bedava 60 dakika ve 100 mb internet kazanıyoruz. İşte enteresan hikayenin Esra ve Ceyda’lı bölümü aşağıda, Türkiye’nin ‘parti cipsi’ olan Ruffles ile seçimleri yaparak hikayenin devamını izleyebilirsiniz…&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ayrıca numarayı geri aradığımızda Esra ile Ceyda’nın komik ve bir o kadar enteresan muhabbetlerini dinliyoruz. Üstelik her aramada başka bir muhabbet çıkması da ayrı bir güzellik olmuş…&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Benden de size bir kolaylık: Oyuna en kestirmeden bu linkten ulaşabilirsiniz &lt;a target="_blank" target="_blank" href="http://www.facebook.com/rufflesturkiye"&gt;http://www.facebook.com/rufflesturkiye&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:80%"&gt;Bir &lt;a  href="http://www.bumads.com.tr?clientid=c99c872d-b272-4d31-acba-3fd1b7a72fed&amp;offerid=21" title="bumads" target="_blank"&gt;bumads&lt;/a&gt; advertorial içeriğidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;script type='text/javascript'&gt;ad_client = 'c99c872d-b272-4d31-acba-3fd1b7a72fed';ad_offer ='21';&lt;/script&gt;&lt;script type='text/javascript' src='http://sayac.bumads.com.tr/showads.js'&gt;&lt;/script&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-4915483513884663585?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/4915483513884663585/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=4915483513884663585&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/4915483513884663585'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/4915483513884663585'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/08/parti-sonras-esra-ve-ceydann-aracna.html' title='Parti Sonrası Esra ve Ceyda&apos;nın Aracına Binen Kim?'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-3119744189788443835</id><published>2011-08-08T15:01:00.005+03:00</published><updated>2011-11-20T16:26:54.397+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>Partir / İhanet (2009)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-BfCqq9UO3rY/Tj_kZLae32I/AAAAAAAAAUA/jC99GZ2-ioY/s1600/c7Zd986f.jpeg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-BfCqq9UO3rY/Tj_kZLae32I/AAAAAAAAAUA/jC99GZ2-ioY/s400/c7Zd986f.jpeg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5638476379702878050" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fransız yönetmen Catherine Corsini'nin ülkemizde hayli gecikmeyle geçtiğimiz mayıs ayında vizyona giren ve halen vizyon turunu sürdüren filmi Partir / İhanet, 40'lı yaşlarında, iki çocuk annesi, doktor eşi bir kadın ile Katalan bir inşaat işçisinin aşk hikayesini anlatıyor. Aslında onların aşk hikayesi üzerinden daha başka sulara yol alıyor da denilebilir...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürdürmekte olduğu burjuva hayatı Suzanne'i sıkmaya başlamıştır artık. Yıllar önce çocuklarını yetiştirmek için bıraktığı eski işi fizyoterapistliğe geri dönmek ister ve kocasını evlerinin arka bahçesine bir muayenehane açma konusunda ikna eder. İnşaat işinin başına ise önceleri hapse girip çıkmış, kirli pek çok işe de bulaşmış Ivan'ı getirirler. Bu noktadan sonra Suzanne ile Ivan arasında başlayan çekim, ikisinin de hayatlarını değiştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle doktor koca ile kadın arasında başlayan gerilim ilgi çekici. Adam, önce karısını affediyor. Bunun altında yatan neden daha sonraki tavırlarından net olarak anlayacağımız üzere, karısının kendisini Ivan gibi alt sınıftan bir adam için terketmeyeceği düşüncesi. Ancak karısının ısrarı devam edince adamın tahammül sınırları zorlanmaya başlıyor. Karısının kendisini Ivan gibi biri için terketmesi adam için adeta 'sınıfına' ve daha genelde 'sisteme' yapılan bir saldırı haline dönüşüyor. Adam da konumu nedeniyle sahip olduğu gücü bu saldırıya karşı kullanma noktasına geliyor. Bir anlamda aldatma olaylarından sonra yaşanan 'erkek gururu'na da dokunuyor yönetmen Corsini. Bir anlamda bunun altında yatan temel nedenin de sistemin en azından geçmişten yakın çağlara kadar 'daha güçlü' olarak konumlandırdığı erkeğin, zayıf olan kadını ezme güdüsü olduğu noktasına getiriyor. Hastalıklı bir düşünceyle, kendisinden daha 'güçsüz' gördüğü bir varlığın bir erkeği incitmesinin yol açtığı bir 'öfke' aslında bu. Bunun ahlaki boyutunun aldatma olayınınkinden çok daha tartışılası olduğu üzerine düşündürüyor film bizi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-Usz4K9YAv3k/Tj_kiJ0XnfI/AAAAAAAAAUI/2lTAFwgXnm8/s1600/o_633507_partir.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-Usz4K9YAv3k/Tj_kiJ0XnfI/AAAAAAAAAUI/2lTAFwgXnm8/s400/o_633507_partir.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5638476533893406194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ivan ise kadına gerçekten aşık olmakla birlikte kadının yürekliliğine kesinlikle sahip değil. Bu işin olmayacağı düşüncesi kafasında son derece net. Bunun için aşkından vazgeçmeye hazır. Gereken riskli adımları atmada kadın kadar cesur değil. Aşkının verdiği cesaretle her adımı atan kadın için ise herşey yavaş yavaş dibe doğru bir çöküşü getiriyor. Kocası gerekeni yaparak sistemin kendisine verdiği gücü kullanıp Suzanne ile Ivan'ın önünü tamamen tıkamaya yaklaştığında ise dibe çöküş tamamlanmaya yaklaşıyor. Sistemin bir kuralı olarak 'büyük balık küçük balığı yemek' üzereyken artık küçük balık için tek çözüm, yine sistemin cezalandıracağı bir durum oluyor haliyle. Böylelikle 'aldatma' mevzusundan sonra başka bir mevzu daha tartışılmaya açılmış oluyor. (Finali iyice açık etmemek adına o sulara daha fazla girmeyelim şimdilik) Ama artık dibe çöküp sisteme teslim olmuş görünmek üzereyken kadının gösterdiği kararlılık ve gözünü kırpmayışı ilgiye değer. Baştan beri tüm yaptığının aslında yıllarca kendisini bunaltan burjuva hayatından bir kaçış ve ona meydan okuma olduğunun kanıtı gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Partir, temasal anlamda bu yıl izlediğimiz I Am Love / Benim Adım Aşk'ı getiriyor akla. Tabii iki filmin yönetmenlik ve senaryo anlamındaki pek çok tercih açısından ciddi farklılıkları var. Ayrıca İhanet, Benim Adım Aşk kadar çarpıcı, etkileyici ve yönetmenlik harikası bir iş değil ancak yine de kayda değer bir çalışma olduğu da su götürmez bir gerçek...&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Filmin Notu: 6,5 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-3119744189788443835?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/3119744189788443835/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=3119744189788443835&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/3119744189788443835'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/3119744189788443835'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/08/partir-ihanet-2009.html' title='Partir / İhanet (2009)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-BfCqq9UO3rY/Tj_kZLae32I/AAAAAAAAAUA/jC99GZ2-ioY/s72-c/c7Zd986f.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-3666568327076832536</id><published>2011-08-06T03:01:00.004+03:00</published><updated>2011-08-06T03:13:10.772+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haberler'/><title type='text'>Paranormal Activity 3, 21 Ekim'de Vizyonda!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-Z5q4T8ybSSU/TjyGK8jdfXI/AAAAAAAAAT4/Ouc_MHswiGA/s1600/paranormal_activity_3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 314px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Z5q4T8ybSSU/TjyGK8jdfXI/AAAAAAAAAT4/Ouc_MHswiGA/s400/paranormal_activity_3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5637528356172692850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paranormal Activity serisinin yepyeni 3.filmi, 21 Ekim 2011 tarihinde vizyona giriyor. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin konusu ve fragmanı:&lt;/span&gt; &lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serinin üçüncü filminde, Katie ve Kristi'nin çocukluk kayıtlarına giderek, aslında her şeyin başlangıcına bir yolculuk yapıyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlerinin arka bahçesinde oynayıp, eğlenen sıradan iki kız kardeşken peşlerini bırakmayan korku ve gerilim girdabına nasıl sürüklendiklerinin ilk işaretlerine tanık olacağımız filmin prodüksiyonunu ilk iki filmin de yapımcılığını yürüten Oren Peli ve Jason Blum üstlenirken, yönetmen koltuğunda ise bu defa Henry Joost ve Ariel Schulman oturuyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paramount Pictures yapımcılığında kotarılan Paranormal Activity 3, ülkemizde 21 Ekim 2011'de vizyona girecek. Filmin Türkçe altyazılı fragmanını aşağıdan izleyebilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-9a37c050998ee74c" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v21.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3D9a37c050998ee74c%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331456176%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D7788FC3B043A377FF5D0E88202B85588A7B36D05.56D4FBA04581DD8042BEF2B2AB6873AA428EF747%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D9a37c050998ee74c%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DDUY8o7jEbv9O4bJiSSwhnGJZaUE&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v21.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3D9a37c050998ee74c%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331456176%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D7788FC3B043A377FF5D0E88202B85588A7B36D05.56D4FBA04581DD8042BEF2B2AB6873AA428EF747%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D9a37c050998ee74c%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DDUY8o7jEbv9O4bJiSSwhnGJZaUE&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-3666568327076832536?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/3666568327076832536/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=3666568327076832536&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/3666568327076832536'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/3666568327076832536'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/08/paranormal-activity-3-21-ekimde.html' title='Paranormal Activity 3, 21 Ekim&apos;de Vizyonda!'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-Z5q4T8ybSSU/TjyGK8jdfXI/AAAAAAAAAT4/Ouc_MHswiGA/s72-c/paranormal_activity_3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-5775467220871166024</id><published>2011-08-05T16:44:00.008+03:00</published><updated>2012-01-24T01:14:14.904+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk Sineması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><title type='text'>Gölgeler Ve Suretler (2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-2CJWGoI20IQ/TjwAzKJ6pNI/AAAAAAAAATw/3MwdD0U2yKs/s1600/golgeler-ve-suretler_1065007.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-2CJWGoI20IQ/TjwAzKJ6pNI/AAAAAAAAATw/3MwdD0U2yKs/s400/golgeler-ve-suretler_1065007.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5637381712460293330" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derviş Zaim, her yeni filmiyle, yeni denemelere girişmekten çekinmeyen, denemeyi seven bir yönetmen. Yönetmenin son filmi Gölgeler Ve Suretler, aslında Kıbrıs'ta doğup büyümüş bir Türk olarak kendisinden yıllardır beklenen Kıbrıs meselesi üzerine sonunda çektiği filmi...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslen yönetmen 2003 yapımı Çamur'da da Kıbrıs meselesine değinmiş ancak, olayı öyle sembolik ve dolaylı yollardan anlatmayı seçmişti ki filmin bu boyutu yeterince anlaşılamamıştı bile. Bu kez çok daha direkt olarak olayın özüne giriyor yönetmen. Filler Ve Çimen'de ebru, Cenneti Beklerken'de minyatür, Nokta'da hat sanatından faydalandığı gibi burada da gölge oyununu ön plana çıkarıyor. Hacivat - Karagöz oyunu da filmde önemli bir yer tutuyor böylece. Karagözcü Salih'in oyun sırasında söyledikleri filmin temel duygusunu anlamada kilit bir hal alıyor. Gölgeler Ve Suretler, özünde insan ruhunun karanlık tarafı ile ilgilenen bir film. Kıbrıs meselesini ele alış biçimi de böyle. Yıllarca Rumlar ve Türkler'in barış içinde yaşadıkları bir köyde olaylar öyle bir seyir alıyor ki yıllarca birarada ve mutluluk içinde yaşamış komşular birbirlerini öldürecek hale gelebiliyor. İşte Zaim, bunun sebebini insan ruhunun karanlık tarafı ile açıklıyor. Gölge oyunundaki 'perdenin arka tarafı' ile 'insan ruhunun karanlık tarafı' arasındaki bağlantıyı çok iyi kuruyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan Zaim'in Kıbrıs meselesi ile ilgili kısmı ele alış biçimi de oldukça tarafsız. Evet, en başta Rum polisinin bir Türk köyünü boşalttığı etkileyici bir sahne ile başlayan filmde daha sonra, filmin geçtiği köydeki Türklerin azınlık olması ve sürekli Rum tarafının baskısını hissetmeleri gibi unsurlar belki Türk tarafını 'mağdur' duruma sokuyor gibi görünebilir ama özellikle finale doğru yaklaşıldıkça Türk tarafının da bu sözkonusu kötücül tarafı fazlasıyla açığa çıkarttığı vurgulanıyor. Temelde Zaim, aslında Çamur'da da vurguladığı gibi, taraflar arasında yalancı olmayan, gerçek bir barışın sağlanması için iki tarafın da yaşanan acılarla yüzleşmesi gerektiğini vurguluyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-nmtDwk8JWrE/TjwAnBjPUrI/AAAAAAAAATo/D0v9l_TdPeE/s1600/golgelervesuretler83.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 304px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-nmtDwk8JWrE/TjwAnBjPUrI/AAAAAAAAATo/D0v9l_TdPeE/s400/golgelervesuretler83.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5637381503992156850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle Karagözcü Salih'in kızı Ruhsar karakteri film açısından önemli bir karakter. Tüm çocukluk ve ergenliğini bu huzursuz ve çatışmacı, her an savaş oldu olacak ortamda geçirmek zorunda kalan genç kızın, öfkeli ve şiddet yanlısı tutumu hayli inandırıcı ve anlamlı. Türk komşularına hep iyi davranan ancak buna rağmen olayların seyriyle ve oğlunun kontrolden çıkmasıyla onlara karşıt bir noktaya giden Anna karakteri üzerinden, etrafta 'karanlık taraf'ını kontrol altına almayan insan toplulukları olduğu müddetçe, iyi niyetli insanların çabasının da işe yaramayacağı anlatılıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derviş Zaim'in Kıbrıs meselesini  direkt olarak anlattığı filmi Gölgeler Ve Suretler, aslında önceki filmlerine göre daha 'düz' bir yapıya ve öykü anlatma sinemasına yakın bir tarza sahip. Buna karşın yönetmenin önceki filmlerindeki gibi yine bir tarihi Türk sanatından (gölge oyunu) faydalanması filmi ilginç bir düzleme çekiyor. Nokta'da hat sanatının 'eli hiç kaldırmadan' yazının ya da resmin tamamlanması kuralına uygun olarak filmini, hiç kesme yapmadan kuran ve bir hat eserine benzeten yönetmen, burada da kimi kilit anlarda gerçek görüntüleri resme dönüştürmesiyle filminin de aslında bir 'gölge oyunu' olduğu duygusunu hissettirmeyi başarıyor. Zaim, artık aktif olarak film çeken yönetmenlerimiz arasında 'usta' sınıfına kolaylıkla koyabileceğimiz ve her filmini merakla bekleten az sayıdaki yönetmenimizden biri...&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Filmin Notu : 7,5 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-5775467220871166024?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/5775467220871166024/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=5775467220871166024&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/5775467220871166024'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/5775467220871166024'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/08/golgeler-ve-suretler-2011.html' title='Gölgeler Ve Suretler (2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-2CJWGoI20IQ/TjwAzKJ6pNI/AAAAAAAAATw/3MwdD0U2yKs/s72-c/golgeler-ve-suretler_1065007.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-2872499320917500542</id><published>2011-08-05T15:52:00.007+03:00</published><updated>2011-08-05T16:44:36.125+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyonda Bu Hafta'/><title type='text'>Vizyonda Bu Hafta (05 - 11 Ağustos 2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-TiGY-7bbHPo/Tjvxrh2AXTI/AAAAAAAAATA/DdfMT1nRHmU/s1600/rise-of-the-planet-of-the-apes.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 229px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-TiGY-7bbHPo/Tjvxrh2AXTI/AAAAAAAAATA/DdfMT1nRHmU/s400/rise-of-the-planet-of-the-apes.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5637365088705862962" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selam! Blogdaki yaz tatili havası bugünden itibaren sona ermiştir. Bundan sonra blog düzenli olarak güncellenecek. 05 - 11 Ağustos haftasında vizyonda 6 yeni film var. Buna karşın, nitelik olarak durgun bir hafta gibi görünüyor. HS'nin seçimi, Rise of the Planet of the Apes / Maymunlar Cehennemi: Başlangıç...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın en popüler filmi, tam 184 kopya ile gelen animasyon The Smurfs / Şirinler. Filmde, kötü büyücü Gargamel, Mavi Ay kutlamaları sırasında Şirinler köyüne saldırır ve Şirinleri şelaledeki gizli bir geçide kovalar. Büyülü geçitten geçen mavi yaratıklar kendilerini bir anda 2011 New York'unda, Central Park’ın tam ortasında bulurlar. Filmi Raja Gosnell yönetmiş..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-sp6YAiILqSs/Tjvx7HscOkI/AAAAAAAAATI/v9xpWCQmEqk/s1600/o-the-smurfs-3d-2011-new-screen-caps-is-out.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 382px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-sp6YAiILqSs/Tjvx7HscOkI/AAAAAAAAATI/v9xpWCQmEqk/s400/o-the-smurfs-3d-2011-new-screen-caps-is-out.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5637365356564331074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın 2. filmi, 101 kopya ile gelen, Rise of the Planet of the Apes / Maymunlar Cehennemi. Günümüz San Francisco'sunda geçen filmde, genetik mühendislerinin, maymunların beyinlerini geliştirmek için yaptıkları genetik deneyler sonucunda maymunların zekalarının gelişmesi ve insan ırkının kötü yönlerine de maruz kalmaları sonucu insanlar üzerinde üstünlük kurmak için savaş açmaları konu alınıyor. Maymun Sezar’ın gözünden izlediğimiz hikayede sevgi ve kibir biraraya gelip, eşi benzeri olmayan bir savaş haline geliyor. Rupert Wyatt'ın yönettiği filmde, James Franco, Tom Felton, Freida Pinto başrollerde yeralıyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın 3. filmi, 50 kopya ile gelen Anneler Günü / Mother's Day'de olumsuz sonuçlanan bir banka soygunundan sonra eve dönen 3 kardeş annelerinin evi haciz yüzünden kaybettiğini öğrenir. Bir gece, yeni ev sahipleri ve misafirleri doğum günü partisi için bir araya gelmişlerdir. Evdekiler habersiz şekilde 3 kardeşin rehinesi olmuştur ve onları kötü bir doğum günü partisi beklemektedir. Saw serisinin 2,3, ve 4. filmleri ile bildiğimiz Darren Lynn Bousman'ın yönettiği filmde, Rebecca De Mornay, Jaime King , Patrick Flueger yeralıyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-O6D1LUUrM7M/TjvzEQAhitI/AAAAAAAAATQ/-IHnoQM1BxQ/s1600/mothers-day-movie-2010.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 269px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-O6D1LUUrM7M/TjvzEQAhitI/AAAAAAAAATQ/-IHnoQM1BxQ/s400/mothers-day-movie-2010.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5637366612926499538" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın 4.filmi, Unthinkable / Akılalmaz 15 kopya ile gösterime giriyor. Gregor Jordan'ın yönettiği filmde, bir terörist tarafından gizlenen üç atom bombası, ABD'nin en büyük kabusu haline gelir. Yerleri bilinmeyen bu bombaların yerleştirilmesine iki gün kala, bir sorgu yargıcı ile FBI ajanı bu silahları bulmak için mücadeleye girişirler. Michael Sheen, Samuel L. Jackson, Brandon Routh başrollerde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5.film, Le Village des Ombres / Ruhlar Kasabası da 15 kopya ile geliyor. Fouad Benhammou'nun filminde, bir grup arkadaş hafta sonu tatili için arabayla yola koyulurlar. Arabaları bozulduğunda yardım almak için yakındaki kasabaya giderler. Kasaba geçmişten kalan ruhlar tarafından ele geçirilmiştir. Gençler ıssız kasabada hiç ummadıkları korkutucu olaylar yaşarlar. Başrollerde, Christa Theret, Bárbara Goenaga, Cyrille Thouvenin var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-S-U1ebbqfmM/TjvzfTYQ2LI/AAAAAAAAATg/W2u84o1EMhE/s1600/Noruwei%2Bno%2Bmori.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-S-U1ebbqfmM/TjvzfTYQ2LI/AAAAAAAAATg/W2u84o1EMhE/s400/Noruwei%2Bno%2Bmori.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5637367077687842994" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın 8 kopya ile gelen 6. ve son filmi ise Noruwei No Mori / İmkansızın Şarkısı. Haruki Murakami’nin büyük eserlerinden birinin ilk sinema uyarlaması olan film, yazarın 1987’de yayımladığı aynı adlı romandan uyarlanmış. Romanın adına da esin kaynağı olan Beatles şarkısının romantik melankolisini taşıyan İmkânsızın Şarkısı, Yeşil Papaya’nın Kokusu ve Bisikletçi’nin yönetmeni Tran Anh Hung tarafından beyazperdeye aktarılmış. 1960’ların sonlarında Tokyo’da geçen film, ilk aşkı Naoko’ya derinden bağlı Toru Watanabe’yi izliyor. Watanabe yaşamının her alanında ölümün etkisini hissetmekteyken, ansızın hayatına hayat dolu genç kız Midori giriyor. Ken'ichi Matsuyama, Rinko Kikuchi, Kiko Mizuhara başrollerdeki isimler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese Keyifli Seyirler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-2872499320917500542?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/2872499320917500542/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=2872499320917500542&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/2872499320917500542'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/2872499320917500542'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/08/vizyonda-bu-hafta-05-11-agustos-2011.html' title='Vizyonda Bu Hafta (05 - 11 Ağustos 2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-TiGY-7bbHPo/Tjvxrh2AXTI/AAAAAAAAATA/DdfMT1nRHmU/s72-c/rise-of-the-planet-of-the-apes.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-474359749576831057</id><published>2011-07-05T20:18:00.005+03:00</published><updated>2011-07-05T20:34:26.391+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haberler'/><title type='text'>Larry Crowne 8 Temmuz'da Vizyonda!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-hq7PSiEsL9k/ThNK4T7zkuI/AAAAAAAAAS4/-Aw0wd_alOo/s1600/Larry%2BCrowne%2B%25284%2529.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-hq7PSiEsL9k/ThNK4T7zkuI/AAAAAAAAAS4/-Aw0wd_alOo/s400/Larry%2BCrowne%2B%25284%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625922690800128738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oscar ödüllü Tom Hanks ve Julia Roberts, romantik ve iyimser bir komedide bir araya geliyor. Larry Crown’da, günümüz ekonomik durgunluğunun zorlukları yüzünden kendini yeniden keşfetmeye başlayan ve hayatında beklenmedik şekilde yeni bir dönem başlatan sıradan bir insan konu ediliyor...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevimli ve saf Larry Crown (Hanks) deniz kuvvetlerinden ayrıldığından beri çalıştığı şirkette küçülmeye gidilene kadar süper bir ekip lideri olarak çalışmaktaydı. İşsiz kalınca ev kredisini ödemekte zorlanan ve boş günlerinde ne yapacağını bilemeyen Larry, dostları ve arkadaşları Lamar (Cedric the Entertainer) ve B’Ella (Taraji P. Henson) tavsiyelerine ihtiyaç duyar. Sonunda yeni bir başlangıç için yerel üniversiteye gitmeye başlar. Doğu Vadisi Halk Üniversitesi’nde Larry, genç öğrencilerden oluşan renkli bir gruba katılıyor. Bunların arasında kendilerine daha iyi bir gelecek kurmaya çalışan güzel Talia (Gugu Mbatha-Raw) ve erkek arkadaşı Dell (Wilmer Valderrama) yer almaktadır. Kendisini de hayrete düşürecek şekilde, hitabet hocası Mercedes Tainot’a (Roberts) aşık olur. Mercedes hem öğretmenliğe hem de kocası Dean’e (Bryan Cranston) karşı olan ilgisini büyük ölçüde yitirmiştir. Mercedes, Larry’deki değişimin ilham verici olduğunu görür. Müthiş bir değişim geçiren bu orta yaşlardaki öğrencisine karşı giderek büyüyen ilgisini de inkar edemez. Haklı olarak hayatının durma noktasına geldiğini düşünen bu sıradan kişi, hiç beklenmedik bir şey öğrenir. Değerli olduğunu düşündüğünüz her şey elinizden kayıp gittiyse, yaşamak için gerçek nedeninizi keşfedebilirsiniz. Hanks, senaryosunu Nia Vardalos ile (Kalbinin Sesini Dinle, Connie ve Carla) birlikte yazdığı filmin yönetmenliğini yapıyor. Yapımcılığı da Playtone’da uzun süredir birlikte çalıştığı Gary Goetzman ile (Mamma Mia!) birlikte üstleniyor. Yapım ekibinde arasında Oscar ödüllü kameraman Phillipe Rousselot (Bizi Ayıran Nehir, Sherlock Holmes), kurgucu Alan Cody (The Pacific, Big Love), yapım tasarımcısı Victor Kempster (Charlie Wilson’ın Savaşı, Doğuştan Katiller),iki kez Oscar kazanan kostüm tasarımcısı Albert Wolsky (Bugsy, Bütün O Caz) ve besteci James Newton Howard (Karanlık Şövalye, En İyi Arkadaşım Evleniyor) gibi isimler yer alıyor. Larry Crowne’un sorumlu yapımcıları Philippe Rousselet (Yaşam Şifresi), Steven Shareshian (Kalbinin Sesini Dinle), Jeb Brody (Küçük Gün Işığım), Fabrice Gianfermi (Yaşam Şifresi) ve David Coatsworth (Underworld Evolution)...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-0FBZTTjnOmI/ThNKyZwQBYI/AAAAAAAAASw/GT9-YIM1dWI/s1600/Larry%2BCrowne%2B%25283%2529.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-0FBZTTjnOmI/ThNKyZwQBYI/AAAAAAAAASw/GT9-YIM1dWI/s400/Larry%2BCrowne%2B%25283%2529.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625922589283059074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;YAPIM NOTLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıfırdan Başlamak:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Larry Crowne Başlıyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tom Hanks açısından Larry Crowne’un hikayesi yıllardır gelişim açısındaydı. Hanks liseden hemen sonra yüksek okula devam etmiş ve orada edindiği tecrübeler onda iz bırakmıştı. “70’lerin ortasıydı ve değişim rüzgarları esiyordu. Sınıfımda orta yaşlarda, 50’lerinde biri, Vietnam’dan yeni dönmüş biri vardı. Sınıfta neredeyse herkesle arkadaş oldum ve onların arasında çok zengin bir hayat deneyimi yaşadım.&lt;br /&gt;Hanks, Playtone’dan ortağı ve Larry Crowne’un yapımcısı Gary Goetzman ile birlikte son on yılda Kutup Ekspresi, Charlie Wilson’ın Savaşı, Mamma Mia!, Arkadaşım Canavar gibi başarılı filmlere imza attı. Hanks aynı dönemde Da Vinci Şifresi, Melekler ve Şeytanlar, Sıkıysa Yakala ve Oyuncak Hikayesi 3 gibi gişe başarısı yakalayan filmlerde rol aldı. Bu zaman zarfında yazar/yönetmen Hanks notlar almaya devam etti ve hiç umulmadık bir anda hayatına sıfırdan başlamak zorunda kalan bir adamın başına neler gelebileceğiyle ilgili sahneler hazırladı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hanks bu konuda, “Yüksek okulda yaşadığım deneyimler sayesinde Larry Crowne karakteri ortaya çıktı.” diyor. “Kovulduğu için hayatı tamamen değişiyor. Üniversiteye gitmediği için gelişme gösteremeyeceği gerekçesiyle işten çıkartılıyor. Bu durumda Larry ne yapmalı? Neyse ki liseden mezun olduğum dönemde olduğu gibi, yüksek okul denen bir şey var. Orada sizden çok fazla şey beklemiyorlar." Hanks 2006’da, daha önce Kalbinin Sesini Dinle filminde birlikte çalıştığı senarist Nia Vardalos ile birlikte bu fikri biraz daha geliştirdi. “Nia ile çalışmak istiyordum çünkü tecrübesine ihtiyacım vardı.” diyor Hanks. “Bu filmde kendilerine has, gerçekçi tarzları olması gereken karakterler vardı. Larry Crowne’un birkaç taslağı üzerinde çalıştı, sonra ben alıp üzerinden geçtim. Nia ile fikir alışverişi, en sonuna kadar devam etti.” Senaristler, senaryolarında kısa bir süre öncesine kadar U-Mart mağazalarında iyi bir eleman olarak çalışan, orta yaşlarında bir donanma&lt;br /&gt;gazisinin, işsizlikle karşılaşınca neler yaşadığınjı araştırıyor. İş imkanlarını genişletme çabası içindeki Larry, Doğu Vadisi Halk Kolejine girerek diploma almayı planlamaktadır. Ancak bu küçük adımın, hayatını değiştireceği hakkında en ufak bir fikri bile yoktur. Masa başında çalışan ve işinden olduğu için kendine yeni bir yol çizmesi gereken bir karakter fikri Hanks’in kafasına, ABD ekonomisinin mali krizden&lt;br /&gt;etkilenmesinden yıllar önce gelmiş. Senaryo yazılırken, milyonlarca Amerikalının mali bir keşmekeş ortasında kalmasının etkilerine tanık olan Hanks,bu tür unsurları senaryoya eklemekten kendisini alamamış. Vardalos da, Hanks’in oluşturduğu hikayenin çok abartı olmayışından memnun. “Hikayede en sevdiğim yok, çok gerçekçi olması. ‘Çok çalışıyorum ve takdir ediliyor muyum, ya da Amerika’yı daha iyi bir yer haline getirecek altyapının bir parçası mıyım?’ diye düşünen herkesin hikayesi bu. Ansızın yerine birisi alınıyor ve acı gerçekle yüzyüze kalıyorsunuz. Bu olduğu zaman uyum sağlamanız gerekir. Kendinizi yeniden düzenlemeli, hayatınızı toparlamalı ve devam etmelisiniz.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-IfSYQi8Huh8/ThNKtOKH7sI/AAAAAAAAASo/IW6_H1NT0tk/s1600/Larry%2BCrowne.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-IfSYQi8Huh8/ThNKtOKH7sI/AAAAAAAAASo/IW6_H1NT0tk/s400/Larry%2BCrowne.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625922500271009474" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hanks’in ilk kez senaryo/yönetmenliği denediği That Thing You Do! adlı 1996 komedisinin üzerinden 10 yılı aşkın bir süre geçti. Bu orijinal senaryoyu ise yönetmeyi uzun zaman önce kafasına koymuştu. Son yönettiği filminde yan rol oynamasına rağmen, bu romantik komedide baş rol oynamayı kafasına koymuştu. Goetzman karakterin detayları konusunda şu açıklamayı yapıyor: “Larry sıradan, çalışkan biri ve her zaman doğru olanı yapıyor. Ancak ona olanlara bakın. Kredisini geciktirdiği bir evi var, banka ödemeler konusunda onu rahat bırakmıyor... Daha basit bir hayat tarzı için evinden vazgeçiyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hanks’in uzun süredir işbirliği yaptığı Goetzman, 10 yılı aşkın süredir birlikte çalışmış olmaları sayesinde, birbirlerine alıştıklarını belirtiyor. “Sinemacı olarak Tom her kararında abartı şekilde ince eleyip sık dokumuyor. Yönetmen ve baş rol olmasına rağmen, bu iki görevi etkin ve verimli sürdürmesini sağlayacak şekilde zamanını ayarladı.”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-474359749576831057?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/474359749576831057/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=474359749576831057&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/474359749576831057'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/474359749576831057'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/07/larry-crowne-8-temmuzda-vizyonda.html' title='Larry Crowne 8 Temmuz&apos;da Vizyonda!'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-hq7PSiEsL9k/ThNK4T7zkuI/AAAAAAAAAS4/-Aw0wd_alOo/s72-c/Larry%2BCrowne%2B%25284%2529.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-94732722770953099</id><published>2011-07-03T13:26:00.008+03:00</published><updated>2011-11-20T16:27:30.534+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>Insidious / Ruhlar Bölgesi (2010)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-65dvrjVGXDg/ThBNT5I9eeI/AAAAAAAAASY/HryfM8_WImU/s1600/insidious-movie.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 218px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-65dvrjVGXDg/ThBNT5I9eeI/AAAAAAAAASY/HryfM8_WImU/s400/insidious-movie.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625080938737007074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Malum, yaz sezonunun gelmesiyle sinema salonlarında korku / gerilim filmlerinin sayısında gözle görülür bir artış yaşanıyor son yıllarda. Elbette eskisi gibi bir yaz durgunluğundan söz etmek güç. Çünkü yaz ayları blockbusterlar için oldukça müsait aylara dönüştü artık. Ancak belli başlı bu 'büyük' filmlerin dışındaki filmler için genelde yazın bitmesini bekliyor şirketler ve meydan ağırlıklı olarak bu büyük bütçeli filmlere ve korku filmlerine kalıyor. James Wan imzalı Insidious / Ruhlar Bölgesi kusursuz bir film değil belki ama sözünü ettiğim bu 'korku filmleri furyası' içinde ciddi şekilde parlayan bir film olduğu da kesin...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhlar Bölgesi'nin hikayesinin çok da orjinal olmadığı kesin. Bir ailenin yaşadığı eve dadanan ruhlar, 'öteki taraf'a yapılan yolculuk gibi sayısız korku filmine konu olmuş mevzular var hikayede. Zaten tipik bir perili ev filmi izleyeceğimizi anlıyoruz başlangıçta. Ancak şüphesiz evin küçük çocuğu Dalton'un uyku halinde bir koma yaşaması ve ruhların tipik perili ev filmlerine göre 'farklı' sayılabilecek amaçlarının olması hikayeye şüphesiz bir farklılık da katıyor. Uzunca bir süre hikaye seyircinin merağını had safhada tutmayı başarıyor. Son bölümlerde hikayenin aldığı yolu çok sevmesem de (spoilera girmemesi için ayrıntı vermiyorum), filmin hikaye olarak çok ciddi bir eksiği olmadığı ortada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetmenlik açısından ise film kusursuz. James Wan yeteneğini konuşturmuş. Koyu renklerin ağırlığında çekilen karanlık ev içi çekimleri hayli gerginlik uyandırıyor. Geniş ekran görüntü çalışması da sözkonusu gerginliği arttıracak şekilde çalışıyor. Filmin son dönem korku filmleri arasından Paranormal Activity'nin kulvarına daha yakın düştüğünü söyleyebiliriz. Efektlerin, kanın, şiddetin, iğrençliğin havada uçuştuğu bir film değil, aksine saf korku ve gerilim hissiyatının öne çıktığı eski usül bir korku filmi bu. Filmin, öyküde merkeze aldığı astral yolculuk ve sonlarda karşımıza çıkarak hikayede kilit bir rol üstlenen medyum karakteri aracılığıyla Poltergeist'ı hatırlattığını da söyleyebiliriz. Medyumun 'Hayalet Avcıları' kıvamındaki iki yardımcısı filme dozunda bir mizah duygusu da katıyorlar. Gerek medyum karakterinde Lin Shaye, gerekse anne-babada Rose Byrne - Patrick Wilson ikilisi inandırıcı performanslar çıkarmayı başarıyorlar. Zaten sözkonusu karakterler iyi yazılmış ve özellikle anne-babanın tepkileri hayli gerçekçi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-nO9XAHDwiBw/ThBNXhehcwI/AAAAAAAAASg/NNgHaKZ6Z7A/s1600/Insidious-827101.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 223px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-nO9XAHDwiBw/ThBNXhehcwI/AAAAAAAAASg/NNgHaKZ6Z7A/s400/Insidious-827101.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625081001104470786" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Insidious'un hikaye açısından çözülümü sonlarda bir nebze klişe sayılacak bir noktaya denk geliyor ne yazık ki ve bu filmin çok da lehine işlemiyor gibi. Çünkü bu filmin aslında sürpriz final gibi bir olaya sırtını dayamaya çok da ihtiyacı yok. Ancak gene de film, çıktıktan sonra geriye iyi bir korku filmi izlemiş olma hissiyatı bırakıyor fazlasıyla. Dolayısıyla korkuseverlerin kesinlikle kaçırmamalarını öneririm...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu : 6,5 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-94732722770953099?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/94732722770953099/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=94732722770953099&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/94732722770953099'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/94732722770953099'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/07/insidious-ruhlar-bolgesi-2010.html' title='Insidious / Ruhlar Bölgesi (2010)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-65dvrjVGXDg/ThBNT5I9eeI/AAAAAAAAASY/HryfM8_WImU/s72-c/insidious-movie.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-571537143470338168</id><published>2011-07-02T17:30:00.007+03:00</published><updated>2011-07-02T19:20:34.823+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyonda Bu Hafta'/><title type='text'>Vizyonda Bu Hafta (01 - 07 Temmuz 2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-LD-JflBV8Z8/Tg87cZJ5tQI/AAAAAAAAAR4/AIv1opQUhXs/s1600/Of-Gods-and-Men-535x356.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-LD-JflBV8Z8/Tg87cZJ5tQI/AAAAAAAAAR4/AIv1opQUhXs/s400/Of-Gods-and-Men-535x356.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5624779818583831810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta vizyonda, çarşamba günü gelen yeni Transformers filmi ile birlikte 6 yeni film var. HS'nin seçimi, Cannes'ta Jüri Büyük Ödülü ve 3 dalda Cesar ödülü kazanan Xavier Beauvois imzalı Des Hommes et Des Dieux / Tanrılar ve İnsanlar...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın en popüler filmi tüm dünyayla aynı anda çarşamba günü vizyona giren Transformers: Dark of the Moon / Transformers: Ay'ın Karanlık Yüzü. Serinin bu 3.filminde, aya giden bir uzay gemisinin yanlış yere inmeleri sonucu işler karışır. Yanlışlıkla ayın farklı bir yerine inen ekip, orada yaşayan bir robotu uyandırır. Bu durum büyük olaylara sebep olacaktır. Dünyanın geçmişine ait gizemli bir olayın, günümüze yansıması o kadar büyük bir savaşa yol açar ki, Transformer’lar bizi tek başlarına kurtaramayacak duruma gelir.Yönetmen yine Michael Bay. Film 280 kopya ile vizyona girdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-OA8qNc2Ioz4/Tg87p6hg3qI/AAAAAAAAASA/FSnYz1wjZj4/s1600/LosOjosDeJuliaSITGES1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 260px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-OA8qNc2Ioz4/Tg87p6hg3qI/AAAAAAAAASA/FSnYz1wjZj4/s400/LosOjosDeJuliaSITGES1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5624780050879536802" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın 2. filmi, 32 kopya ile gelen Los Ojos De Julia / Julia'nın Gözleri. Guillem Morales imzalı bu İspanyol yapımı korku filminde, Julia’nın, sonunda onu kör bırakacak olan bir göz hastalığı vardır. Julia’nın ikiz kız kardeşi de aynı hastalığa yakalanmış ve kendini bodrum katında asarak intihar etmiştir. Herkes onun intihar ettiğini düşünse de Julia aynı fikirde değildir, kardeşini kimin öldürdüğünü bu işin gerçek nedenini öğrenmek amacı ile kendini bu göreve adar ve araştırmaya girer...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.film 18 kopya ile gelen Fransız yapımı romantik komedi La Chance de Ma Vie. Jullien Monnier’in ciddi bir problemi vardır. Çok başarılı bir ilişki danışmanı olmasına karşın, hayatına giren kadınları iki haftadan fazla elinde tutmayı beceremez. Aslında, çocukluğundan beri ona âşık olan her kadına bir uğursuzluk getirmiştir. Fakat bu sadece basit bir uğursuzluk değildir. Etrafındaki kadınlar defalarca hastaneye düşmüş, günlük hayatları alt üst olmuş, tam anlamıyla bir uğursuzluk yaşamışlardır. Julien kadınlar için adeta konuşan bir kara kedidir. Tam başka biriyle çıkmamaya karar vermişken Johanna isminde bir kadına âşık olur. Her ne kadar kör talihinden korksa da kendini aşkın kollarına bırakmaya karar verir. Fakat Joanna bir süre sonra başına gelen tersliklerin onunla tanıştığı günden beri olduğunu fark eder. Yönetmen Nicholas Cuche...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-UoZ6HpCXqqg/Tg875U8vMkI/AAAAAAAAASI/xTokvG13p8E/s1600/ZwartWater01.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 224px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-UoZ6HpCXqqg/Tg875U8vMkI/AAAAAAAAASI/xTokvG13p8E/s320/ZwartWater01.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5624780315671081538" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dördüncü film, 6 kopya ile gelen Belçika/Hollanda yapımı korku filmi Zwart Water / Dehşetin Gözleri. Christine, ailesinden miras kalınca doğup büyüdüğü eve kocası ve 9 yaşındaki kızı Lisa ile beraber taşınır. Bir müddet sonra Lisa evin karanlık köşelerinde annesinin ölü kız kardeşi olduğunu söyleyen bir kız görmeye başlar. Zamanla babası da, karısının kendisinden korkunç bir sır gizlediğini anlayacak ve bu sır ölümcül sonuçlar doğuracaktır. Yönetmen Elbert Van Strein...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın 5.filmi, 5 kopya ile gelen Des Hommes et Des Dieux / Tanrılar ve İnsanlar. 1990'larda Mağrip'te, dağların tepesinde bir manastır... Sekiz Fransız Hristiyan keşiş, Müslüman köylülerle yan yana huzur içinde yaşamlarını sürdürmektedir. Fakat birden yaşadıkları ülke karışır, yabancı işçiler kökten dinciler tarafından katledilmiş, şiddet olayları bölgeye hızla hâkim olmuştur. Yaklaşmakta olan tehlikeye rağmen keşişler, bedeli ne olursa olsun yerlerinden kıpırdamama kararı alırlar. Ordu onlara koruma teklif eder, ama keşişler bunu da reddeder. Bir süre sonra, kaçınılmaz olan başlarına gelir ve militanlar manastırı basar. Keşişler pes etmese de artık aralarında anlaşmazlıklar vardır. Bazıları kalmaya kararlıdır, bazıları gitmek ister. 3 dalda Cesar ödülü kazanan ve Cannes'dan Jüri Büyük Ödülü ile dönen filmin yönetmeni Xavier Beauvois...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-oqtruIw2OmA/Tg88ILbXPSI/AAAAAAAAASQ/EOQwzfots3I/s1600/Jodaeiye-Nader-az-Simin-188023.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-oqtruIw2OmA/Tg88ILbXPSI/AAAAAAAAASQ/EOQwzfots3I/s320/Jodaeiye-Nader-az-Simin-188023.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5624780570813218082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın son filmi, sadece 3 kopya ile vizyona giren İran yapımı Jodaeiye Nader Az Simin / Bir Ayrılık. About Elly ile birçok ödül kazanan Asghar Farhadi’nin yeni filmi, boşanmak üzere olan ancak çocuklarının velayeti konusunda ikileme düşen bir çiftin öyküsünü anlatıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese İyi Seyirler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Not: Blog haziran ayını tatille geçirdi. Bugünden itibaren film incelemeleri, dosyalar, haberler, vizyonda bu hafta bölümleri ile tekrar burdayız...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-571537143470338168?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/571537143470338168/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=571537143470338168&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/571537143470338168'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/571537143470338168'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/07/vizyonda-bu-hafta-01-08-temmuz-2011.html' title='Vizyonda Bu Hafta (01 - 07 Temmuz 2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-LD-JflBV8Z8/Tg87cZJ5tQI/AAAAAAAAAR4/AIv1opQUhXs/s72-c/Of-Gods-and-Men-535x356.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-3331268143296663856</id><published>2011-07-02T17:23:00.002+03:00</published><updated>2011-07-02T17:29:49.068+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haberler'/><title type='text'>"Yeni Kara Filmler" Yayınlandı!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-Fl0tUUQ0GH0/Tg8rUDFq_MI/AAAAAAAAARw/E33dWecDQM0/s1600/yeni-kara-filmler20110603011007.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 254px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Fl0tUUQ0GH0/Tg8rUDFq_MI/AAAAAAAAARw/E33dWecDQM0/s400/yeni-kara-filmler20110603011007.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5624762083035512002" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yeni Kara Filmler sizi tekinsiz bir evrene götürüyor... Ama sadece tekinsiz değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu denli karanlıkken dünya, onu aklayıp paklamaya çalışan filmlerden söz etmenin anlamı yoktur şüphesiz. Sinema tarihinin en uzun yaşayan türü olan film noir ve ardılları hayata, düzene ve geleceğe dair sosyolojik coğrafyalar olarak üzerinde düşünülmeyi hak ederler. İlk dönem kara filmlerinden, değişen toplumsal ve bireysel kimlik üzerine vurgu yapan modern kara filmlere, bugünün teknolojik dünyasına, tele-kapitalizme dair uyarılarla dolu olan kara gelecek filmlerine dek noir safını tutmuş olanlar; politikaları, mitleri, toplumsal değerleri, bireyin varoluşunu ve dünyanın geleceğini sorgulamayı amaçlar. Perdedeki karanlık vizyon, içinden çıktığı toplumun yansısı ve modernizmin psikopatolojisidir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seri katiller, sapıklar, psikopatlar, şizofrenler… Ama bu kadar değil. Daha fazlası...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Onlar kirli, çürük ve adi bir dünyanın sancılarını beyazperdeye taşıdılar. Yaşam kötü, güvenilmez ve acımasızdı. Kanlı, gerilimli, yüksek dozda kötülüğün esip kavurduğu; gölgeleri, siluetleri keskin, derin bir dünya idi film noir... Suçluların, gangsterlerin, sahtekârların, katillerin, kanun adamlarının ve meşum kadınların perspektifinden akıp giden saflığını yitirmiş dünyayı izlerken, bu çerçevede vahşi şiddete, yalancı sadakate, akıl almaz entrikalara, zeki şaşırtmacalara, gelgeç, art niyetli anlaşmalara, alabildiğine kötü ve iyi adamların maskeli dramlarına tanık olunuyordu.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kitap Bilgileri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Adı YENİ KARA FİLMLER&lt;br /&gt;Alt Başlık Modern Dünyanın Derin Gölgeleri&lt;br /&gt;Yazar Selda Tan Özdemir&lt;br /&gt;Editör Mehmet Fatih Çelikkaya&lt;br /&gt;Kapak Selman Bıyık&lt;br /&gt;ISBN 978-605-5515-36-2&lt;br /&gt;Sayfa / Boyut 320 Sayfa / 15 cm x 24 cm&lt;br /&gt;Fiyat 16,00 TL &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kitabın Tanıtım Sayfaları:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;http://www.nirengikitap.com/foto/kitaponizleme/yeni_kara-tanitim_sayfalari-final.pdf&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-3331268143296663856?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/3331268143296663856/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=3331268143296663856&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/3331268143296663856'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/3331268143296663856'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/07/yeni-kara-filmler-yaynland.html' title='&quot;Yeni Kara Filmler&quot; Yayınlandı!'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-Fl0tUUQ0GH0/Tg8rUDFq_MI/AAAAAAAAARw/E33dWecDQM0/s72-c/yeni-kara-filmler20110603011007.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-1984692587488661518</id><published>2011-06-24T18:54:00.003+03:00</published><updated>2011-06-24T19:03:27.927+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haberler'/><title type='text'>Cem Yılmaz Arabalar 2 İçin Stüdyoya Girdi!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-xQV-TXScTa0/TgS0fi6l8GI/AAAAAAAAARg/Z5Aalp_DUCA/s1600/Cem%2BYilmaz_1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 355px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-xQV-TXScTa0/TgS0fi6l8GI/AAAAAAAAARg/Z5Aalp_DUCA/s400/Cem%2BYilmaz_1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5621816688906727522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Ağustos’ta gösterime girecek olan Disney Pixar’dan ‘Arabalar 2’ (Cars 2) filminde ünlü komedyen CEM YILMAZ, usta yarış arabası Francesco Bernoulli isimli karaktere sesiyle hayat veriyor. İstanbul, 23.06.2011: Disney Pixar’ın animasyon harikası, Altın Küre ödüllü ‘Arabalar’ filminin macera ve yarış tutkunu sevimli arabaları 19 Ağustos’ta geri dönüyor. Ünlü komedyen Cem Yılmaz, serinin devam filmi olan ‘Arabalar 2’ için filmin yıldızı Şimşek Mc Queen’in bir numaralı rakibi olan Avrupa’nın en ünlü yarış otomobili İtalyan Francesco Bernoulli’yi seslendirmek üzere stüdyoya girdi. Cem Yılmaz seslendirme deneyimi ile ilgili “Özgüveni yüksek ve en büyük hayranının kendisi olduğu bir İtalyan Formula şampiyonu yarış arabasını seslendirmek oldukça eğlenceli bir süreçti. Vizyon tarihini dört gözle bekliyorum.” dedi...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Walt Disney Company Türkiye, Yunanistan &amp; Kıbrıs Genel Müdürü Sinan Ceylan ise konuyla ilgili "’Arabalar’, Disney Pixar'ın en sevilen animasyon filmlerinden biri oldu. Filmin büyük merakla beklenen ve Türkiye’de 19 Ağustos'ta gösterime girecek olan devamı ‘Arabalar 2’'de yıldız İtalyan yarış arabası ‘Francesco Bernoulli’nin Türkçe seslendirmesinde Cem Yılmaz'la beraber çalıştığımız için büyük mutluluk duyuyoruz."19 Ağustos’ta 3 boyutlu olarak sinemalarda!!! ‘Arabalar 2’’de, dünyanın en hızlı arabasını belirleyecek olan ilk Dünya Grand Prix’inde yarışmak üzere yola çıkan yıldız yarış arabası Şimşek Mc Queen ve çekici Mater dostluklarını heyecan verici yerlere götürüyorlar. Şimşek McQueen’in aksiyon dolu bu serüveni ülkemizde 19 Ağustos 2011’de Digital 3D™ ve IMAX® 3D seçenekleriyle vizyona girecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cem Yılmaz’ın seslendirdiği Francesco Bernoulli hakkında:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Francesco Bernoulli, İtalya’daki ünlü Monza yarış pistinin gölgesinde büyümüştür. O ve arkadaşları gizlice piste sızmış ve Alta Velocita virajında yarışmışlardır. Amatör pistte derhal kazanır ve kısa sürede uluslararası bir Formula şampiyonu olur. Kadınlar Francesco’nun lastiklerine bayılır, gençler onun kazanma ruhunu örnek alır,&lt;br /&gt;rakipleri ise hızını kıskanırlar. Francesco’nun en büyük hayranının kendisi olduğu yarış numarasından belli olur. Avrupa’nın en ünlü yarış otomobili olan bir numaralı Francesco, Dünya Grand Pri’sinin de en büyük favorisi olduğundan Şimşek McQueen’in birinci rakibidir...&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;The Walt Disney Company Türkiye Hakkında:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Walt Disney Company önde gelen çeşitlendirilmiş bir aile eğlenceleri ve medya şirketi olarak beş iş segmentinden oluşmaktadır: Medya kanalları, parklar ve tatil köyleri, stüdyo eğlenceleri, tüketici ürünleri ve interaktif medya grubu. Disney’in Türkiye’deki ofisi 1996’da, ürün lisansları verme göreviyle kuruldu ve o günden bu yana filmler, ev eğlenceleri, televizyon dağıtımı, müzik ve çevrimiçi de dahil, Disney’in geniş iş alanlarını kapsayacak şekilde genişledi. Disney’in Türkiye’deki 1 no’lu gişe rekortmeni ‘Karayip Korsanları. Dünyanın Sonu’ 5.5 milyon $ brüt gişe hasılatı elde etti. Disney’in en yeni başarıları arasında 2.4 milyon $ gişe hasılatıyla Disney’in bir numaralı animasyonu olan Oyuncak Hikâyesi 3 bulunmaktadır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-udDZrdVL1xo/TgS1GLL-TKI/AAAAAAAAARo/31t-D93sRfs/s1600/Cem%2BYilmaz_2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-udDZrdVL1xo/TgS1GLL-TKI/AAAAAAAAARo/31t-D93sRfs/s400/Cem%2BYilmaz_2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5621817352552074402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Arabalar 2 Hakkında:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldız yarışçı Şimşek McQueen ve çekici Mater Arabalar 2’de dünyanın en hızlı arabasını belirlemek için düzenlenen ilk Dünya Grand Pri’inde yarışmak için denizaşırı ülkelere gidince dostluklarını da heyecan verici yeni yerlere götürüyorlar. Fakat şampiyonluğa giden yol Mater’in entrikalı bir maceraya girişmesiyle birlikte çukurlarla, dolambaçlarla ve şamatalı sürprizlerle dolar. Mater kendisini iki arada bir derede bulur: Ya Şimşek McQueen’e bu büyük yarışta yardım edecektir ya da usta İngiliz casusu Finn McRoket ve stajyer ajan Holley&lt;br /&gt;Shifwell’in yürüttüğü çok gizli görevde yer alacaktır. Mater’in aksiyon dolu macerası onu Japonya ve Avrupa sokaklarında tehlikeli bir kovalamacaya sürükler. Peşinde dostları vardır ve bütün dünya izlemektedir. Bu tempolu eğlencede renkli yeni otomobiller, acımasız kötüler ve uluslararası bir yarış rekabeti var. John lasseter 2006 Altın Küre ödüllü Arabalar’dan sonra serinin ikinci filmi için yine direksiyon başında. Arabalar 2’nin yardımcı yönetmeni ise Oscar® ödüllü Ratatuy filminin yapımcısı olan Brad Lewis. Yapımcılığı görsel efekt sektörünün deneyimli ismi Denise Ream (Yukarı Bak filminin yapımcısı, Yıldız Savaşları III, Sith’in İntikamı filminin görsel efekt yapımcısı) üstleniyor. Film 19 Ağustos 2011’de, Disney Digital 3D ve IMAX 3D seçenekleriyle gösterime giriyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-1984692587488661518?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/1984692587488661518/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=1984692587488661518&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/1984692587488661518'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/1984692587488661518'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/06/cem-ylmaz-arabalar-2-icin-studyoya.html' title='Cem Yılmaz Arabalar 2 İçin Stüdyoya Girdi!'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-xQV-TXScTa0/TgS0fi6l8GI/AAAAAAAAARg/Z5Aalp_DUCA/s72-c/Cem%2BYilmaz_1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-2474308375315198880</id><published>2011-06-24T18:46:00.001+03:00</published><updated>2011-06-24T18:52:41.597+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haberler'/><title type='text'>Amerikan Pastası'nın Devam Filminin Çekimlerine Başlandı!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-YdQDOYCM_Ho/TgSyl-EZ8JI/AAAAAAAAARY/N2obZniO83U/s1600/american_pie.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-YdQDOYCM_Ho/TgSyl-EZ8JI/AAAAAAAAARY/N2obZniO83U/s400/american_pie.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5621814600251601042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenomen haline gelen Amerikan Pastası serisinin devam filmi “American Pie: The Reunion”ın çekimlerine geçtiğimiz haftalarda başlandı. Filmde 10 yılı aşkın bir süre önce tanıştığımız ve artık birer yetişkin olan Jim, Michelle, Finch, Kevin ve Oz, East Great Falls Lisesi’nin mezunlar gününde tekrar bir araya geliyor. Beraber geçirecekleri bu haftasonunda macera dolu bir eğlencenin onları beklemesi sürpriz olmasa gerek…&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Michiganlı 4 gencin bekirliklerini kaybetmek üzerine 1999 yazında girdikleri iddiadan yıllargeçmiştir. Jim ve Michelle evlenmiş, Kevin ve Vicky veda etmişlerdir. Oz ve Heather birbirlerinden ayrı düşmüştür. Finch ise hala Stifler’ın annesinin peşindedir…Beraber geçirecekleri bu haftasonunda nelerin değiştiğini, zamanın ve uzaklığın ise gerçek dostluğu asla değiştiremeyeceğini öğrenecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jason Biggs, Alyson Hannigan, Chris Klein, Thomas Ian Nicholas, Tara Reid, Seann William Scott, Mena Suvari, Eddie Kaye Thomas, Jennifer Coolidge ve Eugene Levy yine filmin oyuncu kadrosunda yer alırken yönetmen koltuğunda Jon Hurwitz ve Hayden Schlossberg oturuyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-2474308375315198880?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/2474308375315198880/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=2474308375315198880&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/2474308375315198880'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/2474308375315198880'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/06/amerikan-pastasnn-devam-filminin.html' title='Amerikan Pastası&apos;nın Devam Filminin Çekimlerine Başlandı!'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-YdQDOYCM_Ho/TgSyl-EZ8JI/AAAAAAAAARY/N2obZniO83U/s72-c/american_pie.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-3351999655305859298</id><published>2011-06-10T15:03:00.008+03:00</published><updated>2011-06-10T17:06:56.707+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyonda Bu Hafta'/><title type='text'>Vizyonda Bu Hafta (10 - 16 Haziran 2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-5CC_q8-ZEaM/TfIjpqXSpFI/AAAAAAAAAQ4/OM1p96Bmvys/s1600/another-year-mike-leigh.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-5CC_q8-ZEaM/TfIjpqXSpFI/AAAAAAAAAQ4/OM1p96Bmvys/s400/another-year-mike-leigh.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5616590883938018386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa bir yazbaşı tatilinden sonra bloga devam ediyoruz. Bundan sonra blog hergün güncellenecek. Bu hafta vizyonda 6 yeni film var. Haftanın en popüler filmi 143 kopya ile gelen Kung-Fu Panda 2. HS'nin seçimi ise Mike Leigh'in çok başarılı filmi Another Year / Ömrümüzden Bir Sene...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kung-Fu Panda 2, bilindiği üzere büyük ilgi gören animasyonun devam filmi. Po artık Ejder Savaşçı olarak rüyasını yaşıyor. Kung Fu ustaları ve arkadaşlarıyla, yani Kaplan, Turna, Mantis, Engerek ve Maymun’dan oluşan Öfkeli Beşli ile birlikte Barış Vadisi’ni koruyor. Ama Çin’i ele geçirmek ve Kung Fu’yu ortadan kaldırmak için gizli ve durdurulamaz bir silahı kullanmayı planlayan, korkunç bir kötü adamın ortaya çıkışı, Po’nun etkileyici yeni hayatını tehdit ediyor. Tüm Çin’i dolaşarak bu tehditle yüzleşmek ve onu yenmek, Po’ya ve Öfkeli Beşli’ye düşüyor. Peki Po, Kung Fu’yu durdurabilecek bir silaha nasıl engel olacak? Po geçmişine bakmalı ve gizemli kökeninin altında yatan sırları ortaya çıkarmalı; ancak o zaman başarılı olmak için gereken gücü açığa çıkarabilir. Yönetmen koltuğunda bu kez Jennifer Yuh var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-5uh0CFy0jpw/TfIjzMwfuXI/AAAAAAAAARA/Jel4r5bHHqw/s1600/hanna-original.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 180px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-5uh0CFy0jpw/TfIjzMwfuXI/AAAAAAAAARA/Jel4r5bHHqw/s320/hanna-original.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5616591047789361522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Joe Wright'ın merakla beklenen yeni filmi Hanna, 70 kopya ile vizyona giriyor. Hanna, eski bir CIA ajanı olan babası tarafından Finlandiya'nın balta girmemiş ormanlarında, soğukkanlı bir ölüm makinası olarak yetiştirilmiştir. 14 yaşına gelince babası onu ilk suikastını gerçekleştirmesi için Avrupa'ya gönderir. Yol boyunca hedefine kitlenmiş bir şekilde, usta bir katil gibi soğukkanlı hareket eden Hanna, başına gelen çeşitli olaylar sonucunda hedefine yaklaştıkça varoluşsal soru ve sorunlarla boğuşmaya başlar. Saoirse Ronan, Eric Bana ve Cate Blanchett başrollerde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35 kopya ile genel Adalet Oyunu, haftanın ilk yerli filmi. Mahur Özmen'in yönettiği yapımda Erol Keskin ve Mustafa Uğurlu başrolde. Emekli ağır ceza hâkimi Sezgin'in kendisini hayata bağlayan kızı Belgin’in öldürülmesi ve sanık olarak yargılanan damadı İlker’in beraat etmesi, adalete ve mesleğine olan inancını yitirmesine neden olur. Yaşadığı şehirden uzaklaşarak bir sahil kasabasına yerleşir. Sezgin, her ne kadar mahkemede beraat etmiş olsa da kızını, damadı İlker’in öldürdüğüne inanmaktadır. Adaleti kendi yöntemleriyle gerçekleştirmek isteyen Sezgin, damadı İlker’i bir şekilde kaçırarak villanın mahzenine yaptırdığı hücreye hapseder. Kendisi ölünceye kadar damadının orada kalmasına karar verir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-dkWL3qYqdwk/TfIkQBZwSUI/AAAAAAAAARQ/YD8zP-66Y6A/s1600/wrecked_05.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 204px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-dkWL3qYqdwk/TfIkQBZwSUI/AAAAAAAAARQ/YD8zP-66Y6A/s320/wrecked_05.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5616591542957394242" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.filmimiz 25 kopya ile gelen Tuzak / Wrecked. Tanımadığınız insanlara ait cesetlerle dolu, kaza yapmış bir arabada bacağınız sıkışmış bir şekilde uyandığınızı hayal edin. Nerede olduğunuzu, kim olduğunuzu ya da ne yaptığınızı bilmiyorsunuz. Zihniniz sırlarla dolu bir esrar perdesi gibi. Vahşi doğanın ortasında içgüdüsel olarak hayatta kalmaya çalışıyorsunuz. Peki gerçekle yalanın, hayalle gerçeğin birbirine girdiği, hem kurban hem şüpheli olduğunuz bu bilmecenin içindeyken geçmişinizden kaçabilir misiniz? Bu soruya cevap arayab yapımı Michael Greenspan yönetmiş, başrollerde ise Adrien Brody, Caroline Dhavernas, Adrien Holmes ve Ryan Robbins var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geceler Bizim / Wir Sind Die Nacht, haftanın,yaz sezonunun vazgeçilmezi, gençlerin başrollerde yeraldığı korku filmi kontenjanını dolduruyor. Genç Lena sevimli bir hırsızdır ve bir gece kulübünde 250 yaşındaki Louise ile tanışır. Çok güzel bir cadı olan Louise, Lena’nın uğradığı underground kulübün sahibi ve 3 kişilik azılı bir dişi vampir üçlüsünün elebaşıdır. Bu üçlünün diğer üyeleri vahşi bir çocuk olan Nora ve zarif Charlotte’tur. Louise, bu küçük hırsıza ilk görüşte aşık olmuş ve ona ölümsüzlüğü hediye etmeye karar vermiştir. Fakat ölümsüzler için bile herşeyin bedeli vardır. Yönetmen Dennis Gansel...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-hOhJ4cSlHqI/TfIj-FaLj-I/AAAAAAAAARI/MUufUB5_YLA/s1600/wir_sind_die_nacht_karoline_herfurth_jennifer_ulrich_still_2010_large.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-hOhJ4cSlHqI/TfIj-FaLj-I/AAAAAAAAARI/MUufUB5_YLA/s320/wir_sind_die_nacht_karoline_herfurth_jennifer_ulrich_still_2010_large.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5616591234795278306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın son filmi sadece 5 kopya ile vizyona giren Another Year / Ömrümüzden Bir Sene. İlkbahar, yaz, sonbahar, kış... Aile ve dostluk... Aşk ve sıcaklık... Mutluluk ve hüzün... Umut ve umutsuzluk... Yoldaşlık... Yalnızlık... Bir doğum... Bir ölüm... Zaman geçip gider... Rolling Stone, The New York Times ve Entertainment Weekly gibi yayınların ilk on listelerinde yer alan Mike Leigh’nin bu son dramı, evli bir çiftin hayatını bir yılın dört mevsimi süresince takip ediyor. Hepsi de hüzünden mustarip arkadaşları, iş arkadaşları ve aileleriyle çevrilmiş Gerri ile Tom, yine de kendi sonbaharlarına kadar mutlu kalmayı başarıyor. Mike Leigh, yine yalnızlığı ve farklı olmayı çok iyi anlatıyor. Jim Broadbent, Lesley Manville, Ruth Sheen ve Oliver Maltman başrollerde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese İyi Seyirler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-3351999655305859298?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/3351999655305859298/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=3351999655305859298&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/3351999655305859298'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/3351999655305859298'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/06/vizyonda-bu-hafta-10-16-haziran-2011.html' title='Vizyonda Bu Hafta (10 - 16 Haziran 2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-5CC_q8-ZEaM/TfIjpqXSpFI/AAAAAAAAAQ4/OM1p96Bmvys/s72-c/another-year-mike-leigh.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-7782182608313076896</id><published>2011-05-30T09:18:00.005+03:00</published><updated>2011-11-22T20:55:00.703+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Festivaller-Ödül Törenleri-Özel Gösterimler'/><title type='text'>6. Sinemardin Uluslararası Film Festivali Hazırlıkları Devam Ediyor</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-vua3PDDicy0/TeM4JVFqZTI/AAAAAAAAAQs/MgWFH44J-Wk/s1600/Afis.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 280px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-vua3PDDicy0/TeM4JVFqZTI/AAAAAAAAAQs/MgWFH44J-Wk/s400/Afis.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5612391293564642610" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SineMardin Uluslararası Mardin Film Festivali bu sene birçok ilke imza atacak. Bu seneki teması ‘otorite’ olan SineMardin, ‘Gezici Çocuk Filmleri’ ile Mardin ve ilçelerini gezerken, birçok ünlü yönetmenin ödüllü filmleri Mardin'li sinemaseverlerin beğenisine sunacak. Festivalde bu sene de bir çok atölye çalışması yapılacak. Eşzamanlı olarak Erbil'de de ödüllü filmleri sinemaseverlerle buluşturacak olan festival bu anlamda bir ilki gerçekleştirecek. 24-30 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek olan 6. SineMardin Uluslararası Mardin Film Festivali’nin en büyük özelliği ise programına bir film festivalini davet ediyor olması...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.El Film Festivali, kısa film arşivini SineMardin'e açarak kurumsal isbirlikteligini önümüzdeki yıllarda daha ileriye götürecek bir süreci başlatacak. Aynı zamanda, ülkemizde film festivallerinin yapısal ve etik sorunlarının dile getirileceği bir basın toplantısıyla duyurulacak olan bu işbirlikteliği bir film festivalleri birliği oluşturulması gerekliliğini bir kez kez daha vurgulayacak. Festival afişi Harun Antakyalı’dan SineMardin’in bu yıl ki festival afişi Harun Antakyalı tarafından tasarlandı. Özgür figür tarzıyla metropol ve otorite kavramları üzerine çalışmalar yapan Antakyalı, festival sürecinde Mardin’li genç sanatçılarla bir de söyleşi yapacak.   Bahman Ghobadi SineMardin’deYeni nesil İran sinemasının önde gelen yönetmenlerinden Bahman Ghobadi SineMardin’e konuk olacak. Özel bir programla dört filmi gösterime sunulacak olan Ghobadi, son filmi olan İran’lı Kediler (No one knows about Persian Cats) gösterimiyle Mardin’li sinemaseverle buluşacak.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mardin Film Ofisi işbirliğiyle gercekleştirilecek olan SineMardin kapsamında geçen senelerde olduğu gibi bu sene de film analizleri, kurgu ve senaryo üzerine atölye çalışmaları yapılacak. Genç sinema sanatçıları, yönetmen ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleşecek faaliyetler bütün halka açık ve ücretsiz olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ayrıntılı Bilgi ve İletişim için: Sara Adıbelli, Medya ve Halkla İlişkiler Koordinatörü, Tel: +90 530 641 54 98, E-Mail: sara.adibelli@sinemardin.com.tr &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-7782182608313076896?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/7782182608313076896/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=7782182608313076896&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/7782182608313076896'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/7782182608313076896'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/05/6-sinemardin-uluslararas-film-festivali.html' title='6. Sinemardin Uluslararası Film Festivali Hazırlıkları Devam Ediyor'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-vua3PDDicy0/TeM4JVFqZTI/AAAAAAAAAQs/MgWFH44J-Wk/s72-c/Afis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-4235847715737600451</id><published>2011-05-29T23:25:00.001+03:00</published><updated>2011-11-20T16:27:48.959+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><title type='text'>Primal (2010)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-HRdqaNEtgdo/TeMvd3IROJI/AAAAAAAAAQc/sp83tmcNnNE/s1600/37730_wg9ilti5epf7vig2mm8.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-HRdqaNEtgdo/TeMvd3IROJI/AAAAAAAAAQc/sp83tmcNnNE/s400/37730_wg9ilti5epf7vig2mm8.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5612381750695114898" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Primal, Avustralya yapımı bir korku filmi. Yakın dönemde bu ülke sinemasından gelen korku filmi örneklerine de fazlasıyla rastlar olduk. Primal da şimdiye kadar izlediğimiz örnekler gibi, genç oyuncuların başrollerde yeraldığı, bu bir grup genç kahramanın sırayla öldüğü ve sona kalanın büyük bir mücadele verdiği örneklerden. Belki bir teen - slasher değil ancak, belirttiğimiz klasik formülü izliyor film fazlasıyla...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir grup genç eleman, ormanlık bir alana kamp yapmak üzere giderler. Bir müddet sonra içlerinden biri hastalanır. Ertesi gün kızın yavaş yavaş insan olmaktan çıkıp tuhaf bir yaratığa dönüşmeye başladığını keşfederler. Bir süre sonra dönüşümü tamamlanan kız, gruba saldırmaya başlar. Öykü bu eksende gelişiyor. Aslında çok fena bir fikir değil gibi. Teen-slasher gibi duran bir filmin içine hafif zombi filmi öğeleri katmak ve ormanlık alanda bir grup gencin mücadelesini izlemek. Bir noktaya kadar da keyifli ve heyecan verici olduğunu kabul edebilirim. Ancak hikayenin devamı oldukça klişeleşmeye başlıyor. Film akmaz, o kısa süre geçip bitmez oluyor. Çünkü film ne zombi öyküsünden elle tutulur birşey çıkarabiliyor, ne de gerilimi tüm filme yayabiliyor. Gençler arasındaki ilişki ancak ergenlerin ilgisini çekebilecek düzeyde, kendi adıma hiçbirşey bulamadığımı söyleyebilirim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-tYKn-lGIJbY/TeMvi0640JI/AAAAAAAAAQk/-oA88K4tVxY/s1600/01212_primal2010dvdripmkvigua.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 170px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-tYKn-lGIJbY/TeMvi0640JI/AAAAAAAAAQk/-oA88K4tVxY/s400/01212_primal2010dvdripmkvigua.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5612381836001464466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç yönetmen filmin senaryo ve öyküden kaynaklanan eksikliğinin farkında gibi aslen ve bunu kapatabilmek adına filmin temposunu yüksek tutmayı deniyor. Kısmen başarılı da olsa belli bir ormanlık alanda, belli sayıda genç insanın yeraldığı ve ortada pek de bir öykünün olmadığı bir filmde, bunu bütüne yayabilmek çok zor. O konuda sıkıntılı belli ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde gösterim şansı bulamayan Primal'ın çok fazla ciddiye alınacak bir tarafı yok. Bir grup genç, bir zombi öyküsü, ardarda gelen ölümler ve kalanların kurtulma çabası. Anlatım biçimi olarak da yeni birşey yok. Bunları bilerek vakit geçirmek için izlenilebilir en fazla...&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Filmin Notu: 5 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-4235847715737600451?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/4235847715737600451/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=4235847715737600451&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/4235847715737600451'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/4235847715737600451'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/05/primal-2010.html' title='Primal (2010)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-HRdqaNEtgdo/TeMvd3IROJI/AAAAAAAAAQc/sp83tmcNnNE/s72-c/37730_wg9ilti5epf7vig2mm8.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-219679988743708647</id><published>2011-05-28T23:35:00.003+03:00</published><updated>2011-11-20T16:28:05.668+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>I Saw The Devil / Şeytanı Gördüm (2010)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-vn-G3crRJUY/TeIQvLdwH8I/AAAAAAAAAQE/Wo4L0lq-dFU/s1600/600full-i-saw-the-devil-screenshot.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-vn-G3crRJUY/TeIQvLdwH8I/AAAAAAAAAQE/Wo4L0lq-dFU/s400/600full-i-saw-the-devil-screenshot.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5612066488374534082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzakdoğu sineması için 'intikam' mevzusu bir nevi uzmanlık alanına dönüştü artık. Sırf bu konuya odaklanan birçok film izledik. Kim-Ji Woon da önceki filmlerinden A Bittersweet Life / Acı Tatlı Hayat'ta ele aldığı bu mevzuya yeni filminde bir geri dönüş yapıyor ve salt bu artık Uzakdoğu sineması için eskimiş duran mevzu üzerine odaklanılsa bile hala taze duran ve iyi filmler çekilebileceğini ispatlıyor bir nevi...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acımasız seri katil Kyung-chul zevk için cinayetler işlemektedir ve son kurbanı da emekli bir polisin kızı olur. Kızın nişanlısı gizli ajan Dae-hoon intikam almak için kendi kendine yemin eder. İş yerinden kendisini toparlaması için verilen izin süresini katili arayarak ve bulursa ondan intikamını alarak geçirmeye kararlıdır. Filmin 2,5 saate yakın olan süresi aslında bu kedi-fare kovalamacası içinde geçiyor. İntikamcımız, acımasız seri katille oyun oynamaya başlıyor. Kendisini buluyor fakat acı verip, öldürmeden defalarca bırakıyor. Amacı adamın maksimum acıya ulaşmasını sağlamak. İntikam hissiyatını ancak bu şekilde tatmin edebileceğini düşünüyor. Öykünün orjinal olan kısmı katilin geçmişi ya da acımasızlığı ile ilgili hiçbir açıklama olmaması. Hiçbir sebeple ya da motivasyonla değil, soğukkanlıca ve zevk için cinayet işliyor adam. İntikamcımız da ne adamı yakalayıp adalete teslim etme derdinde ne de yakalayıp öldürme derdinde. Yakalayıp işkence edip bırakıyor, tekrar bulup devam ediyor. Bu kısımlar artık kimi izleyiciye yavan gelebilecek intikam öyküsünü farklı ve yeterince orjinal kılmayı başarıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bölümlerde yönetmen Kim Ji-Woon bilindik ustalığını konuşturuyor ve filmini tıkır tıkır işletmesini biliyor. Çok hareketli de olmayan akıllıca kurgusu ile seyirciyi, öykü için uzun sayılacak bir süre boyunca diken üstünde tutmayı beceriyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyküye değinmişken aslında ortada net bir öykü de yok. İntikam hissini merkeze almak ve incelemek yönetmenin tek hedefi. Baştan sona bir kaçıp kovalamacaya ve türlü yollarla verilen eziyete tanık oluyoruz. Ama bu noktada yönetmenin intikamla ilgili o bakışı, hissiyatı hiç bir yerde kaybetmemesi filmin şiddeti estetize eden bir çizgiye kaçmasına kesinlikle engel oluyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle finalde yönetmen filmi çok iyi bağlıyor ve izlediğinizin iyi bir film olduğuna emin oluyorsunuz. İntikamcımız, bir yerde acı vererek karşısındakini pişman edebileceğini sanıyor ama adamın 'bomboş' bir kalbe sahip olduğu gerçeği ile yüzleşiyor ve ne yaparsa yapsın içindeki intikam duygusunu asla tatmin edemeyeceğini geç de olsa anlıyor. Bunun üzerine son kozunu bir anlamda 'başkaları' üzerine oynamış oluyor fakat bu kozu oynadığında da o adam kadar boş kalpli olmadığı ve bu vicdani sorumluluğu kalan ömrü boyunca hep üzerinde taşıyacağı gerçeğiyle yüzleşiyor. Onun kadar kirlendiğini hissediyor. Farklı olan yanı ise adam gibi soğukkanlılıkla yaşayamayacak olması. Bir nevi ders vermek,rahatlamak istiyor ama kendisi dersini alıyor. Hem de en acı şekliyle. Sert duygu iniş çıkışlarına yüz vermeden, sade bir tarzda çektiği finalle filmini hafızalarda yer edecek bir noktaya taşımayı başarıyor yönetmen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-m9FpyOQG9F4/TeIQ4OWSRYI/AAAAAAAAAQU/ImjXjI05MkY/s1600/sawdevil.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-m9FpyOQG9F4/TeIQ4OWSRYI/AAAAAAAAAQU/ImjXjI05MkY/s400/sawdevil.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5612066643767346562" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunculardan Min-Sik Choi'yi Oldboy'dan hatırlıyoruz. Burada acımasız seri katil rolüne anlam yüklemeyi fazlasıyla başarıyor. Yönetmenin favori oyuncusu Byung-hun Lee de intikamcı rolünde filmi sürükleyecek performansı vermeyi başarıyor. Belki bir yerde fazla 'masum yüzlü' kalıyor ve yaşadığı dönüşüm ve tüm 'kirli' intikam hırsına rağmen izleyicinin kendisine hala sempati, seri katile ise dolaylı olarak nefret duymasına yol açmış oluyor ama tabii bu yönetmenin bir oyuncu tercihi meselesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeytanı Gördüm / I Saw The Devil, şu an durgun giden vizyondaki şüphesiz en farklı seçimlerden biri olabilir. Bence kaçırılmamalı. Elbette ekstrem Asya filmlerine alerjisi olanlara ve hassas bünye sahibi izleyicilere tavsiye olunmaz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu : 7,5 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-219679988743708647?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/219679988743708647/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=219679988743708647&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/219679988743708647'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/219679988743708647'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/05/i-saw-devil-seytan-gordum-2010.html' title='I Saw The Devil / Şeytanı Gördüm (2010)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-vn-G3crRJUY/TeIQvLdwH8I/AAAAAAAAAQE/Wo4L0lq-dFU/s72-c/600full-i-saw-the-devil-screenshot.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-5249514749621555430</id><published>2011-05-27T09:22:00.006+03:00</published><updated>2011-05-27T10:47:01.874+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyonda Bu Hafta'/><title type='text'>Vizyonda Bu Hafta (27 Mayıs - 02 Haziran 2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-QIatXAjev5U/Td9Vp6orXpI/AAAAAAAAAPc/N9kczaRhKxI/s1600/i-saw-the-devil_korea.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 223px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-QIatXAjev5U/Td9Vp6orXpI/AAAAAAAAAPc/N9kczaRhKxI/s320/i-saw-the-devil_korea.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5611297839329795730" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vizyon, bu hafta 6 yeni film ile yine hareketli. Haftanın en popüler filmi Kate Hudson'lı romantik komedi Something Borrowed / Ödünç Sevgili olurken, HS'nin seçimi ise A Tale Of Two Sisters / Karanlık Sırlar ve A Bittersweet Life / Acı Tatlı Hayat gibi filmlerin yönetmeni Kim-Ji Woon'un son filmi I Saw The Devil / Şeytanı Gördüm...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın en popüler filmi 65 kopya ile gelen Something Borrowed / Ödünç Sevgili. Rachel, New York’ta bir hukuk firmasında çalışan yetenekli bir avukattır. En iyi arkadaşı Darcy’nin kendisine sürekli hatırlattığı gibi ne yazık ki hâlâ bekâr bir kadındır. Ancak 30. yaş gününü kutladıktan sonra, Rachel, kendini hukuk fakültesinden beri aşık olduğu Dex’in kollarında bulur, fakat Dex, Darcy’nin nişanlısıdır. Darcy’nin düğünü yaklaşırken Rachel, Darcy ile olan dostluğu ve hayatının aşkı ile devam etmek arasında kalakalır. Kate Hudson'ın başrolde yeraldığı romantik komediyi Luke Greenfield yönetmiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-zVwLCQg_nvs/Td9V3MipImI/AAAAAAAAAPk/Wjlv73-dDS8/s1600/936full-there-be-dragons-poster.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 318px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-zVwLCQg_nvs/Td9V3MipImI/AAAAAAAAAPk/Wjlv73-dDS8/s320/936full-there-be-dragons-poster.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5611298067474621026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roland Joffe'nin yönettiği, başrollerinde Charlie Cox, Dougray Scott, Wes Bentley ve Olga Kurylenko'nun yeraldığı Devlerin Günahı / There Be Dragons, 50 kopya ile vizyona giriyor. Hikâye 20. yüzyılın başlarında iki çocukluk arkadaşı Manolo ve Josemaria’nın yollarının ayrılması ile başlar. Josemaria, ailesi ölünce papaz olur. Manolo, cumhuriyetçilerin arasına ajan olarak girer. Aşık olduğu Ildiko, cumhuriyetçilerin lideri Oriol ile aşk yaşamaktadır. Cumhuriyetçi çeteler, kiliseleri ateşe verip rahipleri vurmaya başlarlar. Bu iki adamın arasındaki karmaşık ilişki üzerinden İspanya iç savaşının korku ve acı dolu yılları, aşk, din gibi konular üzerine odaklanan bir öykü yapısı kurar film...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın ikinci romantik komedisi ise bir Fransız yapımı: Heartbreaker(L'arnacoeur) / Gönül Avcısı. Alex çok çok farklı bir işe sahiptir: İlişkileri bozmak. Konusunda ondan daha başarılı kimse yoktur, işini kesinlikle yerine getirir. Juliette ise genç, güzel ve varlıklı bir kızdır. On gün sonra evlenecektir ama babası bu işe pek sıcak bakmamaktadır. Alex, bu çifti ayırmak üzere işe alındığında, kendisini bir yarışın içinde bulur. Ama aşk söz konusu olunca, mükemmel bir plân yapılamayacağını anlayacaktır. Pascal Chaumeil'in yönettiği filmde, Romain Duris ve Vanessa Paradis var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-jPn98pTR4fQ/Td9WXX3GIFI/AAAAAAAAAP0/A3NKkK4xb-Y/s1600/3299-point-blank-a-bout-portant-altyazili-online-izle.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 224px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-jPn98pTR4fQ/Td9WXX3GIFI/AAAAAAAAAP0/A3NKkK4xb-Y/s320/3299-point-blank-a-bout-portant-altyazili-online-izle.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5611298620269011026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın 4. filmi Point Blank / Zor Hedef. Fred Cavaye'nin yönettiği film, 17 kopya ile gösterime giriyor. Samuel ve Nadia için hayat güzel sürmektedir. İlk bebeklerinin doğmasına çok az bir süre kalmıştır. Samuel, sağlık görevlisi belgesini almak için uğraşmaktadır. Bu dönemde Samuel ansızın saldırıya uğrar. Nadia, Samuel’e saldıran adamlar tarafından kaçırılır. Samuel kendine geldiğinde telefonu çalmaktadır. Polis gözetiminde hastanede yatan bir adamı oradan çıkarmak için sadece üç saati vardır. Samuel’in kaderi, polisin hırsızlık suçundan peşinde olduğu Sartet’e bağlıdır ve çok hızlı hareket etmek zorundadır. Gilles Lellouche, Roschdy Zem ve Elena Anaya başrollerde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim-Ji Woon'un yönettiği I Saw The Devil / Şeytanı Gördüm, kanı donduracak bir intikam hikayesi anlatıyor. Kyung Chul zevk için insan öldüren bir psikopattır. Emekli bir polis şefinin kızı olan Joo Yeon’u öldürmeyi kafasına koyar ve onu bir süre izledikten sonra cinayeti gerçekleştirir. Joo Yeon’un ölümü, gizli ajan olan nişanlısı Dae Hoon’u derinden yaralar, katili bulmaya ve intikamını almaya yemin eder. Kim Ji Woon'un önceki filmi A Bittersweet Life'tan da tanıdığımız Byung-Hun Lee intikam almaya yemin eden ajan, özellikle Oldboy' hatırlayacağımız  Min-Sik Choi ise psikopat katil rolünde. Şeytanı Gördüm, haftanın kaçırılmayacak filmi bize göre...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-wVojpCzPIh4/Td9WnwgbObI/AAAAAAAAAP8/VVM8yaOHAcU/s1600/poster.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 227px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-wVojpCzPIh4/Td9WnwgbObI/AAAAAAAAAP8/VVM8yaOHAcU/s320/poster.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5611298901762718130" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 kopya ile gösterime giren The Troll Hunter / Troll Avı Andre Ovredal imzası taşıyan bir Norveç filmi. Bir grup üniversite öğrencisi gizemli şekilde gerçekleşen ayı ölümlerini araştırmaya başlarlar. Norveç’in Kuzey ormanlarında izinsiz olarak ayıları avlayan bir avcıdan şüphelenen üniversiteli grup, bir film projesi olarak bu konunun üstüne gitmek ister. Avcı onları, kendisinden uzak tutmak isteyince grup  bir akşam gizli şekilde avcının peşine düşerler ve aslında peşinde oldukları şeyin bir ayı olmadığını fark ederler; karşılarında şey dev bir Troll'dür...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese İyi Seyirler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-5249514749621555430?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/5249514749621555430/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=5249514749621555430&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/5249514749621555430'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/5249514749621555430'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/05/vizyonda-bu-hafta-27-mays-02-haziran.html' title='Vizyonda Bu Hafta (27 Mayıs - 02 Haziran 2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-QIatXAjev5U/Td9Vp6orXpI/AAAAAAAAAPc/N9kczaRhKxI/s72-c/i-saw-the-devil_korea.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-1513821283542395398</id><published>2011-05-27T08:59:00.006+03:00</published><updated>2011-11-22T20:55:23.850+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Festivaller-Ödül Törenleri-Özel Gösterimler'/><title type='text'>Tepekule Açıkhava Sineması Bu Yıl Kendini Aşıyor!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-hoxLC4c6RIk/Td9AXYaPCAI/AAAAAAAAAPM/BzgwvWzmvWo/s1600/acik-hava-film-keyfi-basladi-705197.Jpeg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 191px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-hoxLC4c6RIk/Td9AXYaPCAI/AAAAAAAAAPM/BzgwvWzmvWo/s400/acik-hava-film-keyfi-basladi-705197.Jpeg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5611274431160584194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmirlilere 7 yıldır açık havada sinema şenliği yaşatan Makine Mühendisleri Odası Tepekule Açık Hava Sineması, bu yıl çok özel bir programla sanatseverlerin karşısına çıkıyor. 21 Haziran- 8 Eylül 2011 tarihleri arasındaki 11 haftada yerli ve yabancı birbirinden güzel 19 film seyirciyle buluşacak...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sezon programda ilk kez özel haftalar oluşturuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Belgeseller Haftası", "Kadın Filmleri Haftası" ve "Animasyon Haftası" özel programlarında bu alanlardaki en iyi yapımlardan örnekler bir araya getirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm gösterimlerin ücretsiz olduğu sinema, tüm sanatseverlere açık ve ücretsiz olarak hizmet vermekte ve gösterimler haftada üç gün, Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri saat 21.15`te yapılmaktadır. Filmlerle ilgili ayrıntılı bilgi için &lt;a href="http://www.mmo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=22659"&gt;tıklayınız&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-1513821283542395398?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/1513821283542395398/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=1513821283542395398&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/1513821283542395398'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/1513821283542395398'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/05/tepekule-ackhava-sinemas-bu-yl-kendini.html' title='Tepekule Açıkhava Sineması Bu Yıl Kendini Aşıyor!'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-hoxLC4c6RIk/Td9AXYaPCAI/AAAAAAAAAPM/BzgwvWzmvWo/s72-c/acik-hava-film-keyfi-basladi-705197.Jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-4380041007211916456</id><published>2011-05-27T08:35:00.004+03:00</published><updated>2011-05-27T09:02:23.470+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haberler'/><title type='text'>Fright Night / Korku Gecesi 23 Eylül'de Vizyonda!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-08nf43xoK2A/Td85MtW2SaI/AAAAAAAAAPE/VR_phM9pgSU/s1600/Korku%2BGecesi%2BTeaser%2BAfis.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 216px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-08nf43xoK2A/Td85MtW2SaI/AAAAAAAAAPE/VR_phM9pgSU/s320/Korku%2BGecesi%2BTeaser%2BAfis.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5611266551223568802" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tom Holland’ın korku-komedi klasiği filminin yeniden çevrimi olan, Craig Gillespie yönetmenliğinde başrollerini  Anton Yelchin ve Colin Farrell’in paylaştığı Fright Night(Korku Gecesi),23 Eylül 2011’de vizyona giriyor. Filmin yayınlanan ilk fragmanı için haberin devamına göz atın...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin öyküsü kısaca şöyle: Son sınıf öğrencisi Charlie Brewster (Anton Yelchin) her şeye sahiptir. Popüler bir arkadaş kitlesi vardır ve lisenin en seksi kızıyla birliktedir. Hatta o kadar havalıdır ki en yakın arkadaşı Ed’i bile (Christopher Mintz-Plasse) küçük görmektedir. Charlie’nin esrarengiz yabancı Jerry ile (Colin Farrell) komşu olmasıyla birlikte bela kapasını çalar. Jerry, ilk etapta harika biri gibidir ama onda bir tuhaflık vardır ve Charlie’nin annesi (Toni Collette) dâhil kimse bu tuhaflığı fark etmez. Oldukça alışılmadık şeylere şahit olan Charlie çok doğru bir sonuca varır: Jerry, mahallede avlanan bir vampirdir. Doğruyu söylediğine kimseyi inandıramayan Charlie, Craig Gillespie’nin yönetmenliğini yaptığı bu komedi-korku klasiğinin yeni versiyonunda, canavardan kurtulmanın bir yolunu bulmak zorundadır. Charlie Brewster (Anton Yelchin) hâlinden çok memnun olan bir lise son sınıf öğrencisidir – ta ki Jerry (Colin Farrell) onlara komşu olana ve Charlie, onun mahallede avlanan bir vampir olduğunu anlayana kadar. Filmin yayınlanan ilk fragmanına aşağıdan ulaşabilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-34b811bf519af72f" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v16.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3D34b811bf519af72f%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331456176%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3DC9BB20F6442E13CCAD1E7628FDAE3454D6921D.575B1F1024A5D49C2A30336E3A613B86F3F3AC7C%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D34b811bf519af72f%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3Dkdcc-FziIzTNNXV71KJFBoqDD5g&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v16.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3D34b811bf519af72f%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331456176%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3DC9BB20F6442E13CCAD1E7628FDAE3454D6921D.575B1F1024A5D49C2A30336E3A613B86F3F3AC7C%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D34b811bf519af72f%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3Dkdcc-FziIzTNNXV71KJFBoqDD5g&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-4380041007211916456?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/4380041007211916456/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=4380041007211916456&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/4380041007211916456'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/4380041007211916456'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/05/fright-night-korku-gecesi-23-eylulde.html' title='Fright Night / Korku Gecesi 23 Eylül&apos;de Vizyonda!'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-08nf43xoK2A/Td85MtW2SaI/AAAAAAAAAPE/VR_phM9pgSU/s72-c/Korku%2BGecesi%2BTeaser%2BAfis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-5759087742373520074</id><published>2011-05-27T08:22:00.005+03:00</published><updated>2011-11-22T20:56:18.089+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Festivaller-Ödül Törenleri-Özel Gösterimler'/><title type='text'>Fassbinder’in 1973 Yapımı Bilimkurgu Filmi İstanbul Modern Sinema’da!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-BLReAFy3B7k/Td82VzfRgDI/AAAAAAAAAO8/BBMjf-WlZuM/s1600/yalan%2Bdunya10k.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 315px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-BLReAFy3B7k/Td82VzfRgDI/AAAAAAAAAO8/BBMjf-WlZuM/s320/yalan%2Bdunya10k.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5611263408953458738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Modern Sinema, Goethe-Institut Istanbul işbirliğiyle, Alman yönetmen Rainer Werner Fassbinder’in en önemli yapıtlarından sayılan 1973 yapımı bilimkurgu filmi “Yalan Dünya”yı (Welt am Draht) Türkiye’de ilk kez gösterime sunacak. Alman televizyonu için restore edilmiş iki bölümlük versiyonuyla ilk kez 2010 Berlin Film Festivali’nde beyazperdede gösterilen film, 2 Haziran Perşembe günü saat 17.00’de Almanca ve Türkçe alt yazılı olarak gösterime sunulacak...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yalan Dünya” (Welt am Draht), Sibernetik ve Gelecek Araştırmaları Enstitüsü’nün&lt;br /&gt;en önemli projesi, olan ve tüm politik, toplumsal ve ekonomik olayları öngören&lt;br /&gt;Simulacron 1 isimli elektronik bir canavarı, bazılarının kendi çıkarları için kullanmak&lt;br /&gt;istemesi üzerine iyi ve kötü arasında başlayan bir savaş üzerine kurulu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Godard’ın pop art filmi “Alphaville”i, David Cronenberg’in esrarlı dünyasını,&lt;br /&gt;Kubrick’in “2001: Bir Uzay Macerası”ndaki sibernetik korkuları çağrıştıran “Yalan&lt;br /&gt;Dünya”, Fassbinder yapıtlarının acıklı ironisini içeriyor. Restore edilerek yeniden&lt;br /&gt;gösterime sunulması tüm sinemaseverlere büyük bir keşif olanağı sunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“The Matrix” filminin popülerleştirdiği sanal bir gerçeklikte geçen filmde, Fassbinder&lt;br /&gt;yapıtlarının tanıdık oyuncuları rol alıyor. 205 dakikalık bu komplo hikayesinde,&lt;br /&gt;Sibernetik ve Gelecek Araştırmaları Enstitüsü’nün en önemli projesi, tüm politik,&lt;br /&gt;toplumsal ve ekonomik olayları öngören Simulacron 1 isimli elektronik bir canavardır.&lt;br /&gt;Bazıları Simulacron 1’i kendi çıkarları için kullanmak isteyince, iyi ve kötü arasında&lt;br /&gt;bir savaş başlar. Bu projenin yöneticisi Profesör Vollmer, gizemli bir şekilde intihar&lt;br /&gt;ettiğinde Dr. Stiller onun yerine geçer. Fakat Stiller’de de tuhaf semptomlar belirir.&lt;br /&gt;Acaba Stiller şizofren midir? Pek çok kişi öyle olduğunu düşünür – ta ki Stiller bir&lt;br /&gt;gün rutin bir bilinç aktarması sırasında Simulacron’un devrelerinde eski bir tanıdığını&lt;br /&gt;görene kadar....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-5759087742373520074?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/5759087742373520074/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=5759087742373520074&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/5759087742373520074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/5759087742373520074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/05/fassbinderin-1973-yapm-bilimkurgu-filmi.html' title='Fassbinder’in 1973 Yapımı Bilimkurgu Filmi İstanbul Modern Sinema’da!'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-BLReAFy3B7k/Td82VzfRgDI/AAAAAAAAAO8/BBMjf-WlZuM/s72-c/yalan%2Bdunya10k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-6365923249084594893</id><published>2011-05-17T23:30:00.002+03:00</published><updated>2011-11-20T16:19:36.985+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Klasikler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><title type='text'>Naked / Çıplak (1993)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-2Pb2FSsfWNU/TcsCf0WB0MI/AAAAAAAAAL0/ovbOX51ACrs/s1600/PDVD_007x.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 220px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-2Pb2FSsfWNU/TcsCf0WB0MI/AAAAAAAAAL0/ovbOX51ACrs/s400/PDVD_007x.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605576906842951874" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mike Leigh, arıza karakterler, onların yalnızlıkları ve genel toplum yapısı içerisindeki ayakta kalma çabalarını, zaman zaman hüzünlü, aynı zamanda ironik bir tonda anlattığı filmleriyle tanınan, kanımca kısmen de olsa hakettiğinin altında ilgi gören önemli bir sinemacıdır. 1993 yapımı Naked / Çıplak ise, özellikle Cannes'da aldığı ödüller ile bu kısmen kenarda kalmış filmografinin en fazla ön plana çıkan filmlerindendir...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Leigh, Naked'da, temelde 'nihilizm', 'inanç ve umut arayışı' gibi kavramların üzerine gider. Bir noktadan sonra karakterlerin, bilhassa baş karakterin kurduğu uzun cümleler belki yorucu bir günün akşamında izlenirse filme adapte olmakta zorluk yaratıcı görünebilir ama aslında seyirciyi iten değil içine çeken diyaloglar içerir bu sahneler. Londra banliyosunun karanlık sokakları, loş ışıklar, tüm Leigh karakterleri gibi sıradışı ama aslında bir o kadar da içimizden karakterler filmin atmosferini kusursuz şekilde tamamlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-p8RCm5OvK3M/TcsCqtpNwgI/AAAAAAAAAME/DwySGs6JOjQ/s1600/naked.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 216px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-p8RCm5OvK3M/TcsCqtpNwgI/AAAAAAAAAME/DwySGs6JOjQ/s400/naked.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605577094022939138" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında kimi yönleri ile diğer Leigh filmlerinden biraz farklıdır Naked. Tüm Mike Leigh filmlerinde karakterler ve yaratılan atmosfer ön plandadır ve öykünün kısmen geride kaldığını hissedersiniz ama gene de baştan sona izlediğimiz, takip ettiğimiz, 'nereye varacak?' diye beklediğimiz bir öykü vardır. Ancak bunun işlenişi, anlatım biçimi, seyircinin alışkın olduğu popüler sinema dilinden farklıdır. Naked'da ise ortada bir öykünün tam olarak varlığından bile söz etmek zor. Bir ruh halinin filmi gibi sanki bu. Melankoli, arayış, boşvermişlik, bir yandan umut ve alaycılık. Filme damgasını vuran ruh halleri bunlar sanırım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu pek de varolmayan öyküyü bir deşersek karşımıza şöyle birşey çıkıyor aşağı yukarı: Johnny çalıntı bir arabayla Londra'ya gelmiştir. Londra'da ilk önce eski sevgilisi Louise'in evine gider. Bir süre burada kalsa da, hiçbir yere ait hissetmeyen  bu adamı bağlayan hiçbir şey yoktur. Bavulunu alır ve Londra sokaklarında dolaşmaya başlar. Sokaklarda pek çok farklı insanla konuşur. İçinden geldiği gibi davranmakta, yeni tanıştığı insanlarla, tipik 'yeni tanışma durumu' sınırlarına takılmadan, farklı konularda derinlikli sohbetler yapabilmektedir. Ama karşısına çıkan tüm insanların ortak özelliği mutsuz ve problemli olmalarıdır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-TmXrq7-Z850/TcsCmVH2VEI/AAAAAAAAAL8/A7Kmtm6fI18/s1600/main_large.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 215px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-TmXrq7-Z850/TcsCmVH2VEI/AAAAAAAAAL8/A7Kmtm6fI18/s400/main_large.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605577018721064002" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu insanlar ve Johnny'nin kendi varoluşsal problemleri ile birleşerek film nihilizmi irdeliyor. Hayatın anlamı, Tanrı'nın varlığı - yokluğu, adaleti - adaletsizliği bu konuların başlıcaları. Özellikle filmi izleyen hemen herkesin aklında en çok kalan bölümler ise herhalde Johnny'nin bir güvenlik görevlisi ile konuştuğu bölümlerdir. İzlemeyenleri düşünerek çok fazla tadını kaçırmayalım bu bölümlerin ama filmin duygusunun bu bölümlerde tavan yaptığını söyleyebiliriz. Özellikle ertesi sabah, aynı adamla yemek yedikleri anda adamın ağzından dökülen "Don't waste your life / Hayatını boşa geçirme" gibi klasik bir laf bile, o gece konuşulanlara tanık olup dinledikten sonra son derece etkileyici ve unutulmaz bir hal alıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mike Leigh'in önemli özelliklerinden birisi de oyunculardan önemli performanslar alabilmesidir. Bu noktada bu filmde öne çıkan isim, tabii ki David Thewlis oluyor. Belki canlandırdığı karakterin zaten bünyesinde barındırdığı potansiyel burada elbette etkili oluyor ama Thewlis'in hakkını teslim etmek gerek. Çıkardığı ölçülü oyunculukla tam anlamıyla Johnny'ye dönüşüyor perdede. Naked ise her yönüyle bir görüşten sonra akıllardan çıkmayacak bir filme...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-6365923249084594893?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/6365923249084594893/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=6365923249084594893&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/6365923249084594893'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/6365923249084594893'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/05/naked-cplak-1993_17.html' title='Naked / Çıplak (1993)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-2Pb2FSsfWNU/TcsCf0WB0MI/AAAAAAAAAL0/ovbOX51ACrs/s72-c/PDVD_007x.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-9143396545795865499</id><published>2011-05-16T19:12:00.002+03:00</published><updated>2011-11-22T20:57:23.883+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Festivaller-Ödül Törenleri-Özel Gösterimler'/><title type='text'>Etrafına Bak!  art by chance başladı!!!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-XjPT2K6JStY/TdKfKKR4FKI/AAAAAAAAAO0/Ne2xRhuqxA4/s1600/festival_afis_erkek_tr.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 238px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-XjPT2K6JStY/TdKfKKR4FKI/AAAAAAAAAO0/Ne2xRhuqxA4/s320/festival_afis_erkek_tr.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5607719482936530082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın en çok kişiye ulaşan kısa film festivali Art By Chance 2011 başlıyor. Bu yılki teması “Değişim” olan festival 13 Mayıs-13 Haziran tarihleri arasında yine tüm şehir sakinlerinin günlük hayatlarında karşılarına çıkarak, hayatın monotonluğunu üzerlerinden alacak. Günlük yolculuklarınız sırasında karşılaşacağınız ekranlara göz atmayı ihmal etmeyin! Kısa filmlerle yüz yüze gelebilirsiniz...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl 20’yi aşkın ülkede, 200’ü aşkın şehirde ve 20.000 civarı ekranda izleyiciyle buluşacak festivalin gösterileceği bazı ülkeler ise: Avusturya, Arjantin, Belçika,  Brezilya, Kanada,  Danimarka, Fransa, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Japonya, Litvanya, Malezya, Portekiz, Katar, Romanya, İspanya, Hollanda, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, İngiltere, ABD…&lt;br /&gt;İzleyenlerin sinema bileti almadan katılabileceği tek festival olan Art By Chance’te, uluslararası jürinin seçtiği 23 film, havaalanı, alışveriş merkezi, metro ve tren istasyonu, üniversite kampüsü, spor salonu ve hastane gibi halka açık alanlarda gösterilmek için 13 Mayıs tarihini bekliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;ART BY CHANCE 2011 ULUSLARARASI JÜRİSİ FİLMLERİ SEÇTİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Walt Disney’in yapımcısı Don Hahn; Fransız Sinema kanalı ARTE Yönetim Kurulu Üyesi Michel Reilac; BIFA kurucu yöneticisi Johanna Von Fischer, film eleştirmeni Nick Roddick ve Türkiye’nin önemli müzik gruplarından Mor ve Ötesi’nin solisti Harun Tekin’in oluşturduğu jürinin seçtiği filmler ansızın karşınıza çıkmaya hazır.&lt;br /&gt;Kurmaca, belgesel, animasyon ve video art’ın her örneğine açık olan ART BY CHANCE, bir ay boyunca şehirde etrafına bakan, sanatı fark etmeye hazır izleyicilere, şehrin hızlı temposunda renkli bir mola vaat ediyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;GÖZ ALICI ULTRA KISA FİLMLER&lt;br /&gt;ART BY CHANCE 2011 SEÇKİSİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A clockwork blossom, Yassmin Yaghmai, Italya&lt;br /&gt;brain eater, Shenja Berline, Belarus&lt;br /&gt;Breathe In/Out, Nina Peter, Almanya&lt;br /&gt;cast iron, Yağız Mehdiabbas,  Türkiye&lt;br /&gt;Change Is About.., Stefano Bagnoli, Italya&lt;br /&gt;ClimateSocks, Niklas Ben el Mekki, Almanya&lt;br /&gt;Cognite, Milos Obradovic, Italya&lt;br /&gt;Currency and the Future, George Sikharulidze, Amerika&lt;br /&gt;Democreative, Semih Uzunlar, Türkiye&lt;br /&gt;Fade Up, Miro Mastropasqua,  Almanya&lt;br /&gt;Green Peas, Sergey Yazvinsky, Rusya&lt;br /&gt;Growing, David Köhlmeier, Avusturya&lt;br /&gt;Hope, Sebastien Ginestra,  Fransa&lt;br /&gt;Illusions, Nicola Gastaldi, Italya&lt;br /&gt;Keep on Trying, Lee Daniels, Brezilya&lt;br /&gt;Manhattan 4.33pm, Lizzie Oxby, Ingiltere&lt;br /&gt;minor CHANGES, Frank Bertram, Almanya&lt;br /&gt;Mousetrap (Change user), Eckhard Kruse, Almanya&lt;br /&gt;OFFLIVE, Dennis Schnieber, Almanya&lt;br /&gt;Primitive (love), Dimo Petrov Trifonov, Bulgaristan&lt;br /&gt;Sleepyhead, Nenko Genov, Bulgaristan&lt;br /&gt;Teeter-Totter-Tam, Constantine Konovalov, Rusya&lt;br /&gt;The Duel, Aaron Rositzka, Almanya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ETRAFINA BAK VE KAZAN!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu filmleri festival süresince ekranlarda yakalayıp fotoğrafları festival sitesine yükleyen herkes dünyanın en büyük online sinema portalı www.mubi.com dan iki haftalık üyelik kazanarak iki hafta boyunca istediği filmi izleme şansı elde ediyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıntılı bilgi için festivalin web sitesi &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;turkey.artbychance.org&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-9143396545795865499?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/9143396545795865499/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=9143396545795865499&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/9143396545795865499'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/9143396545795865499'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/05/etrafna-bak-cunku-her-ultra-ksa-bir.html' title='Etrafına Bak!  art by chance başladı!!!'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-XjPT2K6JStY/TdKfKKR4FKI/AAAAAAAAAO0/Ne2xRhuqxA4/s72-c/festival_afis_erkek_tr.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-5014471339517652056</id><published>2011-05-15T18:20:00.002+03:00</published><updated>2011-11-20T16:28:47.246+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><title type='text'>Kinatay / Yürütme (2009)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-eR6CWUfvOWI/TdKbFiUbRpI/AAAAAAAAAOc/k2Z34MB-vu0/s1600/Kinatay%2Bad2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 242px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-eR6CWUfvOWI/TdKbFiUbRpI/AAAAAAAAAOc/k2Z34MB-vu0/s320/Kinatay%2Bad2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5607715005443819154" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filipinler yapımı Kinatay / Yürütme, hayli sert ve gerçekçi ancak bir o kadar da acımasız bir film. Öncelikle uyarı olarak bunu belirtmek lazım. Brillante Mendoza imzalı film, Cannes Film Festivali'nde de büyük ilgi görmüştü...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film, Manila'dan çeşitli görüntüler ile açılıyor. Devamında gelecek acımasız öykünün sonunda varacağımız noktadaki hissiyatı yakalamada bu görüntüler hayli önem taşıyor. Sonra öykümüz başlıyor. Bebek sahibi, evlenme hazırlığında genç bir çift ile tanışıyoruz. Henüz öğrenciler. Bu ilk bölümde, aile toplantısı, toplu nikah töreni gibi ayrıntılar ile Filipinler'deki genel yaşam biçimi ile ilgili bilgi sahibi oluyoruz aslında. Bu eğlenceli gibi gelen girişin ardından asıl kısıma geliyoruz. Oğlanın evlilik için daha fazla paraya ihtiyacı var. Bunun için zaman zaman kendisi ile birlikte çalıştığı arkadaşı, patronun onu emrettiğini ve bu işte çok para olduğunu, isterse gidebileceğini söylüyor. Daha önce bu gruba yardımcı olurken yaptığı işler bu seferki iş ile benzeşmiyor olsa gerek ki işin vahimliğini çözemiyor genç adam. İşin ne olduğuna tanık olduğunda ise artık çok geç oluyor. Önce araba ile bir eğlence mekanından orada çalışan bir kadını alıyorlar. Sonradan öğreniyoruz ki kadının kendilerine borcu var ve tüm uyarılarına rağmen ödememiş. Kadını bir eve götürüyorlar ve önce ufak işkenceler ve cinsel istismar ile başlayan iş, inanılmaz derecede bir vahşete doğru gidiyor ve bu işler ile daha önce hiç karşılaşmamış genç adam, bu işin bir parçası olmak ve gruba yardımcı olmak durumunda kalıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/--ayIwTVX95c/TdKbJuya6oI/AAAAAAAAAOk/LFkxtSqjaZQ/s1600/kinatay_clip1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://1.bp.blogspot.com/--ayIwTVX95c/TdKbJuya6oI/AAAAAAAAAOk/LFkxtSqjaZQ/s400/kinatay_clip1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5607715077510326914" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temel olarak büyük kısmı işkence ve kan ile geçen bir film gibi görülebilir. Bu açıdan günümüzün işkence pornosu filmleriyle bir tutanlar, Cannes'da aldığı ödüle tepki gösterenler de olmuştu. Ancak, şahsi fikrim, filmin tüm bu vahşeti, temel cümlesini kurmak için kullandığı ve asla hiçbir noktasında şiddeti ve kanı estetize etmediği yönünde. Film bittikten sonra karnımıza sert yumruklar yemiş gibi hissediyoruz ama asla gördüğümüz vahşet sahnelerinden değil. Gerçekte de böyle olayların pek ala yaşandığını hatırladığımız ve insanlıktan utandığımız için, bunun tüm sebebinin ekonomik koşullara dayandığını bildiğimiz için. Dolayısıyla filmin bıçak keskin bir gerçekçiliğe sahip olduğundan bahsedebiliriz ancak şiddet sömürüsüne kaçtığından asla. Zira tüm bu 'pisliği' tam bir gerçekçilikle verebilmek için şiddet sahnelerini çekmek zorundasınızdır. Daha 'hijyenik' olarak çekilmiş sahnelerle finaldeki o 'yumruk' etkisini yakalamanız olanaksızdır. Dolayısıyla kendi adıma filmin bu açıdan hiçbir sorunu olmadığını düşünüyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer taraftan yönetmenin anlatım modelini kuruşu da gayet başarılı. Şiddet sahnelerini öyle konumlandırıyor ki yönetmen, gördüklerimizden fizyolojik olarak rahatsız olmaktan ziyade aslında psikolojik olarak rahatsız oluyoruz. Adeta bilmediğimiz bir dünyaya o genç adam ile birlikte biz de giriyoruz. Bu dünyada hiçbir şey şimdiye kadar gördüğümüz dünyadaki gibi değil. Şiddet sahnelerinin girdiği bölümleri, ticari sinemada alışkın olduğumuz gibi belirginleştirme, altını çizme gibi yollardan ısrarla uzak duruyor yönetmen ayrıca. Birdenbire gelip birdenbire de gidiyor bu sahneler. Bu da filmin şokedicilik dozunu iyice arttırıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-r43nz446L1w/TdKbM7P9pBI/AAAAAAAAAOs/DY0EHQBX5lA/s1600/KINATAY-Photo1_2_986.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-r43nz446L1w/TdKbM7P9pBI/AAAAAAAAAOs/DY0EHQBX5lA/s400/KINATAY-Photo1_2_986.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5607715132395070482" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak gayet tabii ki ortadaki filmin hassas bünyelere uygun olmadığı da gayet açık. Hem psikolojik hem fizyolojik olarak sert bir filme hazırlıklı olmayanlara uzak durmalarını öneririm. Ancak bu konuda bir sorunu olmayan ve farklı keşiflere açık sinemaseverlere ise bugüne kadar gözlerinden kaçtı ise mutlaka izlemelerini şiddetle tavsiye ederim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu : 7,5 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-5014471339517652056?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/5014471339517652056/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=5014471339517652056&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/5014471339517652056'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/5014471339517652056'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/05/kinatay-yurutme-2009.html' title='Kinatay / Yürütme (2009)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-eR6CWUfvOWI/TdKbFiUbRpI/AAAAAAAAAOc/k2Z34MB-vu0/s72-c/Kinatay%2Bad2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-5513894054125424804</id><published>2011-05-14T17:50:00.001+03:00</published><updated>2011-11-20T16:29:09.652+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>La Herencia Valdemar / Lanetli Miras (2010)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-f4ZkYmrhBE8/TdKQPT4IlQI/AAAAAAAAAOE/RxrGlShbi7U/s1600/la-herencia-valdemar-2-film-izle.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 225px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-f4ZkYmrhBE8/TdKQPT4IlQI/AAAAAAAAAOE/RxrGlShbi7U/s320/la-herencia-valdemar-2-film-izle.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5607703078737843458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz cuma vizyona giren İspanyol yapımı korku filmi Lanetli Miras, 'gotik' diyebilceğimiz bir lanetli ev hikayesi anlatıyor. İki filmde tamamlanacak hikayenin ilk yarısı bu filmde karşımıza çıkıyor. Bu ilk yarıda daha çok evin geçmişi ile ilgileniliyor...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikayemiz kısaca şöyle: Luisa, bina vergilendirmeleri ile ilgili bir uzman. Victoria döneminden kalma gizemli bir eve sahip olmak isteyen kadın, bunun için eve gittikten hemen sonra ortadan kayboluyor ve patronu Maximilian da onu bulması için Nicholas Tramel isimli bir dedektifle anlaşıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-5wf_6SPKs7c/TdKQX4kFZVI/AAAAAAAAAOU/I-8BGgzpbXw/s1600/La-Herencia-Valdemar-2-7.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-5wf_6SPKs7c/TdKQX4kFZVI/AAAAAAAAAOU/I-8BGgzpbXw/s400/La-Herencia-Valdemar-2-7.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5607703226024813906" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında yarım saatlik bir giriş var. Bu bölümde Luisa ile tanışıyoruz ve sözkonusu eve gittiğinde yaşadığı gerilime tanık oluyoruz. Sonrasında ise filmin büyük bölümü dedektifin olay hakkında bilgi sahibi olmaya çalışırken, evin geçmişi ile ilgili hikayeyi bir tren yolculuğu esnasında dinlemesi ile geçiyor. Evin geçmişi ile ilgili kısım anlatılıp sonuçlandıktan hemen sonra da film bitiyor. Dolayısıyla kaybolan kadın ve diğer konular ile ilgili kafamızda uyanan soruların hiçbiri bu bölümde cevaplanmıyor. Bunu, filmin iki bölüm sürecek bir hikayeye sahip olduğunu bilmeden izlemeye gidenler için bir uyarı olması anlamında özellikle belirtmek istiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-7a_FZybBz6o/TdKQTX6U-7I/AAAAAAAAAOM/699JI4OdWiI/s1600/la-herencia-valdemar.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-7a_FZybBz6o/TdKQTX6U-7I/AAAAAAAAAOM/699JI4OdWiI/s400/la-herencia-valdemar.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5607703148540263346" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktanın dışında, film genel olarak kendi içinde başarılı sayılır. Evin geçmişi ile ilgili öykü çeşitli entrikalarla birlikte ilerliyor. Bu kısmen tempo sorununa yol açıyor. Ancak gene de öykü heyecanından fazla birşey kaybetmeden akıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin pazarlama tekniği ve bu ikiye bölünmüşlüğü tartışılabilir ancak tamamen işkence sahneleri ile akan kötü korku filmleri arasında, vizyonda farklı bir alternatif oluşturduğu da yadsınamaz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu : 6 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-5513894054125424804?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/5513894054125424804/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=5513894054125424804&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/5513894054125424804'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/5513894054125424804'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/05/la-herencia-valdemar-lanetli-miras-2010.html' title='La Herencia Valdemar / Lanetli Miras (2010)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-f4ZkYmrhBE8/TdKQPT4IlQI/AAAAAAAAAOE/RxrGlShbi7U/s72-c/la-herencia-valdemar-2-film-izle.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-6256373346557525315</id><published>2011-05-13T23:34:00.001+03:00</published><updated>2011-05-17T01:27:10.909+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyonda Bu Hafta'/><title type='text'>Vizyonda Bu Hafta (13 Mayıs - 19 Mayıs 2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-ru6X1fAKWjU/TdGfabeiAfI/AAAAAAAAANk/9aMeY3ju9oc/s1600/Little-White-Lies-Poster-.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 301px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-ru6X1fAKWjU/TdGfabeiAfI/AAAAAAAAANk/9aMeY3ju9oc/s400/Little-White-Lies-Poster-.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5607438287454208498" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta vizyonda 6 yeni film var. Haftanın yaygın dağıtıma giren 2 filmi, Priest / Kutsal Savaşçı ve animasyon Hop. HS'nin seçimi ise genç yönetmen Guillaume Canet'nin yeni filmi Little White Lies / Küçük Beyaz Yalanlar...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın en popüler filmi, 112 kopya ile gelen 3 boyutlu gerilim - aksiyon filmi Priest / Kutsal Savaşçı. Min-Woo Hyung'un aynı isimli çizgi-roman serisinden uyarlanan filmde, Yeğeni vampirler tarafından kaçırılan bir papaz kiliseye karşı gelerek vampirlerin izini sürer. Başrollerde Paul Bettany, Cam Gigandet, Karl Urban gibi isimler var. Yönetmen Scott Charles Stewart...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 kopya ile gelen animasyon Hop, Tim Hill imzası taşıyor. Filmde, işsiz güçsüz takılan Fred ile yanlışlıkla yaraladığı ve iyileşmesi için evine aldığı Paskalya Tavşanı arasında geçen komik olaylar anlatılıyor. Fred dünyanın en kötü misafiri ile mücadele ederken, kahramanların ikisi de büyümenin ne demek olduğunu beraber keşfederler... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-Vc0iv3CZQh0/TdGh8JlVK2I/AAAAAAAAANs/5cbWLMQODvU/s1600/Hop-2011.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 216px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-Vc0iv3CZQh0/TdGh8JlVK2I/AAAAAAAAANs/5cbWLMQODvU/s320/Hop-2011.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5607441065789696866" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 kopya ile vizyona giren Little White Lies / Küçük Beyaz Yalanlar, genç Fransız aktör / yönetmen Guillaume Canet'nin üçüncü yönetmenlik denemesini oluşturuyor. özlemlere dayanan mizahi yaklaşımıyla duygusal bir dram yapısını izleyen film, talihsiz bir kazaya rağmen yıllık tatillerini deniz kıyısında geçirmeye karar veren Parisli burjuva bir arkadaş grubunun etrafında geçiyor. Bu insanların hepsi sırlarla ve güvensizliklerle örselenmiştir: Mutlu bir evliliği olan Vincent, Max’e âşık olur; Marie, Ludo’nun eski sevgilisidir; Eric, Lea’yı aldatmaktadır; Antoine eski kız arkadaşına kafayı takmış durumdadır… Günler geçtikçe ilişkileri, sadakatleri ve dostluk bağları sınanacaktır. Oyuncu kadrosu, François Cluzet, Marion Cotillard, Benoît Magimel gibi önemli isimlerden oluşuyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 kopya ile gelen yerli film Kar Beyaz, Selim Güneş'in ilk yönetmenlik denemesi. Sabahattin Ali’nin ‘Ayran’ adlı öyküsünden hareketle, Selim Güneş'in senaryolaştırdığı ve yönetmenliğini üstlendiği Kar Beyaz, Doğu Karadeniz’in bir dağ köyünde geçiyor. Hasan, iki küçük kardeşiyle yaşam mücadelesi veren on iki yaşında bir çocuktur. Babası Demirci Halil’in hapse girmesiyle aile yokluk içine düşmüş, annesi kasabada bakıcılık yapmaya başlamıştır. Hasan kardeşlerini doyurabilmek için ayran satmak zorunda kalır. Hasan, soğuk bir kış gününde, gelip geçen minibüslerin yolcularına ayran satmak niyetiyle yol kenarındaki çay ocağına gelir. Bu sırada, çay ocağını işleten Recep, ailesinin kendisinden zorla ayırdığı Fatma’dan haber beklemekte, Kadir Dede getirdiği kış armutlarını satmaya çalışmakta, yaklaşan minibüsteki bir yolcu ise tayin edildiği ve gitmek istemediği yere doğru yol almaktadır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-cv2Yb3UzXL0/TdGivqp9KSI/AAAAAAAAAN0/-0iyppG2PJQ/s1600/KarBeyaz.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 241px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-cv2Yb3UzXL0/TdGivqp9KSI/AAAAAAAAAN0/-0iyppG2PJQ/s320/KarBeyaz.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5607441950840793378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine 10 kopya ile vizyona giren Lanetli Miras / La Herencia Valdemar, José Luis Alemán imzalı İspanya yapımı bir korku filmi. Luisa Llorente, Victoria döneminde Valdemar’a ait bir binaya sahip olmak istemekte olan, bina vergilendirilmelerinde çalışan bir uzmandır. Ancak Luisa birdenbire ortadan kaybolur. Luisa’nın çalıştığı şirketin başkanı olan Maximilian, Luisa’yı bulmak için Nicholas Tramel isimli bir dedektif ile anlaşır. Daha sonra, o ana kadar bilmedikleri bir gerçeği öğrenirler: İlk kaybolan kişi Luisa değildir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-WwPKT19-WAo/TdGkBNhXM5I/AAAAAAAAAN8/CiqRWeOOaIc/s1600/la-herencia-valdemar.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-WwPKT19-WAo/TdGkBNhXM5I/AAAAAAAAAN8/CiqRWeOOaIc/s320/la-herencia-valdemar.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5607443351769396114" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 kopya ile vizyona giren Les Amours Imaginaires / Hayali Aşklar, genç yönetmen Xavier Dolan'ın yeni filmi. Yakın arkadaş olan Francis ve Marie bir yemekthttp://www.blogger.com/img/blank.gife taşradan şehre yeni taşınmış olan yakışıklı ve gizemli Nicolas’la tanışırlar. Buluşmalar birbirini takip eder ve Nicolas’ın her seferinde yolladığı farklı işaretler Francis ve Marie’nin kafasını karıştırmaktan ziyade; saplantılı hayallerini daha da güçlendirir. İki yakın dost, bu arzu nesnesinin peşinde dibe doğru sürüklendikçe aralarındaki bağları da acı verici bir şekilde koparmaya başlar. Hayali Aşklar tıpkı herhangi bir klasik aşk öyküsü gibi tanışmayla başlayıp gözyaşlarıyla sona eren sürece genç ve dinamik bir gözle bakıyor. Bu sırada tutku, beklenti, keder, küçük düşme ve en sonunda yalnızlık gibi bir dizi bilindik entrikayı da bu sıradışı üçlüye uyarlıyor. Genç yönetmen yine başrollerden birinde, Francis karakterinde karşımıza çıkıyor. Filmin daha önceden incelemesini yayınlamıştık. İlgili yazıya &lt;a href="http://hayatimizsinema.blogspot.com/2010/12/les-amours-imaginaires-2010.html"&gt;buradan&lt;/a&gt; ulaşabilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese İyi Seyirler..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-6256373346557525315?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/6256373346557525315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=6256373346557525315&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/6256373346557525315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/6256373346557525315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/05/vizyonda-bu-hafta-13-mays-19-mays-2011.html' title='Vizyonda Bu Hafta (13 Mayıs - 19 Mayıs 2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-ru6X1fAKWjU/TdGfabeiAfI/AAAAAAAAANk/9aMeY3ju9oc/s72-c/Little-White-Lies-Poster-.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-985975897898423266</id><published>2011-05-12T22:14:00.005+03:00</published><updated>2011-11-22T20:50:59.753+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Festivaller-Ödül Törenleri-Özel Gösterimler'/><title type='text'>64. Cannes Film Festivali</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-0tRs1odSe4E/TdGKEbOVeUI/AAAAAAAAANM/wxYRzVH_kwM/s1600/cannes-64.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-0tRs1odSe4E/TdGKEbOVeUI/AAAAAAAAANM/wxYRzVH_kwM/s320/cannes-64.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5607414819684972866" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;64. Cannes Film Festivali 11 - 22 Mayıs tarihleri arasında yapılıyor. Bu haftaki dosyamızı bu önemli festivale ayırdık. Nuri Bilge Ceylan'ın yeni filmi ile yarışacak olması festivalin bizim açımızdan önemini bu sene daha da arttırıyor. Festivalden seçtiğimiz filmlere biraz daha yakından bakalım dedik...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Açılış Filmi :&lt;/span&gt; Festivali bu sene, yeni Woody Allen filmi Midnight In Paris açıyor. Owen Wilson, Adrien Brody, Rachel McAdams, Marion Cotillard gibi isimlerin rol aldığı filmde ayrıca Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin eşi Carla Bruni de rol alıyor. İş için Paris'e gelen bir ailenin hikayesinin anlatıldığı filmde, nişanlı genç bir çiftin yolculuk boyunca değişen hayatları ele alınıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yarışma Bölümü:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Once Upon A Time In Anatolia (Bir Zamanlar Anadolu'da) - Nuri Bilge Ceylan :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Nuri Bilge Ceylan, bir doktor ile bir savcının 12 saatlik gerilimli hikayesini anlattığı, Bir Zamanlar Anadolu'da filminde Yılmaz Erdoğan ve Taner Birsel ile çalışıyor. Filmin, yarışmadaki akibeti merakla bekleniyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-EAcyPhDSQZc/TdGJTyJcK_I/AAAAAAAAANE/o5hE3tkZB3E/s1600/ones_upon_a_time_in_anatolia_posterdesign2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 234px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-EAcyPhDSQZc/TdGJTyJcK_I/AAAAAAAAANE/o5hE3tkZB3E/s320/ones_upon_a_time_in_anatolia_posterdesign2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5607413984024865778" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;The Tree of Life - Terrence Malick :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malick, merakla beklediğimiz 1950'lerde geçen bu filminde, büyüdükçe masumiyetin kayboluşuna tanık olan çocuklar üzerinden yaşamın hikayesini anlatıyor. Şahsen konusunu okumak ve Malick ismini görmek bile bu filmi benim için festivalin en merakla beklediğim filmi haline getirmeye yetiyor. Sean Penn'in Brad Pitt'in çocuğunu oynaması, konunun Terence Malick'in kimi ilgi alanı mevzular ve yapabileceği görsel numaralarla çok iyi uyuşuyor olması oldukça heyecan verici...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;The Skin I Live In (La piel que habito) - Pedro Almodóvar :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransız polisiye yazarı Thierry Jonquet'in "Tarantula" isimli 2005 tarihli romanından uyarlananan bu Almodovar filmi kızına tecavüz eden bir adamdan intikam almaya çalışan psikolojisi bozuk bir plastik cerrahın saplantılarını ve hücrelerle ilgili yaptığı araştırmalar ile yeni bir insan derisi yaratmasını konu alıyor. Yönetmen bu filmde, uzun bir aradan sonra tekrar Antonio Banderas ile çalışıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Hara-Kiri: Death of a Samurai - Takashi Miike :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Miike'nin 1962 yapımı klasik Harakiri'nin yeniden çevrimine imza attığı bu filmin bir özelliği de 3D olarak izlenecek olması. Festival için bu bir ilk olacak..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Melancholia - Lars von Trier:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trier’in son filmi Melancholia, bilimkurgu ile psikolojik gerilim arası bir öyküye sahip. Filmin öyküsü ile ilgili çok fazla birşey şimdilik bilinmiyor ancak Von Trier ismi yeterince ilgi çekmek için yeterli. Film, Kirsten Dunst, Alexander skarsgård, Kiefer Sutherland, Stellan Skarsgård, Charlotte Gainsbourg, Charlotte Rampling ve Udo Kier gibi isimlerden oluşan hayli ilgi çekici bir kadroya sahip...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarışma bölümünde ayrıca, Nicolas Winding Refn'in Drive, Nanni Moretti'nin Habemus Papam, Naomi Kawase'nin Hanezu No Tsuki, Joseph Cedar'ın Hearat Shulayim(Footnote), Bertrand Bonello'nun L'Apollonide - Souvenirs De La Maison Close(House Of Tolerance), Radu Mihaileanu'nun La Source De Femmes, Jean Pierre &amp; Luc Dardenne'nin La Gamin Au Velo(The Kid With A Bike), Aki Kaurismaki'nin Le Havre, Markus Schleinzer'in Michael, Alain Cavalier'in Pater, Maiwenn'in Polisse, Julia Leigh'in Sleeping Beauty, Michael Hazanavicius'un The Artist, Paolo Sorrentino'nun This Must Be The Place ve Lynn Ramsay'ın We Need To Talk About Kevin isimli filmleri yeralıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-o1pBPNKEIZs/TdGP28g-hzI/AAAAAAAAANc/_HCEBN0bx5s/s1600/midnight%252Bin%252Bparis.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 265px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-o1pBPNKEIZs/TdGP28g-hzI/AAAAAAAAANc/_HCEBN0bx5s/s400/midnight%252Bin%252Bparis.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5607421185173129010" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Belirli Bir Bakış : &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Arirang - Kim Ki - Duk:&lt;/span&gt; Konusu sır gibi saklanan Kim Ki-Duk'un bu yeni belgesel projesi prömiyerini Cannes'da yapacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Restless - Gus Van Sant&lt;/span&gt; : Yeni Gus Van Sant filmi, ruhlarla arkadaş olan arıza bir delikanlı ile genç ve güzel ama hasta bir kızın ilişkisine odaklanıyor. Listeler açıklandığında Gus Van Sant’ın Restless ile yarışmalı bölümde değil de Belirli Bir Bakış kategorisinde yer alması otoriteleri şaşırmıştı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Elena - Andrei Zvyagintsev :&lt;/span&gt; İlk iki filmi The Return / Dönüş ve The Banishment / Sürgün ile ülkemizde vizyon şansı bulan Rus yönetmen Zvyagintsev'in 3.filmi, alkolizmden kurtulup ailesine daha iyi bir hayat sunmak isteyen oğlunu bağrına basan yaşlı bir kadının öyküsünü anlatıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Hors Satan - Bruno Dumont:&lt;/span&gt; Sert ve rahatsız edici filmleriyle tanınan Bruno Dumont'un yeni filmi, genç bir kadının şiddet düşkünü babasını öldüren gizemli bir adamı konu ediniyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirli Bir Bakış bölümünde toplam 21 film yeralıyor....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-ut8QwFhUKOo/TdGLMjuuFcI/AAAAAAAAANU/kHGtYYTKEgI/s1600/pitttreeoflife.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 353px; height: 213px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-ut8QwFhUKOo/TdGLMjuuFcI/AAAAAAAAANU/kHGtYYTKEgI/s400/pitttreeoflife.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5607416058918868418" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Cinefoundation: &lt;/span&gt; Resmi Seçki’nin bir başka bölümü olan Cinéfondation bölümüne bu yıl dünyanın farklı ülkelerinde yer alan 360 sinema okulundan toplamda 1580’nin üzerinde başvuru yapılmış. Festivalin taze sinemacılar arasında en çok rağbet gören etkinliklerinden biri olan seçkide, toplamda 16 film ilk üç için yarışacak. Bölümün jüri başkanlığını yönetmen Michel Gondry  yapıyor. Ayrıca bu jüri, festivalin kıssa film yarışmasının sonuçlarını da belirleyecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarışma Dışı Bölüm: Bu bölümde 8 film var. Açılış filmi olan Woody Allen filmi Midnight In Paris'in yanısıra, Jodie Foster'ın yönettiği The Beaver, Rob Marshall'ın yönettiği Pirates Of The Caribbean: On Stranger Tides öne çıkan filmler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların yanısıra kısa filmlerin yarışacağı kısa filmler bölümü de mevcut. Ayrıca Jafar Panahi'nin This Is Not A Film'inin de yeraldığı özel gösterimler bölümü ve her yıl klasik ve zor bulunan filmlerin restore edilmiş versiyonlarının gösterildiği Cannes Klasikleri bölümleri mevcut. Bu klasikler içerisinde Ömer Lütfi Akad'ın  Hudutlar Kanunu adlı klasiği de yeralıyor. Bu bölümde bu yıl 14 uzun metraj kurmaca film ve 5 belgesel var. Klasiklerde diğer dikkat çekenler Kubrick'in Clockwork Orange'ı, Bertolucci'nin The Conformist'i gibi filmler dikkat çekiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Festival 22 Mayıs akşamı yapılacak törenle son bulacak. Yarışma filmleri festival boyu günde ikişer film olarak ilerlerken, Nuri Bilge Ceylan'ın filmi gösterimlerin yapılacağı son günde gösterilecek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-985975897898423266?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/985975897898423266/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=985975897898423266&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/985975897898423266'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/985975897898423266'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/05/64-cannes-film-festivali.html' title='64. Cannes Film Festivali'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-0tRs1odSe4E/TdGKEbOVeUI/AAAAAAAAANM/wxYRzVH_kwM/s72-c/cannes-64.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-8830007390805342527</id><published>2011-05-11T20:31:00.001+03:00</published><updated>2011-11-22T20:56:37.382+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Festivaller-Ödül Törenleri-Özel Gösterimler'/><title type='text'>Uluslararası Eskişehir Kral Midas Kısa Film Festivali Başlıyor!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-i59G9MTSGEw/Tc1rNJynuwI/AAAAAAAAAM0/9QKqla0tw_U/s1600/5706912246_f12125e73c_o.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 220px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-i59G9MTSGEw/Tc1rNJynuwI/AAAAAAAAAM0/9QKqla0tw_U/s320/5706912246_f12125e73c_o.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5606254984856845058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu’nun sanat başkenti Eskişehir, yeni bir film festivali ile Eskişehirli sanatseverleri buluşturarak Eskişehir’in sanatsal mozaiğine artı değerler katmaya hazırlanıyor. Eskişehir sanatın birçok dalında öncü olmaya devam ediyor. Şehrin kültürel dinamikleri bünyesinde, kamu kuruluşlarının desteğini de arkasına alarak yola çıkan Uluslararası Eskişehir Kral Midas Kısa Film Festivali 11 - 15 Mayıs tarihleri arasında Eskişehir’de gerçekleştiriliyor...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dördü uluslararası olmak üzere toplam 14 dalda ödüllü bir yarışmalı bölümü de kapsayan festival ulusal ve uluslararası birçok kısa film örneğini izleyicisi ile buluşturacak. Yarışmalı bölümde değerlendirmeyi gerçekleştirecek jüri, oyuncu Şenay Gürler, Cansel Elçin ve Korel Cezayirli, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi STV Bölümü Öğr. Görevlisi M. Erdem Gösterişli, Anadolu Üniversitesi GSF Çizgi Film Bölümü Başkanı Doçent Fethi Kaba, yönetmen Tolga Karaçelik gibi profesyonel ve akademisyen isimlerden oluşuyor. Festival sadece film gösterimleri ile sınırlı kalmayacak. İzleyiciler festival süresince fotoğraf sanatçısı Ümit Karalar’ın Sheddeath “Şiddet ve Kadınlar” konulu fotoğraf sergisini, Ankara Devinim Tiyatrosu’nun “Roberto Zucco” “Şiddetin Binbir Rengi” adlı tiyatro oyununu, şapka tasarımcısı Derya Delice’nin “Nedensiz Şiddet” temalı şapka tasarım sergisini ve Cafe-Theatre tarzında birçok farklı performansı seyretme olanağı bulacaklar. 5 gün boyunca workshop ve söyleşiler ile dolu dolu bir programa sahip olan festival’in kapanış gösterisi ve ödül töreni 15 Mayıs akşamı gerçekleştirilecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Programla ilgili ayrıntılara, aşağıdaki fotoya tıklayıp büyüterek broşürden, ayrıca &lt;a href="http://www.kralmidas.com"&gt;www.kralmidas.com&lt;/a&gt; adresinden ve &lt;a href="http://www.facebook.com/kralmidasfest"&gt;www.facebook.com/kralmidasfest&lt;/a&gt; facebook sayfasından ulaşabilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-GbkIJEuBgS4/Tc1rYAVQj3I/AAAAAAAAAM8/LC8vqy9mQCY/s1600/5706912578_0f834ecce8_o.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 229px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-GbkIJEuBgS4/Tc1rYAVQj3I/AAAAAAAAAM8/LC8vqy9mQCY/s320/5706912578_0f834ecce8_o.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5606255171296333682" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-8830007390805342527?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/8830007390805342527/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=8830007390805342527&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/8830007390805342527'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/8830007390805342527'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/05/uluslararas-eskisehir-kral-midas-ksa.html' title='Uluslararası Eskişehir Kral Midas Kısa Film Festivali Başlıyor!'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-i59G9MTSGEw/Tc1rNJynuwI/AAAAAAAAAM0/9QKqla0tw_U/s72-c/5706912246_f12125e73c_o.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-6187388401714385214</id><published>2011-05-09T23:40:00.004+03:00</published><updated>2011-11-22T20:57:51.163+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Festivaller-Ödül Törenleri-Özel Gösterimler'/><title type='text'>64. Cannes Film Festivali Başlıyor</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-ce41TN12_-8/TclWUATaIuI/AAAAAAAAALs/y7ShBVKIXwY/s1600/cannes-64th.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 221px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-ce41TN12_-8/TclWUATaIuI/AAAAAAAAALs/y7ShBVKIXwY/s400/cannes-64th.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605106112918069986" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;64’üncüsü yapılacak, dünyanın en prestijli film festivali olan Cannes Film Festivali 11 Mayıs 2011 Çarşamba günü başlıyor. Festival, Woody Allen’in yönettiği, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin eşi Carla Bruni’nin de oynadığı "Midnight in Paris" adlı filmin, yarışma dışı gösterimiyle açılacak...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Mayıs akşamı ödüllerin açıklanacağı festivalde, Altın Palmiye için bu yıl, Türkiye’den Nuri Bilge Ceylan’ın "Bir Zamanlar Anadolu’da" filmi de yarışacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altın Palmiye için yarışacak diğer 19 film ve yönetmenleri şöyle: "Drive" Nicolas Winding Refn, "Habemus Papam" Nanni Moretti, "Hanezu No Tsuki" Naomi Kawase, "Hearat Shulayim" Joseph Cedar, "Ichimei" Takashi Miike, "L’apollonide-Souvenirs de la Maison close" Bertrand Bonello, "La Piel Que Habito" Pedro Almodovar, "La Source des Femmes" Radu Mihaileanu, "Le Gamin au Velo" Jean-Pierre ve Luc Dardenne, "Le Havre", Aki Kaurismaki, "Melancholia" Lars Von Trier, "Michael" Markus Schleinzer, "Pater" Alain Cavalier, "Polisse" Maiwenn, "Sleeping Beauty" Julia Leigh, "The Artist" Michel Hazanavicius, "The Tree of Life" Terrence Malick, "This Must Be The Place" Paolo Sorrentino, "We Need to Talk About Kevin" Lynne Ramsay...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jüri başkanlığını ünlü oyuncu ve yapımcı Robert De Niro'nun yürüteceği festivalin jüri üyeliklerini de Olivier Assayas, Martina Gusman, Mahamat-Saleh Haroun, Jude Law, Nansun, Shi, Uma Thurman, Johnnie To, Linn Ullmann yapacaklar. Festivaldeki filmleri perşembe günü bu haftaki dosyamızda daha yakından inceleyeceğiz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-6187388401714385214?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/6187388401714385214/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=6187388401714385214&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/6187388401714385214'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/6187388401714385214'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/05/64-cannes-film-festivali-baslyor.html' title='64. Cannes Film Festivali Başlıyor'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-ce41TN12_-8/TclWUATaIuI/AAAAAAAAALs/y7ShBVKIXwY/s72-c/cannes-64th.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-6297641200397630730</id><published>2011-05-08T23:26:00.004+03:00</published><updated>2011-11-20T16:51:55.175+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><title type='text'>Wai Dor Lei Ah Yut Ho / Hayalimdeki Ev (2010)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-6yFPaTMqeNM/TclFaMamnTI/AAAAAAAAALc/sRPe_F4QC6A/s1600/cbf61_68822981072343109086.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 229px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-6yFPaTMqeNM/TclFaMamnTI/AAAAAAAAALc/sRPe_F4QC6A/s320/cbf61_68822981072343109086.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605087527551016242" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayalimdeki Ev, Hong Kong yapımı, Ho-Cheung Pang imzalı bir korku filmi. Aslında enteresan sayılabilecek bir çıkış noktası var hikayenin. Film de buna uygun şekilde, merak uyandırarak başlıyor. Cheng Lai-sheung, muhteşem Hong Kong Limanı manzarası olan bir dairenin peşindedir. Bu hayalini gerçekleştirmek için iki ayrı tam zamanlı işte çalışmaktadır ama bu bile yeterli olmaz. Erkek arkadaşı demeye dilimin varmadığı bir adamla sık sık buluşup birlikte olmaktadırlar. Bu adamla da bir geleceğinin olmadığını anlar kadın ve daha sonra kontrolden çıkar. Acımasız cinayetler işlemeye başlar...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film, aslında iki ayrı kısımdan oluşuyor. Birinci kısımda kadını, çalıştığı yerlerdeki işlerini yaparken ve sözkonusu daireyi almak için çabalar yürütürken görüyoruz. İkinci kısımda ise aynı kadın eli kanlı ve acımasız cinayetler işleyen bir katil. Bu iki kısım paralel kurguyla veriliyor. Film boyu bu iki kısmı ayrı ayrı izliyoruz. Böylelikle, kadının işlediği acımasız cinayetler ile kapitalizmin acımasız çarkları içerisinde, daha fazla para uğruna içinde bulunduğu uğraşlar bir arada gitmiş oluyor. Dolayısıyla, bu cinayet kısımları, kadının içgüdüsüymüş gibi bir okumaya kavuşmuş oluyor. Bu açıdan olumlu ancak finaldeki çözümde bu okuma biraz yerle bir oluyor gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-O1IfFRse4_Y/TclGpapFm7I/AAAAAAAAALk/nieOg-OSHo8/s1600/Wai-dor-lei-ah-yut-ho-452612.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-O1IfFRse4_Y/TclGpapFm7I/AAAAAAAAALk/nieOg-OSHo8/s400/Wai-dor-lei-ah-yut-ho-452612.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605088888579529650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan filmin şiddet sahnelerinin üzerinde durmak lazım. Netice olarak film, yukarıda bahsettiğim gibi, iki ayrı koldan ilerliyor ve aslında bu kolların her ikisinde de bir 'durum' gösteriliyor. Herhangi bir öyküden söz etmek zor. Dolayısıyla ortada herhangi bir öykünün olmadığı bir filmde, uzun uzadıya şiddet sahneleri izlemiş oluyoruz ki bu da bir yerden sonra filmi ister istemez bir 'şiddet pornosu' noktasına taşımış oluyor. Bu açıdan popüler Amerikan yapımlarından çok da farklı bir noktada duramıyor film. Aslında Amerikan yapımlarına nazaran son dönemin Fransız 'işkence pornosu' örneklerini daha çok hatırlatıyor. Ama genel anlamda bildiğimiz Uzakdoğu korku sineması örneklerine benzediği söylenemez. En azından kendi adıma o filmlerde sevdiğim hemen hemen hiçbir şeyi Hayalimdeki Ev'de bulamadığım kesin. Sahip olduğu bu öyküsüzlük, filmi amaçsız bir hale sokuyor. Sondaki bağlanış biçimi de bu anlamda yeterli olamıyor maalesef... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayalimdeki Ev, iyisiyle kötüsüyle korku filmi severler için bir alternatif elbette. Ancak açıklamaya çalıştığım sebeplerle, beni hiç tatmin edemediğini belirtmem gerek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu : 5 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-6297641200397630730?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/6297641200397630730/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=6297641200397630730&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/6297641200397630730'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/6297641200397630730'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/05/wai-dor-lei-ah-yut-ho-hayalimdeki-ev.html' title='Wai Dor Lei Ah Yut Ho / Hayalimdeki Ev (2010)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-6yFPaTMqeNM/TclFaMamnTI/AAAAAAAAALc/sRPe_F4QC6A/s72-c/cbf61_68822981072343109086.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-4426757068458913901</id><published>2011-05-07T23:21:00.004+03:00</published><updated>2011-11-20T16:52:13.102+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüm Film Kritikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon Kritik'/><title type='text'>Vanishing On 7th Street / Kıyamet Gecesi (2010)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-_VL4ZoVjARc/TckmMGv7nDI/AAAAAAAAAKs/rIcWNmwBJTM/s1600/vanishing_on_7th_street-1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 249px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-_VL4ZoVjARc/TckmMGv7nDI/AAAAAAAAAKs/rIcWNmwBJTM/s400/vanishing_on_7th_street-1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605053200651230258" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta gösterime giren Vanishing On 7th Street / Kıyamet Gecesi, Makinist, Sibirya Ekspresi gibi filmlerle tanıdığımız yönetmen Brad Anderson'ın imzasını taşıyan, tüm ışıkların söndüğü karanlık ve gizemli bir dünyada geçen, en azından fikir anlamında, kağıt üzerinde ilgi çekici duran bir film...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin daha başında, dünyada tüm 'ışıklar' birden sönüyor ve dünya nüfusunun çok büyük çoğunluğu, kıyafetleri bulundukları yerde kalmış vaziyette, birdenbire ortadan kayboluveriyor. Sonrasında ise, bu insanları karanlığa götüren 'gölgeler' karşımıza çıkıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-ihkCnCb2c9I/Tckmby0OayI/AAAAAAAAALE/-XMdOYp6RHU/s1600/vanishing-on-7th-street.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-ihkCnCb2c9I/Tckmby0OayI/AAAAAAAAALE/-XMdOYp6RHU/s400/vanishing-on-7th-street.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605053470178437922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Brad Anderson, önceki filmlerinde de olduğu gibi, filmini tipik bir gişe gerilimine dönüştürmeme niyetinde aslen. Bunun için hamleler yapıyor. Karakterler arası ilişkileri, karakterlerin bu 'karanlık' öncesi hayatlarındaki eksikliklerini, kaybetmişliklerini ve arayışlarını ön plana çıkarmayı deniyor. Ancak maalesef, karakterler arası ilişkiler, seyirci için hiçbir noktada ilgi çekici hale gelemiyor. Zaten senaryo da, ağır tempolu ve ciddi bir felsefik boyutu kaldırabilecek kadar derinlikli değil. Bir noktadan sonra film, fazla uzun olmayan süresine rağmen, hayli sıkıcı ve kasvetli bir hale geliyor. Çünkü ortada elle tutulur bir öykü de yok karakterler de yok. Dolayısıyla 'bakalım sonunda ne olacak, ne çıkacak?' diye bir umut beklemeye başlıyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-sgNuAp5eNl8/TckmWMFPpLI/AAAAAAAAAK8/lfl_u_hVS3Y/s1600/vanishing-on-7th-street-movie-photo-04.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 167px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-sgNuAp5eNl8/TckmWMFPpLI/AAAAAAAAAK8/lfl_u_hVS3Y/s400/vanishing-on-7th-street-movie-photo-04.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605053373881492658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelgelelim, insanlığın gelecek umudu temsilini küçük siyah çocuğa yükleyerek Barack Obama iması yapan ve kaçınılmaz olarak çocuğunu kaybeden kadın ve kilise üzerinden dini bir noktaya getiren final de içeriğini ve propagandasını tamamen bir kenara bıraksak bile en iyi tabirle fazlasıyla 'klişe'...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgi çekici gibi başlayan ama gittikçe tatsız tutsuz hale gelen bir gerilim filmi ne yazık ki Vanishing On 7th Street / Kıyamet Gecesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filmin Notu : 5 / 10&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-4426757068458913901?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/4426757068458913901/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=4426757068458913901&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/4426757068458913901'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/4426757068458913901'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/05/vanishing-on-7th-street-kyamet-gecesi.html' title='Vanishing On 7th Street / Kıyamet Gecesi (2010)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-_VL4ZoVjARc/TckmMGv7nDI/AAAAAAAAAKs/rIcWNmwBJTM/s72-c/vanishing_on_7th_street-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-5300901895525250793</id><published>2011-05-06T23:44:00.000+03:00</published><updated>2011-05-10T14:21:35.865+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyonda Bu Hafta'/><title type='text'>Vizyonda Bu Hafta (06 Mayıs - 12 Mayıs 2011)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-Ha-gRAhAy28/TckeHO5ANNI/AAAAAAAAAJ8/zdqiyuNQ2bA/s1600/Gise-Memuru-20.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Ha-gRAhAy28/TckeHO5ANNI/AAAAAAAAAJ8/zdqiyuNQ2bA/s400/Gise-Memuru-20.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605044320844395730" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vizyonda bu hafta 9 yeni film var. Haftanın en yaygın gösterime giren filmleri, Gişe Memuru, Ağır Abi, Vanishing on 7th Street / Kıyamet Gecesi oldular. HS'nin seçimi de Gişe Memuru...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın en popüler filmi, 71 kopya ile gösterime giren yerli film Gişe Memuru. Kendi halinde bir gişe memuru olan Kenan, babasıyla yaşayan, işiyle evi arasındaki küçük dünyada gidip gelen ve insanlarla iletişim kurmaktansa, kendi hayallerinde yaşamayı tercih eden bir karakterdedir. Çatalca gişeler bölgesinde çalışan ve görevinin başındayken zaman zaman kendi kendine konuşmasıyla bilinen Kenan’ın, diğer insanlarla olduğu gibi babasıyla da mesafeli bir ilişkisi vardır. Kenan’ın kalp hastası olan babasına, gündüzleri Nurgül bakıcılık yapar. 30 yaşlarındaki konuşkan ve anaç Nurgül, Kenan’ı, babasını ve yıllar önce vefat etmiş annesini küçüklüğünden beri tanımaktadır. Kenan’ın işiyle evi arasında sıkışıp kalmış monoton hayatı, yeni işletme şefinin Çatalca’yı denetlemeye geldiği gün değişecektir. Tolga Karaçelik'in yönettiği filmde, Serkan Ercan başrolde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-tuz02oce5xg/TckeQsi3ucI/AAAAAAAAAKE/o39k4dlfJp8/s1600/agir-abi-filmi-izle.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 220px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-tuz02oce5xg/TckeQsi3ucI/AAAAAAAAAKE/o39k4dlfJp8/s320/agir-abi-filmi-izle.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605044483423451586" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağır Abi, 67 kopya ile gösterime giren haftanın bir diğer yerli filmi. Ağır Abi, iki arkadaşın ağır abi olma yolunda verdikleri mücadele sırasında iki güç arasında kalmalarını konu alıyor. Efe ve Yiğit adında iki genç moda olan mafya dizilerinden etkilenmeyi abartıp ağır abi olmayı kafaya koymuşlardır. Ağır Abi olabilmek için ne yapabileceklerini düşünürlerken, Türkiye’de yaşayan en acımasız mafya babası olan Abidin Cirit'in yaşadığı kasabaya gitmeye karar verirler. Yönetmen Oğuzhan Uğur, başrollerde ise Halil Taşdemir ve Senem Başak var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vanishing on 7th Street / Kıyamet Gecesi, haftanın 58 kopya ile en popüler gösterim şansı bulan yabancı filmi oldu. İnsan nüfusunun çoğu gizemli bir şekilde ortadan kaybolur. Arkalarında herhangi bir ipucu bırakmadan kaybolan bu insanlar, arkalarında bıraktıkları kişisel eşyalara bakılırsa, yanlarında hiçbir şey götürmemişlerdir. Bu tuhaf ve karanlık olaydan kurtulan bir grup insan 7. Cadde’de buluşur. Aralarında son kalan insanlar olduklarını düşünenler vardır. Işık niyetine sadece bir jeneratörleri vardır. İnsan siluetleri şeklindeki karanlık gölgeler giderek yaklaşmaktadır. Brad Anderson’ın Sibirya Ekspresi’nden sonra çektiği bu film, umudun yitirildiği bir dünyada geçen bir kıyamet öyküsü anlatıyor. Başrollerde John Leguizamo, Hayden Christensen ve Thandie Newton var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-d5msSyg2h4o/TckeamDcP2I/AAAAAAAAAKM/nTUlxf0R1QI/s1600/vanishing_on_7th_street-1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 249px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-d5msSyg2h4o/TckeamDcP2I/AAAAAAAAAKM/nTUlxf0R1QI/s400/vanishing_on_7th_street-1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605044653479706466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;51 kopya ile gelen animasyon, Hoodwinked Too! Hood vs. Evil / Kırmızı Başlıklı Kız: Kötülere Karşı'yı Mike Disa yönetmiş. Başkahramanımız Kırmızı, Başlık Kardeşleri isminde gizemli bir gizli örgütün eğitiminde karşımıza çıkar. Fakat çok gizli Sonsuza Dek Mutlu Ajansının başkanı olarak geri dönen Nicky Flippers tarafından acilen göreve çağrılır ve eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalır. Kötü kalpli bir cadı , Hansel ve Gretel adında iki masum çocuğu alıkoymuştur ve Nicky’nin arama – kurtarma görevi için Kırmızı’ya ihtiyacı vardır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/--9nro2f33Gg/Tckeooc4ZsI/AAAAAAAAAKU/VR12JhpHLlk/s1600/Hoodwinked-Too-Hood-VS-Evil-759822.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 224px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/--9nro2f33Gg/Tckeooc4ZsI/AAAAAAAAAKU/VR12JhpHLlk/s320/Hoodwinked-Too-Hood-VS-Evil-759822.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605044894641448642" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer film, 31 kopya ile gelen Devrimden Sonra. Devrimden Sonra, sosyalist devrimin sonrasında Türkiye'de geçen 12 öyküden oluşmakta bu açıdan Türkiye'de sosyalizmi anlatan ilk film olma özelliğini taşıyor. Ülkede yaşanan politik ve sosyal değişimler sıradan vatandaşın hayatına yansımaları ile anlatılıyor. Kamulaşan fabrikalar, herkesin oturduğu evin sahibi olması, ücretsiz hale gelen sağlık, eğitim, ulaşım hizmetleri ve bunları şaşkınlık, sevinç hatta kimi zaman korku ile izleyen bakkal amcalar, emekliler, kiracılar, öğrenciler, işçiler. Kısacası yurttaşlarımızın insanca bir yaşama kavuştuğu bir ülke resmediliyor. Mustafa Kenan Aybastı'nın yönettiği filmde, Fırat Tanış, Mert Fırat ve Şerif Sezer gibi isimler rol alıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 kopya ile gelen Henry's Crime / Suçlu Kim' i Malcolm Venville yönetmiş. Filmde Henry, hayalleri olmayan, hayatını amaçsızca sürdüren bir adamken bir sabah kendisini bir banka soygunun içinde bulur ve suçu olmadığı halde hapse girer. Bu andan itibaren hayatı tamamen değişecektir çünkü hapiste Max adında bir adam ile tanışacaktır. Başrollerde Keanu Reeves ve James Caan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-pPqIksFDCz8/TckfG_D7QKI/AAAAAAAAAKc/nMDCOTyJDJ0/s1600/henrys_crime-535x401.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-pPqIksFDCz8/TckfG_D7QKI/AAAAAAAAAKc/nMDCOTyJDJ0/s400/henrys_crime-535x401.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605045416106868898" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 salonda oynayan Senna, Asif Kapadia'nın yönettiği bir belgesel. 34 yaşında ölümünden önce 3 kez Formula 1 şampiyonluğu elde etmiş Brezilyalı efsanevi yarışçı Ayrton Senna üzerine kurulu bu belgesel, Senna’nın 80’lerin ortasında başladığı Formula 1 kariyerini ve en güçlü düşmanı Fransa Dünya Şampiyonu Alain Prost ile mücadelesini anlatırken siyasetin spora getirdiği zorluklara da değinmekte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 salonda oynayan Copacabana / Copacabana: Düğün Hikayesi, Marc Fitoussi'nin yönettiği, Isabelle Huppert'ın başrolde yeraldığı bir Fransız filmi. Babou, hiçbir şeyi önemsemeyen biridir, ancak kızının kendisini düğününe çağırmaya utandığını öğrenince, hayatında bazı değişiklikler yapma kararı alır. Belçika kıyılarında devre mülk satışı işine girer ve örnek çalışan seçilir. Babou, kendi başarısına gölge düşürmeyi becerir. Şimdi kızına, nevi şahsına münhasır bir hediye bulması gerekmektedir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-Jnylh_bGYiM/TckfULEDXbI/AAAAAAAAAKk/6lGDWmWhXUk/s1600/K%25C3%25BC%25C3%25A7%25C3%25BCk-G%25C3%25BCnahlar.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 229px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Jnylh_bGYiM/TckfULEDXbI/AAAAAAAAAKk/6lGDWmWhXUk/s320/K%25C3%25BC%25C3%25A7%25C3%25BCk-G%25C3%25BCnahlar.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605045642666925490" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son film sadece 9 salonda oynayan yerli film Küçük Günahlar. Filmde Macit Koper, Esra Ruşan ve Berke Özrek başrollerde. Öykü ve romanlarından tanıdığımız yazar Rıza Kıraç’ın ilk uzun metrajlı filmi olan Küçük Günahlar, üçlü bir aşk hikâyesinin ardında kendi vicdani sorunlarını çözemeyen bireylerin, toplumsal sorunlar karşısındaki zayıflığını anlatıyor. Başrolleri, 7 yıl aradan sonra sinemaya dönen Macit Koper, şu sıralar Behzat Ç’de oynayan genç oyuncu Berke Üzrek, tiyatro ve dizilerden tanıdığımız Esra Ruşan paylaşıyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/350372091978201648-5300901895525250793?l=hayatimizsinema.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/feeds/5300901895525250793/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=350372091978201648&amp;postID=5300901895525250793&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/5300901895525250793'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/350372091978201648/posts/default/5300901895525250793'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/05/vizyonda-bu-hafta-06-mays-12-mays-2011.html' title='Vizyonda Bu Hafta (06 Mayıs - 12 Mayıs 2011)'/><author><name>Ferit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07940797077677629212</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-Ha-gRAhAy28/TckeHO5ANNI/AAAAAAAAAJ8/zdqiyuNQ2bA/s72-c/Gise-Memuru-20.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-350372091978201648.post-6382967535800046661</id><published>2011-05-05T23:36:00.002+03:00</published><updated>2011-11-22T20:21:05.778+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yakın Plan'/><title type='text'>Önümüzdeki Yaz Sinemalarda!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-uGvS5gMMAyI/TcZUeGF768I/AAAAAAAAAJ0/9OMbWVGg7gM/s1600/yazayi.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 262px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-uGvS5gMMAyI/TcZUeGF768I/AAAAAAAAAJ0/9OMbWVGg7gM/s400/yazayi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604259662317480898" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haftaki dosyamızı, önümüzdeki yaz ayları sinemalarımıza konuk olacak filmlere ayırdık. Önceki yıllarda, sinema açısından çok durgun geçen yaz ayları, artık sezonun normal bir şekilde devam ettiği, çok sayıda büyük prodüksiyonun sinemalara konuk olduğu, bunun yanında yine de kendine has, ayrı bir dokusu da olan dönemler(örneğin bu yıl yine çok sayıda korku-gerilim filmi örneği var her zamanki gibi). Bu vesileyle, önümüzdeki Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında gösterime girecek (en azından şimdilik öyle gözüken, son dakika değişiklikleri bizi bağlamaz:)) filmlerden bir seçki hazırladık...&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-rFhY2eMnjS8/TcZPVys0TWI/AAAAAAAAAIE/1qeBx2dnMUA/s1600/X-Men-First-Class-910938.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 270px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-rFhY2eMnjS8/TcZPVys0TWI/AAAAAAAAAIE/1qeBx2dnMUA/s400/X-Men-First-Class-910938.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604254022114757986" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;X-Men: First Class / X-Men : Birinci Sınıf :&lt;/span&gt; Yeni X-Men filmi, efsanenin başlangıcını anlatıyor ve tarihin akışını değiştiren küresel olayların arkasındaki sır perdesini aralıyor. Mutantlar varlıklarını dünyaya duyurmadan ve Charles Xavier ve Erik Lensherr, Profesör X ve Magneto isimlerini almadan önce, ikili, güçlerini yeni keşfetmeye başlayan iki genç adamdır. Birbirlerinin düşmanı haline gelmeden önce diğer Mutantlarla beraber çalışarak dünyayı tehdit etmekte olan tehlikeyi durdurmak için çalışan bu iki yakın arkadaş arasında zamanla patlak veren anlaşmazlıkla birlikte Magneto Kardeşliği ve Profesör X'in X-Men'i arasında süregelen ezeli savaşın temelleri atılır. Dünyayla aynı anda gösterime girecek filmde, Pröfesör X'in gençliğini James Mc Avoy, Magneto'nun gençliğini ise Michael Fassbender oynuyorlar. Yönetmen koltuğunda ise bu kez, Layer Cake, Stardust gibi başarılı yapımlarıyla tanıdığımız Matthew Vaughn var... &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gösterim Tarihi : 3 Haziran&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-cuEwG9wZy9w/TcZPrOOy5wI/AAAAAAAAAIM/JpGsD4Celpc/s1600/another_year_movie_image_01.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 215px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-cuEwG9wZy9w/TcZPrOOy5wI/AAAAAAAAAIM/JpGsD4Celpc/s400/another_year_movie_image_01.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604254390282282754" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Another Year / Ömrümüzden Bir Sene :&lt;/span&gt; lkbahar, yaz, sonbahar, kış... Aile ve dostluk... Aşk ve sıcaklık... Mutluluk ve hüzün... Umut ve umutsuzluk... Yoldaşlık... Yalnızlık... Bir doğum... Bir ölüm... Zaman geçip gider... Rolling Stone, The New York Times ve Entertainment Weekly gibi yayınların ilk on listelerinde yer alan Mike Leigh’nin bu son dramı, evli bir çiftin hayatını bir yılın dört mevsimi süresince takip ediyor. Hepsi de hüzünden mustarip arkadaşları, iş arkadaşları ve aileleriyle çevrilmiş Gerri ile Tom, yine de kendi sonbaharlarına kadar mutlu kalmayı başarıyor... &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gösterim Tarihi : 10 Haziran&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-VhIADp75hMM/TcZQAZXzDKI/AAAAAAAAAIU/ZHIDWYsw-2E/s1600/route-irish.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-VhIADp75hMM/TcZQAZXzDKI/AAAAAAAAAIU/ZHIDWYsw-2E/s400/route-irish.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604254754050084002" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Route Irish / Tehlikeli Yol :&lt;/span&gt; Ken Loach'un yeni filmi, askerliklerini birlikte yapan Liverpool'lu iki çocukluk arkadaşı Fergus ve Frankie'nin öyküsünü anlatıyor. 2004'te terhislerinden sonra çok yüksek bir maaş teklifini reddedemeyen iki arkadaş, Irak'ta özel bir güvenlik firmasında çalışmaya başlar. Frankie 2007'de, savaşta en tehlikeli bölge, Bağdat Havaalanı'nı ABD ve İngiliz ana üslerinin bulunduğu Yeşil Bölge'ye bağlayan "Route Irish" adı verilen yolda öldürülünce Fergus, olayın basit bir tesadüften öte olduğunu düşünür ve hem öfke hem de intikam duygularıyla bu cinayeti araştırmaya başlar... &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gösterim Tarihi : 17 Haziran&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-_nKdX0MzFVI/TcZQSjSSMtI/AAAAAAAAAIc/dZHNUfJ13oI/s1600/super_8_poster.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 271px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-_nKdX0MzFVI/TcZQSjSSMtI/AAAAAAAAAIc/dZHNUfJ13oI/s400/super_8_poster.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604255065948959442" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Super 8 / Süper 8 :&lt;/span&gt; Küçük bir Ohio kasabasındabir grup arkadaş 1979’un yazında bir süper 8 filmi yaparlarken bir tren kazasına tanık olurlar ve kısa sonra bunun bir kaza olmadığından şüphelenirler. Kısa süre sonra kasabada sıradışı kaybolmalar ve garip olaylar olmaya başlar- ortada hiçbirinin hayal edemeyeceği kadar dehşet verici bir şey vardır. J.J. Abrams’ın kendi orijinal senaryosundan yönettiği Bad Robot / Amblin Entertainment yapımı olan filmin yapımcılığını Steven Spielberg, J.J. Abrams ve Bryan Burk üstleniyorlar... &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gösterim Tarihi : 17 Haziran&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-1TgCif8qFtA/TcZQoJ5CRvI/AAAAAAAAAIk/OS-AEZNj3lE/s1600/the_beaver_mel-gibson_poster1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 270px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-1TgCif8qFtA/TcZQoJ5CRvI/AAAAAAAAAIk/OS-AEZNj3lE/s400/the_beaver_mel-gibson_poster1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604255437089294066" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;The Beaver :&lt;/span&gt; Jodie Foster'ın tam 16 yıl sonra tekrar yönetmenliğe döndüğü The Beaver'da, Mel Gibson, Walter Black adında, ailesi tarafından terk edildikten sonra bunalıma giren yalnız bir adamı oynuyor. Black, bir kunduz el kuklası sayesinde yeniden insanlarla iletişim kurmayı denemeye başlıyor... &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gösterim Tarih : 17 Haziran&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-EqppzUbklik/TcZQ8Msh7hI/AAAAAAAAAIs/48F3dcA9DY0/s1600/insidious-535x301.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-EqppzUbklik/TcZQ8Msh7hI/AAAAAAAAAIs/48F3dcA9DY0/s400/insidious-535x301.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604255781439532562" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Insidious :&lt;/span&gt; James Wan'ın yönettiği bu korku filminde, Josh ve Renai, üç çocuklarıyla beraber eski bir eve taşınmış ve mutlu bir aile yaşamı sürdürmektedirler. Kaza sonucu küçük çocukları komaya girene kadar. Komadan sonra, John ve Renai oğullarını açıklanamayan esrarengiz ve doğaüstü olaylardan, 'öteki'nden korumak zorunda kalır. Başrollerde Patrick Wilson ve Rose Byrne var... &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gösterim Tarihi : 24 Haziran&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-3EBD50K8Yr4/TcZRUY3Vr9I/AAAAAAAAAI0/N_z989MWCH4/s1600/the_way_back03%255B1%255D.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 272px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-3EBD50K8Yr4/TcZRUY3Vr9I/AAAAAAAAAI0/N_z989MWCH4/s400/the_way_back03%255B1%255D.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604256197022953426" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;The Way Back :&lt;/span&gt; Peter Weir'in yeni filmi, 1940'da Sibirya'daki esir kampından kaçan, farklı milletlere mensup bir grup askerin yol öyküsüne odaklanıyor. Filmin senaryosu, yaşanmış olayları temel alıyor. Başrollerde Colin Farrell, Ed Harris ve Jim Sturgess var... &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gösterim Tarihi : 24 Haziran&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-Bl48AhX40SU/TcZRxaoiioI/AAAAAAAAAI8/eqMM2gU9M5c/s1600/Transformers_3_Set_1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 283px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Bl48AhX40SU/TcZRxaoiioI/AAAAAAAAAI8/eqMM2gU9M5c/s400/Transformers_3_Set_1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604256695713958530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Transformers : Dark Of The Moon / Transformers 3 : Ayın Karanlık Yüzü :&lt;/span&gt; Serinin yeni filminde, Autobotlar, ayda saklanan bir Cybertron gemisini keşfederler. Bu gemiye Decepticonlar'dan önce ulaşmak ve sırrını keşfetmek temel hedefleri olacaktır. Transformers'ın son savaşı yaklaşmıştır... &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gösterim Tarihi : 3 Temmuz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-xANpYdgzuPQ/TcZSkH_Aa8I/AAAAAAAAAJE/FmbpeG323_c/s1600/Deathly-Hallows-Part-2-neville-longbottom-18490386-402-267.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-xANpYdgzuPQ/TcZSkH_Aa8I/AAAAAAAAAJE/FmbpeG323_c/s400/Deathly-Hallows-Part-2-neville-longbottom-18490386-402-267.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604257566881246146" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Harry Potter and the Deathly Hallows: Part 2 / Harry Potter ve Ölüm Yadigarları: Bölüm 2 :&lt;/span&gt; Serinin final macerasında, iyi ile kötünün mücadelesi büyücülük dünyasını büyük bir savaşın içine sokmuştur. Tehdit hiçbir zaman bu kadar büyük olmamıştır ve artık hiçbir yer güvenli değildir. Bu arada, Lord Voldemort ile son karşılaşmasına gittikçe yaklaşan Harry Potter’ın en büyük fedakarlığı yapması gerekecektir. Herşey burada sona erecektir... &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gösterim Tarihi : 15 Temmuz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-EIela1HPEsA/TcZS1bvwMeI/AAAAAAAAAJM/6wGN37e21Yw/s1600/Essential_Killing1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-EIela1HPEsA/TcZS1bvwMeI/AAAAAAAAAJM/6wGN37e21Yw/s400/Essential_Killing1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604257864243753442" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Essential Killing / Ölümüne Kaçış :&lt;/span&gt;  Afganistan’da Amerikalı askerler tarafından yakalanan Mohammed, Avrupa’da bilinmeyen bir yerdeki bir cezaevine gönderilir. Bindirildiği araç kaza yapınca özgürlüğüne kavuşur ve evi olarak bildiği çölden kilometrelerce uzakta, kar altındaki ormanda kaçmaya başlar. Resmen var olmayan bir ordu tarafından acımasızca izlenen Mohammed, hayatta kalmak için öldürmekten başka çaresi kalmadığını görür. Vincent Gallo'nun başrolde tek kelime etmeden muhteşem bir performans sergilediği film, usta Polonyalı yönetmen Jerzy Skolimowski imzası taşıyor... &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gösterim Tarihi : 22 Temmuz &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-psfvia2D9uM/TcZTG_upbfI/AAAAAAAAAJU/Ut-dMJB15jE/s1600/green-lantern.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 265px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-psfvia2D9uM/TcZTG_upbfI/AAAAAAAAAJU/Ut-dMJB15jE/s400/green-lantern.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604258165960568306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Green Lantern 3D :&lt;/span&gt; Gizemli ve engin bir evrende yüzyıllardır var olan küçük ama güçlü bir birlik vardır; Yeşil Fener Kolordusu olarak adlandırılan barış ve adalet koruyucular
